Ben, benim. Ben, ben olmak istiyorum. Canınız cehenneme! Gülünecek durumdayım, param yok, yeteneğimden emin değilim, en evcil koşullar içinde yabanıl bir yaşantım var ama canınız cehenneme!
Senden umut kesene her gün bayram. Sensizliğin nöbetini kim yazıyor? Gecesi var, gündüzü yok; çarşısı var, pazarı yok. Bir soluklanayım diyorum, azıcık şu zihnim oyalansın diyorum, yok. Olsun. Allah var, gam yok. Bensiz nefes aldığın yerler var; şanslı sandalyeler, şanslı yabancılar, seni tanıma fırsatı bulan gözler var. Söyler misin, ne kadar uzak oralar?
Çünkü insanın kendi üzerindeki hükmü, sadece cesaret edebildiği tercihler kadar. Ve insan kendi üstündeki hükmünü yitirdiğinde, duyduğu her şeyin doğru olabileceği ihtimaliyle savruluyor. Kendinden şüphe duymaya başlıyor. Kendinden dozunda duyulmayan şüphe ise insana hayatı, başkalarının aklı ve vicdanı kadar yaşatıyor.