Bizi rahat ettiren, her şeyin sorunsuz ilerlediği zamanlarda "iyilik yanılsaması" yaşıyor olabiliriz. İyi olduğunda inandığımız şey aslında sadece risksiz, konfor alanı içinde pasif geçirilen bir süreç olabilir. Öğrenme, gelişme, ilerleme ya da olumlu anlamda değişimi getirecek şey her ne ise sadece iyilik haliyle ulaşılacak bir durak değildir. Değişimi getirecek süreç kitapta da ifade edildiği gibi; kendi kendine, kendin için uyanık olmakla başlar. Burada uyanıklık; iyi-kötü, doğru-yanlış, yapıcı-yıkıcı her ne varsa buna karşı açık hale gelip büyük öğrenmeleri hayatından kaçırmamak demektir.
Bu dünyada çok az doğru/yanlış ya da iyi/kötü vardır. Öte yandan, yararlı ve yararlı olmayan vardır. Kimi zaman yıkıcı şeyler de vardır, doğurgan şeyler de. Uygun bir şekilde bütünleşmiş ve iyi niyetli eylemlerin yanı sıra, öyle olmayan eylemler de vardır. Ama bildiğiniz gibi, bir bahçenin ilkbahara hazır olması için, sonbaharda tersyüz edilmesi gerekir. Bahçe her zaman çiçeklenmez. Ama bırakın, hayatınızın altüst oluşlarını kendi içsel döngüleriniz düzenlesin, dışınızdaki başka güçler, kişiler ya da içinizdeki negatif kompleksler değil.
Dört bir yanımız davetkar bir dünyayla çevrilidir; hayatlarımıza kurnazca sokulan, daha önce hiç iştahımızın olmadığı ya da pek az olduğu hallerde iştah açan ve yaratan bir dünya. Bu türden bir seçim tarzıyla hareket ederken belli bir seçimde bulunmamızın nedeni, o sırada önümüzde bir seçenek bulunmasıdır. Bunun bizim istediğimiz şey olması şart değildir, ama ne ilginçtir ki, ona ne kadar uzun süre bakarsak bizim için o kadar cezbedici hale gelir.