Kaçacağız biz. Kendimizden kaçıyoruz. Hayatımızdan. On sekiz yaşında idik; dünyayı, hayatı sevmeye başlamıştık, sevdiğimiz bu şeylere kurşun sıkmak zorunda kaldık. Patlayan ilk mermiler kalbimize saplandı.
Kimse çıkıp da bize okulda; yağmurlu, fırtınalı havada sigaranın nasıl yakılcağını, ıslak odunun nasıl tutuşturulacağını, yahut bir süngünün, kaburgalar arasına takılıp kaldığı için, en iyi karına saplandığını öğretmedi.
Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz.