Öznel boşluk yaşantısı kendiliğin nesne temsilleriyle -yani başkalarıyla önemli yaşantıları iç ruhsal olarak temsil eden ve ben kimliğinin temel bir içeriğini oluşturan iç nesneler dünyasıyla- normal ilişkisinin geçici ya da kalıcı bir yitimini temsil eder.
Şizoid boşluk yaşantısı, yalnızlık hissine yakın değildir; yalnızlık, başkalarıyla anlamlı ilişkiler olasılığının tam ve yoğun bir biçimde farkındalığını içerir; bu hastaların tedavilerinde uzun bir süre böyle bir farkındalıkları yoktur.
Artık yaşam anlam içermiyor görünmektedir, gelecekte herhangi bir doyum ya da mutluluk umudu yoktur, arayacak, arzulanacak ya da çaba gösterilecek hiçbir şey yoktur. Bu hastalar artık kimseyi sevemeyeceklerini ve herhangi bir kişinin onları sevmesi için de bir neden olmadığını düşünürler; insan dünyası, insanlar arasında anlamlı ilişkiler açısından, ya da en azından bu hastaları içeren anlamlı, sevgi ilişkileri açısından boşalmıştır. Cansız nesnelerden oluşan dünyaları, sanki bu nesneler kendilerini çevreleyen alışıldık fonlarından fırlayıp nüfuz edilemez, anlamsız ya da erişilemez bir nitelik ediniyormuş gibi kesin sınırlarla ayrılmıştır.
Sınır hastalar çoğu zaman duygularının tam niteliğinden haberdar değildirler ve bu duyguları psikoterapistlerin daha önce kendilerine söylediklerine uygun olarak etiketlerler…