Yamaç

Puan vermedi·120 syf.··
2023 10. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2023 16:27
Bu terim aslında bir eksiklik, eksik olan bir çözümün maddi ve mecazi tasviri, bir sembolü... Öyle bir tasvir ki içinde kadınların finansal bağımsızlıklarını kazanması, erkeklere bağımlı olmadan entelektüel ve sanatsal çabalarını sürdürmesi, fırsat eşitliği var. Yeteneklerin keşfedileceği, kendiliğin özgürce ifade edilebileceği, düşüncelerin kimseden saklanmayacağı, sansürlenmeyeceği bir oda... Kendine Ait Bir Oda -üst paragrafta birinci anlamıyla terim olarak bahsettiğim- toplumsal cinsiyet, kadın hakları ve toplumda kadınlara uygulanan sınırlamalar konularını ele alan ufuk açıcı bir feminist çalışma. Woolf bu çalışma ile kadınların entelektüel ve yaratma özgürlüklerini savunurken karşılaştıkları mücadeleleri okurla paylaşıyor. Verilen örnekler yanlış hatırlamıyorsam hep orta sınıf beyaz kadınlar üzerinden ilerliyor. Bu sınırlı bakış açısının ilerde bahsedeceği çözümün uygulanabilirliğini kısıtladığını düşünsem de kitabı elime aldığımda zaten derin bir analizle karşılaşmayacağım sayfa sayısından aşikardı. Yine konuşma havasında yapılan bir çalışmanın da derin bir analize dönüşmemesini beklemek gerek bir yerde. Kendine Ait Bir Oda'nın bence en dikkat çeken yönlerinden biri, Woolf'un zamanının hakim normlarına korkusuzca meydan okuyarak ataerkil sistemlerin genelgeçer bir eleştirisini sunması olabilir. Kadınların karşılaştığı tarihsel dezavantajlar eserde vurgulanarak, ilerlemelerini yavaşlatan toplumsal engellere ışık tutuluyor. Woolf bu engelleri genel olarak ekonomik, edebi ve finansal örnekler üzerinden veriyor. Eser ilk bakışta görece daha manifesto gibi düşünülse de bence örneklerin şiirsel sunumları sanatsal bir özellik de veriyor çalışmaya. Bir çırpıda okunabilir...
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Can Yayınları · 202248,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·255 syf.··
2023 6. kitabı
Dostoyevski'nin Öteki'si kimlik ve insan ruhu temalarını araştıran karmaşık bir psikolojik roman. Akış, kahramana fiziksel olarak benzeyen ve hayatında kendi yerini almaya çalışan bir görüntü ikizinin üzerinde ilerliyor. İncelemeyi olabildiğince içerik vermeyeye çalışarak, sadece bende yarattığı hissiyatları anlatarak tamamlamaya çalışacağım ki, henüz başlamayanın merakına, çokça bitirenlerin okuduğu bir yazıda ket vurulmasın. Öteki Dostoyevski'nin ikinci romanıydı. Yazdığı mektuplarda Öteki'nin bir şaheser olacağını hatta onu Ölü Canlar'dan daha çok seveceğini söylemiş kardeşine, fakat yıllar sonra fikrin parlak ama uygulamanın başarıya ulaşmadığını, beklentileri karşılayamadığını yazmış. Tabii yıllar sonra Suç ve Ceza, Ezilenler, Karamazov Kardeşler gibi eserler çıkaracak bir el için bu kıyasta bir şey denemezdi. Öte yandan ben, Dostoyevski'nin parlak olarak değerlendirdiği fikri uygulamada da aynı ışıklar içinde görüyorum. Tabii diğer romanlarına kıyasla, onu klasikleştiren ruhsal çözümlemeler pek yoğun değil, bu açıdan düşündüğünüzde, Dostoyevski penceresinden baktığınızda o farkı hissetmek mümkün... Sanıyorum başarısız olarak değerlendirdiği bu romandan sonra terk ettiği metoduydu. Yeri gelmişken, bu metot, bir kahramanı anlatırken içinde bulunduğu ruhsal duruma göre o ikircikli ruh halini bir "ikiz"le çoklamak, "öteki"ni oluşturmak olsa gerek. Bu tarzı ilk kez kullanıp, terk ettiği romanı olduğu için yazarı okumada bir kilometre taşı diyebilirim eser için. Romanda kahraman Golyadkin'in ruhunun derinliklerine inilir, zihninin içsel işleyişi ve eylemlerinin ardındaki motivasyonlar araştırılır. Ana temalarından biri, üstte dediğim gibi çift ya da ikiz fikridir. Eserin Rusça isminin "Çift" olduğunu ve İngilizce'ye "The Double" olarak çevrildiğini bilmekte fayda
Edebiyat
ÖtekiFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201930,4bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2022 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2022 23:50
Biraz uzun bir inceleme olabilir ama okumayı düşünenler için bir ön bilginin kesinlikle gerektiği kanısındayım ve umuyorum yardımcı olur. Öncelikle kabataslak içerikten bahsedeyim. Fromm sevgi üzerine yaklaşımını aktarırken konuyu iki dala ayırır, bunlar "teori" ve "pratik". Teori bölümünde tanrı sevgisi, kardeşlik sevgisi, anne sevgisi gibi kategorize edilmiş yaklaşımlar mevcut. Bana kalırsa psikanaliz dünyasına heyecan getiren şey tam olarak bu. Konuşulanın doğruluğu ya da yanlışlığı değil. Ancak bu sayede görece aykırı ve uzlaşması zor düşünce biçimleriyle karşılaşabiliyoruz. Sevme Sanatı'nda da Neo-Freudyen bir yazar olarak Fromm'da bu özelliği görmek mümkün ama bu eseri sosyolojik bir yapıt olarak kabul edip bu bakışla okumak hem sizi hayal kırıklığına uğratmayacak hem de hayatınıza yeni pencereler açmanıza fırsat sağlayacaktır, çünkü sevme olarak bahsedilen şey bugüne kadar düşündüklerinizden bayağı farklı ele alınıyor. Eser genelinde Fromm'un hoşuma giden birçok yaklaşımı oldu, bunlardan en sevdiğim kuşkusuz sevginin bir eylem olduğu yaklaşımıydı. Bu noktayı açıklamak zor olacak ama, galiba bugüne kadar sevgi üzerine okuduğum en güzel sözü bu eserde buldum: "Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin 'içinde olmaktır', bir şeye 'kapılmak' değil." Bu alıntıyı daha anlamlı hale getirip açıklamak mümkün; çeviride ne kadar "eylem" sözcüğü seçilse de özgün metindeki kelime "activity". Bu bağlamda sevgiyi "eylem" yerine "faaliyet"e yormak sanıyorum bize daha güzel kapılar aralayacaktır. Çünkü ne kadar birbirlerine yakın anlamları olsa da, "faaliyet" bana içinde ruhsal bir istenç veya çaba olmadan gerçekleştirilebilir bir edim gibi gelmiyor. Hoşuma giden diğer bir noktaysa ideal sevme durumu içinde "kendiliğinizi" koruma halinin, yani birliktelikte aynı
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,7bin okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2021 7. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2021 16:45
Kitap, deliliğin hep alıştığımız görünümünden farklı görünümleri olduğuna parmak basıyor. Leader toplumsal yaşamla uyum içinde öznelliğini sürdürebilen psikotiklerin olduğunu, bizlerinse onların deliliğini sadece tetiklendiği durumlarda fark edebildiğimizi söylüyor. Bir bakıma delirene kadar herkes görünmeyen bir delidir gibi bir anlam çıkabilir buradan fakat kitabı okuduğunuzda genel yargıların aslında ne kadar yetersiz olduğunu da anlayacaksınız. Değişen DSM tanılarından, değişen coğrafi tanılara, değişen söylemlere kadar deli olarak nitelendirilmenin birden fazla etkene bağlı olduğu görülüyor. Benim diğer en sevdiğim yaklaşımlardan birisi de kitapta delirmenin öncesi ve sonrasına detaylı yer verilmiş olmasıdır. Oluşum süreciyle deliliği ele alması ve sayısız hasta konuşmaları barındırması yazarın aktarmak istediklerini harika şekilde pekiştirmiş. Tabii ki kitabın Lacancı Bakış dizisinin bir üyesi olduğunu unutmamak lazım, bu bağlamda her Lacan içerikli kitapta olduğu gibi Lacan hakkında bir ön bilgi kitabın anlaşılmasında çok faydalı olacaktır. İyi okumalar...
Psikoloji
Delilik Nedir?Darian Leader · Encore Yayınevi · 2016113 okunma
Büyük bir hayal kırıklığı. Kendini gerçekleştirmiş insan tanımı yapılan, deyim yerindeyse nasıl kendini gerçekleştirirsin tarifi verilen, kişisel gelişim niteliği gösteren bir kitap. Estetik bakış açısıyla bakmanın sadece kendini gerçekleştirmiş insana özgü olduğu, bir gereksinimi sağlamadan diğer gereksinimin duyulmayacağı gibi birçok son derece başarısız, yüzeysel yaklaşımlarla dolu.
İnsan Olmanın PsikolojisiAbraham Maslow · Kuraldışı Yayıncılık · 20201,056 okunma