En çok acıtan hisler, en çok yakan duygular en saçma olanlardır. İmkansiz seylerin arzusunu duymak kesinlikle imkansiz olduklari icindir; gecmise olmayan seyler icin duyulan ozlem; olmus olabilecekler icin duyulan arzu, baska birisi olmadigin icin duyulan pismanlik; dunyanin varolusundan duyulan tatminsizlik. Butun bu ruhun bilincinin ara tonlari, bizi kendiligimizin sonsuz bir gunbatiminda, aci dolu bir manzaranin icinde yaratir.
Ama hayal kurmaktan, talep etmekten, denemekten vazgecemeyiz. Arzulamamıza engel olamazsın.
Arzu ! Ne kelime ama ! Iste simdi tehlikeli sulara dalıyorsun.
Tuhaf ama toplum tarafindan haksiz yere dislanmanin, damgalanmanin insani ozgurlestiren bir tarafi vardi; sayginligini, itibarini yitirince hafifliyordu insan, tum rollerden arinip kendi icine donuyordu istese de istemese de.
Niye bazı insanlar kökler ile kafayı bozmuşlardı ki ? Dallarda güzeldi mesela. Yapraklar, yemişlerde. Tabii kökleride severdi. Ağaçları severdi çünkü. Kök dediğin toprağı hem altında hem üstünde dört yana ilerlerdi. Yani tek bir çizgide seyretmezdi. Kökler bile sabit ( yada sabit fikirli ) olmayı reddederken insanlara illa da köküne sadık kal diye ısrar etmek hangi yarım akla hizmetti ?