Aslıhan Gül

Aslıhan Gül
@aaslihangul
“We are our choices” Jean-Paul Sartre İnstagram ve TikTok: aslidankitaplar
Hemşire
Ege Üniversitesi
Antalya
İstanbul
332 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
7/10
·98 syf.··
2026 50. kitabı
Marlen Haushofer Avusturya edebiyatının önemli isimlerinden ve oldukça ses getiren, dikkat çekici ve kadın dünyasının sancılı, sarsıcı konularına değinmiş bir yazar. Dilimize çevrilmiş kitaplarından iki tanesini daha almıştım ama yazarın dünyasına giriş kitabım olarak bu metnini seçtim. Kitap aslında iki novelladan oluşuyor. Peki novella nedir? Romandan daha kısa ancak hikayeden daha uzun metinlere verilen isim aslında. Bu metinler de novella terimine bana kalırsa çok iyi uymakta. Kısa bir metinde okuru gerçekten farklı bir havaya sokuyor ve içine alıyor kitap. Stella’yı Öldürüyoruz’da kesinlikle kasvetli bir hava hakim. Metnin başından itibaren zaten gerçekleştiğini bildiğimiz bir olay var ve bu olayın gerçekleşmesine sebep olan süreci okuyoruz. Zihninizde sadece bir olay akışı canlanmasın yalnız. Bir kadının adım adım sona sürüklenişini okurken arka planda başka bir kadının dünyasına da kapı açıyoruz. Çünkü Stella’nın ölümüne kadar geçen süreçte bir ailenin içindeki çarpık süreçleri, bir kadının duygu ve düşünce dünyasında kopan fırtınaları da okuyoruz bir yandan. Bir annenin evlatlarıyla olan farklı ilişkileri ve kadın olarak yaşadığı sorgulamaları ve korkuları bizi içine alıyor. Yazar metin boyunca okuyucuya o gerilimi, kasveti ve huzursuzluk duygusunu çok başarılı bir şekilde veriyor ve sürekli “şimdi bir şey olacak” hissiyle çeviriyorsunuz sayfaları. Kendi kısa ama etkileyici bir metindi bence. Beşinci Yaş ise önceki novelladan daha zayıf bir metin gibi geldi bana. Belki de Stella’yı Öldürüyoruz o kadar güçlü bir anlatımdı ki; peşinden gelen hikaye bana daha az etkileyici gelmiş olabilir. Ailesini yitirmiş, büyükanne ve büyükbabası ile yaşayan küçük Marili’nin çocuksu zihniyle yetişkinlerin kendine has karmaşası arasında gidip geliyor metin. Yer yer
Stella'yı Öldürüyoruz - Beşinci YaşMarlen Haushofer · Yapı Kredi Yayınları · 202636 okunma
Reklam
Lüzumsuz Kadın/ Rabih Alameddine
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Aaliya yani yüksekteki,ayrı olan ve bu onun ismiyle yaşadığı hayatının hikayesi. Ne desem nereden başlasam bilemiyorum. Öyle bir kitap okudum ki okurken “Off ben ne okuyorum. Bu ne muazzam bir metin.” Diyip durdum kendi kendime. Beyrut’ta savaşların gölgesinde yıllardır yalnız başına yaşayan Aaliya’nın kendi ağzından yaşamını okuyoruz ama kronolojik sırayı takip eden düzenli bir metin olmaktan ziyade zihninde ve yüreğinde kalan o anıları anlatmak daha çok. Ancak kitabın en etkileyici kısmı bu değil; bu kitabı okurken her sayfada insanın kendine yaptığı o özeleştiriyi, yaşamın ondan aldıklarını ve eksik kalmışlıkları da okuyoruz. Öte yandan her sayfada okuyucuya inanılmaz bir edebiyat ziyafeti veriyor yazar. Aaliya’nın bahsettiği muhteşem yazarlar, kitaplar, müzisyenler kitabı muhteşem bir sanatsal potporiye çeviriyor. Özellikle edebiyat seven sıkı bir okursanız, kendinize bir kitaptan onlarca kitap tavsiyesi alırken buluyorsunuz. Metinde anlatılan olayların mitolojik öykü ve karakterlere atıfta bulunarak anlatılması, kitabın geçtiği şehir ve bir kadının toplumsal beklentileri karşılamak istemediği için kitaplarıyla evinde kurduğu dünyasını okurken hiç sıkılmadım. Hızlı geçişler var kitapta ama ilginin dağılmasına izin vermiyor yazar. Felsefik ve yaşamla ilgili pek çok soruyu cevaplamaya çalışıyoruz Aaliya ile birlikte. Bazı anlarda ise onun da her insan kadar aslında yalnız kalmış olmaktan duyduğu acıları paylaşıyoruz. Yaş aldıkça bu duygular ve hezeyanlar artıyor haliyle. Finale doğru ise apartmanda gerçekleşen bir kazadan sonra kendini dışarda tuttuğu ve sevmediğini düşündüğü arkadaşlarının ona yardım etmesini konu alan bir bölüm var ve burada karakterimiz de yanılıyor olabileceğini düşünmeye başlıyor. En severek okuduğum bölümlerden biriydi. Savaş ve
Lüzumsuz KadınRabih Alameddine · Budala Kitap · 2021491 okunma
7/10
·78 syf.··
2026 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:00
İtalo Calvino İtalyan yazınında büyük yer edinmiş bir yazar aslında. Yapıtlarını görmüş olmama rağmen bu zamana dek herhangi bir metnini okumuş değildim ama Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü ile yazarın dünyasına giriş yapmış oldum. Bu girişten ise pek bir memnun kaldım diyebilirim. 75 sayfalık bu kısa gibi görünen metinde, sandık gözlemcisi Amerigo’nun bir seçim merkezindeki uzun gününü okuyoruz. Yalnız bu okuma çevrede gelişen bir olaylar silsilesini okumaktan ziyade Amerigo’nun düşünce dünyasına yaptığım bir seyahatten oluşuyor. Din görevlileri tarafından yönetilen bir akıl hastanesinde, dezavantajlı ve engelleri bireylere oy verme hakkı tanınması ile başlıyor Amerigo’nun gözlemleri ve bu sağlık kuruluşu üzerinden kocaman bir dünya ve sistem eleştirisi okumaya başlıyoruz. Amerigo vasıtasıyla hayatla ilgili pek çok soru soruyor yazar. Toplumu, değer yargılarımızı, ön yargılarımızı ve inançlarımızı kökten bir sorgulayış var Amerigo’nun sorularında. Temelinde insanı düşünmeye ve sorgulamaya yönelten inanılmaz bir metin olmasına karşın yazarın kullandığı imgeler, metinde anlatmak istediğine ulaşırken izlediği yol okuma deneyimini ciddi şekilde zorlaştırıyor bence. Bu kendi kısacık ancak anlamı derin kitapta inanılmaz bir sistem eleştirisi sunarken okumayı oldukça yavaşlatan hatta bazı cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettiren bölümler olduğunu itiraf edeceğim. Anlatım tekniği itibariyle okurken yer yer böyle zorluklarla karşılaşıyor okuyucu. Kolay okunmuyor ama kitaptan ve okuduğum hayatla ilgili görüşlerden şunu anlıyorum ki zaten kolay okunmak gibi bir amaç gütmüyor çok farklı ve daha derin bir amaç güdüyor, toplumsal normları temelden eleştirirken, okura da bunu sorgulatmak ve belki de gerçekten bazı satırları tekrar tekrar okutmak istiyor yazar. Benim
Sandık Gözlemcisinin Uzun GünüItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 2017288 okunma
Esme Lennox Nasıl Yok Oldu - Maggie O’Farrel
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
Esme çağının beklentilerine uymayan ve ailesinin ondan beklediği davranışları göstermeyen ele avuca sığmaz bir genç kızdır. Evlenmek ve anne olmak gibi idealleri olmayan özgür ruhlu ve döneminde kadınlardan beklenen yaşam biçimini arzu etmeyen biridir. Günün birinde çevrelerinde bulunan zengin ve köklü bir ailenin genç oğlunun Esme’ye aşık olduğunu söylemesi ve etrafında pervane olması ile Esme’nin de aklı karışmaya başlar. Ancak olaylar ilerledikçe ne yazık ki okuyucunun hayal ettiği şekilde değil bambaşka ve korkunç bir hal alır ve Esme Lennox yok olur. Tam 60 yıl boyunca… Yalanlar ve haksızlıklarla bir akıl hastanesine mahkum edilen Esme ile geçmişin ve gerçeklerin bir yüzleşmesi başlar. Elimden bırakamadan soluksuz bir şekilde okuduğum bu metin, okuyucunun devamlı içinde şüphe ve merak barındırmasını sağlıyor, bu sayede bir solukta sona geliyorsunuz. Yazarın duygu ve düşünceleri aktarma biçimi, durumları betimleme yeteneği ve neredeyse son sayfaya kadar bir yapbozun parçaları gibi olayların yavaş yavaş tamamlanması, olayların okuyucuya parça parça verilmesi ve sürekli sayfaları çevirme arzusu doğuran geçişleri, beni yazara bir kez daha hayran bıraktı. Hele bir bölüm var ki boğazımda düğümlerle okudum. Anlatım tekniği olarak beni kendine bağlayan bir kitap oldu. Ancak zaman atlamaları ve hızlı geçişler var kitapta sonraki paragrafta bir zamandan diğerine geçiyoruz ve bu bazı okuyucular için zorlayıcı olabilecek bir nokta diye düşünüyorum. Yazarın çok ağır bir dili olmamasına rağmen okuyucuyu derin düşüncelere ve duygusal geçişlere çok güzel bir şekilde yönlendiriyor. Pek çok okurun severek okuyacağını düşünüyorum. Edebiyatla kalın
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,945 okunma
“Utanmaktansa mahvolmayı, yok olmayı bile tercih etmiyor muyduk?”
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
Travenian ile tanışmam yıllar önce Şibumi ile olmuştu. Okuduğum dönem beni etkisi altına alan yazarın kalemi ile daha önce tanışmış olduğum için “Katya‘nın Yazı” da beklentim yüksek bir şekilde okumaya başladığım kitaplardan oldu. Kitabın ilk yarısında tıp fakültesinden yeni mezun olmuş genç bir hekimin taşrada görev yaptığı esnada yaşadıkları, kurduğu hayaller ve hayata dair düşüncelerini okuyoruz. Birinci dünya savaşının ayak sesleri duyulmaya başlamış ve doktorumuz savaştan önceki son yazda bir gün Katya ile tanışmıştır. Katya’nın hayat dolu ve neşeli halleri gencimizi etkilemiş ve aralarında yavaş yavaş bir aşk filizlenmeye başlamıştır. Sıradan bir gençlik aşkı, bir hayranlık, bir tutku gibi başlayan bir aşk hikayesi; kitap ilerledikçe gizemli bir hal almaya başlar. Hikayenin ikinci yarısında ise yalanlarla örülmüş bir hikayeye tanık olmaya başlıyoruz ve kitabın finalinde ise son derece vurucu sarsıcı ve korkunç gerçekler çarpıyor yüzümüze. İkinci yarısından itibaren soluksuz okuduğum bu kitap okuyucunun merak unsurunu her zaman diri tutması ve aynı zamanda karakter geliştirmesi ile gerçekten şahane kurgulanmış bir metin. Nefes kesici bir olay örgüsünün yanında kişisel diyaloglar ve metnin içinde yer alan bazı bölümler beni derin düşüncelere sevk
Katya'nın YazıTrevanian · E Yayınları - Yabancı Romanlar Dizisi · 20172,329 okunma
Reklam