İtalo Calvino İtalyan yazınında büyük yer edinmiş bir yazar aslında. Yapıtlarını görmüş olmama rağmen bu zamana dek herhangi bir metnini okumuş değildim ama Sandık Gözlemcisinin Uzun Günü ile yazarın dünyasına giriş yapmış oldum. Bu girişten ise pek bir memnun kaldım diyebilirim.
75 sayfalık bu kısa gibi görünen metinde, sandık gözlemcisi Amerigo’nun bir seçim merkezindeki uzun gününü okuyoruz. Yalnız bu okuma çevrede gelişen bir olaylar silsilesini okumaktan ziyade Amerigo’nun düşünce dünyasına yaptığım bir seyahatten oluşuyor.
Din görevlileri tarafından yönetilen bir akıl hastanesinde, dezavantajlı ve engelleri bireylere oy verme hakkı tanınması ile başlıyor Amerigo’nun gözlemleri ve bu sağlık kuruluşu üzerinden kocaman bir dünya ve sistem eleştirisi okumaya başlıyoruz.
Amerigo vasıtasıyla hayatla ilgili pek çok soru soruyor yazar. Toplumu, değer yargılarımızı, ön yargılarımızı ve inançlarımızı kökten bir sorgulayış var Amerigo’nun sorularında. Temelinde insanı düşünmeye ve sorgulamaya yönelten inanılmaz bir metin olmasına karşın yazarın kullandığı imgeler, metinde anlatmak istediğine ulaşırken izlediği yol okuma deneyimini ciddi şekilde zorlaştırıyor bence.
Bu kendi kısacık ancak anlamı derin kitapta inanılmaz bir sistem eleştirisi sunarken okumayı oldukça yavaşlatan hatta bazı cümleleri tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettiren bölümler olduğunu itiraf edeceğim. Anlatım tekniği itibariyle okurken yer yer böyle zorluklarla karşılaşıyor okuyucu.
Kolay okunmuyor ama kitaptan ve okuduğum hayatla ilgili görüşlerden şunu anlıyorum ki zaten kolay okunmak gibi bir amaç gütmüyor çok farklı ve daha derin bir amaç güdüyor, toplumsal normları temelden eleştirirken, okura da bunu sorgulatmak ve belki de gerçekten bazı satırları tekrar tekrar okutmak istiyor yazar.
Benim