📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Afrodizyak” bir kıskançlık vardır: Aldatılma korkusu çift arasında yaratıcı bir anksiyete meydana getirir, bu da can sıkıntısını ve kayıtsızlığı önler: Kadın kendini diğerler için değil onun için güzelleştirir; adam ona kendini prensesmiş gibi hissettirir, onunla mutlu olduğunu, böbürlendiğini gösterir.
Çift için yararlı olan bu kıskançlığın yanında, patolojik kıskançlık biçimleri de vardır: sahiplenmeci kıskançlık, geçmişe dönük kıskançlık ve hatta gerçeklikle hiçbir bağı olmayan vesveseci kıskançlık.
Bugün gerçek bir ideolojik şokla karşı karşıyayız: “sonsuza değin” der evlilik ya da büyük aşkın romantik algısı; oysa “hemen şimdi ve burada” cevabını veriyor geçmişi derhal unutan, geleceği de bilmediği için hesaba katmayan bugünkü toplumumuz.
Kıskanç erkeklerin genellikle daha şiddete meyyal olmalarına ve daha fazla suç işlemelerine rağmen, kadınların erkeklerden daha kıskanç olduğunu ortaya koyan bir kamuoyu araştırması yürütmüştüm.
O zamandan beri erkekler kendilerine gitgide daha az güveniyor ve daha sahiplenmeci davranıyorlar gibi geliyor bana. Sorulduğunda, arkadaşlarına ve eşlerine büyük bir güven duyduklarını söyleseler de, aldatılmaktan korktuklarını itiraf ediyorlar.
Bir erkek güvenli gelebilir, diğeri macera yaşatır, üçüncü de “ruhsal bir çekim” yaratabilir. Burada tekeşliliği aşmak, duyguları idare etmenin yeni bir biçimi olabilir mi? Salomon bunu öneriyor ve olumsuz bir algısı olan “sadakatsizlik” kelimesinin yerine de “çoklu sadakat” tabirini öneriyor. Ama sınır aynı yerde durmaya devam ediyor: kıskançlık. Çoğu zaman karıştırılsa da, sahiplenmecilik anlamında değil.