Hele kadınların çoğunlukla pek sakin olduklarına inanılır, ama kadınlar da tıpkı erkekler gibi duygu sahibidir. Erkekler gibi onlar da zekâlarını, yeteneklerini işletmek için bir uğraş, eylem alanına gereksinme duyarlar. Üzerlerindeki baskı pek ağır, sürdükleri yaşam pek durgun olursa acı duyarlar bundan, zarar görürler. Onlardan daha ayrıcalıklı olan erkeklerin, “Kadınlar yemek pişirip çorap örmekle, piyano çalıp nakış işlemekle yetinsin,” demeleri dar kafalılıktır! Bir kadın, geleneklerin kendisi için yeterli saydığı şeylerden daha fazlasını yapmak, öğrenmek isterse onu kınamak, alaya almak düşüncesizliktir.
Genç, gözü açılmadık biri için, dünyayla her türlü bağlarını koparmış olarak yapayalnız kalmak; gideceği yere ulaşıp ulaşamayacağından emin olmadığı gibi, geldiği yere dönmesini engelleyen birçok koşullar bulunduğunu bilmek... Son derece garip bir duygu. Serüven olasılığı bu duyguyu tatlılaştırır, gurur ateşi de ısıtır, ama sonunda korku ürpertisi tedirgin eder.