ayse

ayse
@aayse_e
O uzun ve bitmek bilmeyen çileli günlerine yapılan en ufak bir gönderme ya da herhangi bir başka dış sebep -tıpkı mahkemede olduğu gibi- ruhunun en derinlerine işleyerek onun bu duruma gelmesine sebep oluyordu; fakat hüzün bazen de kendiliğinden geliyordu, sanki üç yüz mil uzaktaki Bastille’in gölgesi, yaz güneşinde bile, onun hikayesini bilmeyenlerin asla anlayamayacağı bir keder bulutu olup çöküyordu üzerine.
Reklam
Sesin insanın yüreğini parçalayan yanı, uzun süreli yalnızlık ve terk edilmişlikten kaynaklanıyor olmasıydı. Âdeta çok, çok eskiden çıkarılmış bir sesin en son cılız yankısıydı. İnsan sesinin sahip olduğu o canlılığı ve tınıyı öylesine yitirmişti ki, insanda, bir zamanlar güzel olan bir rengin soluk bir lekeye dönüşmesinin yarattığı hissi yaratıyordu. Ses öylesine boğuk ve bastırılmıştı ki, yerin altından geliyor gibiydi. Umarsız ve kaybolmuş bir yaratığın anlam yüklü sesiydi sanki; kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde bir başına, aç biilaç gezinmekten bitap düşmüş bir yolcu, ölüm döşeğinde evini ve dostlarını yâd ederken sesi böylesi bir tonda çıkardı ancak.
Öldüğümde çok sevdiğim şu kitabın sayfalarını artık çeviremez olacağım, bu yüzden de ölmeden önce hepsini okumuş olmaya dair nafile bir umut besliyorum. Bir an ışık vurduğunda yüzeyin altındaki hazinelerin ve batıkların hayal meyal göründüğünü şu dipsiz suyun derinliklerine bakamayacağım. Zira ben henüz tek sayfasını okumuşken kitabın aniden kapanacağını çoktan yazmıştır. Yüzeyinde ışıklar oynaşırken, suyun sonsuza dek donmasına hükmedilmiştir; bense kıyıda öylece kalakalmaya mahkûmum. Arkadaşım, komşum, sevgilim, ruhumun kıymetlisi öldü; onun o -benim de ömür boyu yüreğimde saklayacak olduğum kendi sırrım gibi- kimselerle paylaşılmayan sırları, acımasızca perçinlenmiş ve sonsuza dek mühürlenmiştir artık. Bu şehrin, içinden geçtiğim herhangi mezarlığında yatan onca kişi arasında, biz yaşayanların birbirimiz için olduğumuzdan daha büyük muamma var mıdır?
Her insanın bir başkası için muamma oluşu, üzerinde düşünülmesi gereken muazzam bir hakikattir.
Oysa kadınlar daima suçsuzca acı çekerler; üstelik "ellerinde olmaksızın" değil, gerçek anlamda, ki aslında belki bu da yine "elinde olmaksızın"a çıkar.
Reklam