" Teyze," dedi, "alırsa verelim. Acından ölmesin. El anama avradıma sövmesin de... Böyle öleceğine, öyle ölsün. Bak şu hale... Acından ölmesin de göz göre göre... Herkesin çocuğu ölüyor. Ölür, ölsün..."
"Zaten," dedi, "dilinden düşmüyordu. Bin yılın bir başı, bin yılın bir başı... Bir seviniyordu ki el kapısından kurtulduğumuza. Deli gibiydi. Görmedi gününü. Doya doya çalışamadı kendi işimizde. El işi zor geliyordu kendine, el işi, el için çalışma öldürüyordu onu.