Muhyiddin İbn'ül Arabi'ye "Allah kimdir" diye sordular;
"Allah, başlangıcı olmayandır" dedi ve şöyle devam etti:
"Allah, tektir ve eşsizdir,
Her şey O'ndandır, her şey O'nundur ve her şey O'dur,
O, hiçbir şeye muhtaç olmayandır,
Allah, 'bir' tanımlamasıyla bile sınırlandırılamayandır.
Biz, Allah hakkında, kayıtsız, şartsız (salt) bilim ve hayat sahibidir deriz. Buna göre, Allah diri ve bilgindir ve biz Hakk'ın ilmi hakkında, O, başlangıcı olmayandır, deriz."
"O, evvel (ilk, başlangıç) olmakla beraber bir başlangıca bağlanamaz. İşte, bu nedenle, O'nun hakkında 'ahir' (son) tanımı kullanıldı. Başlangıç ve sonun aynı varlıkta olması, varlığın tekliğini gerektirir.
Yani, O'ndan başka bir varlığın olmadığını düşündürür. Çünkü bir şeye evvel veya son diyebilmek için ondan başka bir şeyin daha olması gerekir. Ancak, o zaman, o şeyin evvel ve son olduğu söylenebilir. Öyleyse, O'nu başlangıç veya sondur, diye sınırlandıramayız."
"Bil ki, Allah denilen varlık, kendisi bakımından tek ve eşsizdir, isim ve sıfatları (kudret ve imkânları), bakımından O bir 'kül', yani topluluktur veya bütündür. Her yaratılanın ancak kendisine göre bir Rabbi, yani Tanrı'sı vardır. Bu nedenle, Allah'ın yaratılana göre bir bütün olması mümkün değildir. Bununla beraber, hiçbir varlık için de, öncesizlik, yani başlangıçsızlık yoktur. O, yani başlangıcı olmayan varlık, parçalanmayı, bölünmeyi kabul etmez. O'nun eşsiz birliği, kendisinde düşünce halinde var olan tüm kudret ve imkânların toplamı demektir. Demek ki, her varlık, kendisinin sahip olduğu değer kadar, yani ulaştığı anlayış, kavrayış ve bilinç kadar O'nu idrak edebilir."
Alıntı