Farabi’nin “El-Medinetü’l-Fazıla” (Erdemli Şehir) adlı eserinde toplum, siyaset ve ahlak üzerine birçok derin düşünce vardır. İşte eserden bazı önemli alıntılar ve özlü ifadeler:
1. “Devletin amacı, halkın mutluluğunu sağlamaktır.”
– Farabi, devletin varlık sebebinin halkın ahlaki ve maddi refahını temin etmek olduğunu vurgular.
2. “Erdemli insanlar, şehrin gerçek zenginliğidir.”
– Toplumda gerçek değer, mal ve servette değil, ahlaki ve entelektüel niteliklere sahip bireylerde bulunur.
3. “Halk, bilgeliğe ulaşmış liderlerin rehberliğinde huzura kavuşur.”
– İyi yönetim için bilge liderlerin gerekli olduğunu belirtir.
4. “Adalet, şehirde düzeni ve mutluluğu sağlar.”
– Adalet, hem bireysel hem toplumsal refahın temelidir.
5. “İyi şehir, insanın ruhsal ve akılsal potansiyelini gerçekleştirdiği yerdir.”
– Medinetü’l-Fazıla, yalnızca ekonomik veya askeri güç değil, aynı zamanda ahlaki ve entelektüel gelişimle mümkündür.
6. “Toplumun mutluluğu, bireylerin erdemli yaşamaları ile doğrudan ilişkilidir.”
– Bireysel ahlak, toplumsal huzur ve devlet istikrarı için şarttır.
7. “Bilgi ve hikmet, şehrin temel direkleridir.”
– Eğitim ve akıl, toplumun gelişmesi ve yönetimin etkinliği için esastır.
8. “Kötü lider, şehrin çöküşüne yol açar; erdemli lider ise şehri yüceltir.”
– Liderin karakteri, toplumun kaderini belirler.
9. “Halk, doğru eğitilirse mutluluk ve erdeme ulaşabilir.”
– Eğitim ve kültür, toplumun ahlaki düzeyini yükseltir.
10. “Erdemli şehir, yalnızca adalet ve bilgi ile ayakta durur; güç ve zenginlik tek başına yeterli değildir.”
Sayfalarda buğday kokusu vardı, kitabı sirkelersem un dökülecek gibi hissettim. Özbekistan'da geçse de buram buram Anadolu kokusu vardı.
2. Dünya savaşının cephede ki savaşı değil geride kalanların savaşını anlatıyor
toprağı bir tanrı gibi görüp ona dualar etti bir dost bilip dertleşti kısaca ana oldu toprak...
su gibi aktı gitti kitap ne ara başladım ne ara bitti anlamadım....
"Bir devleti ve yönetimi tanımak ve istikbalinin ne olduğunu bilmek istersen o ülkede kaç tane namuslu, masum insanın hapiste olduğuna ve kaç suçlu ve kötünün serbest dolaştığına bakman yeterli."
Eğer sosyal bir sözleşmeden doğan adil bir Devlet kugulamasını kabul etseydik, o zaman, akıllı, adil, basiretli insanlardan oluşan toplumun, herhangi bir Devlet ya da hükümete ihtiyaç duymaması gerekirdi.