...Ve ne kadar geçerse zaman, o kadar güçlü yanacak senin adın sağlık verdiğin halkının kalbinde ve aklında. Sen ne Sezar ne de Napoléon oldun. Bir avuç bile yabancı toprağı fethetmedin. Bir damla kan dökmedin, ama vatana binlerce binlerce yeni sağlıklı, güçlü, yararlı çalışan el verdin. Selam olsun sana halkının hayatını kazanan yüce fatih ve büyük savaşçı!"
Yeni ve yeni politikacılar yeniden ve yeniden eski, aptalca, düzenbaz ve suçlu oyunu oynuyor. Devletlerinin sınırlarını genişletmeye çalışıyorlar, ama büyüyen sınırlar onların aklını, bilgisini ve halkın vicdanını genişletmiyor.
Boş bırakılan yerlerde ne gül, ne elma, ne salatalık ne de patates biter. Orada yaban otu, ısırgan otu biter. Halk kitlelerinin kafası ve kalbi için de geçerlidir bu.
'Ama neden Tanrı beni cezalandırmadı? Neden siz beni ihbar etmiyorsunuz?' diye ısrar ettim fikrinde.
'Çok basit, çünkü Tanrı siz, siz de Tanrı değilsiniz. Tanrı'da ve sizde farklı mücadele yöntemleri, farklı hedefler, farklı hisler var. Siz nefreti yaşadınız, Tanrı'ysa sevgidir. Siz öldürmek istediniz Tanrı'yı, Tanrı sizin ruhu yaşayacağınız vakti bekledi. Ben ne cellat, ne yargıcım ne de savcı. Ben sizin içinizde çoktandır unutulmuş olan küçük, iyi, dürüst Yohan'ı bulmanıza yardım etmek isterdim.'