Abdullah

en kolay yaralanabilen, ama asla yenilemeyen şey insanın kibirliliğidir: yaralandıkça gücü artar ve sonunda devasa bir büyüklüğe ulaşabilir.
Sayfa 38 - 46, insani "kendinde şey."·Kitabı okuyor
Reklam
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2021 16:30
Bataklıklar ülkesi olan Finlandiya’nın ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’ne dönüşümü… Grigoriy Petrov Rus halkının bilinçlenmesi için birçok çalışmalar yapmış bu uğurda mesleği ve vatanından fedakarlık yapmış biri. Konuşmaları ve faaliyetleri kilisenin çıkarlarına ters düştükten sonra sürgün edilmiş. Bulgaristan gibi balkan ülkelerini ve daha birçok ülkeyi gezmiş ve halk için, ideal toplum için çalışmalar yapmaya devam etmiştir. Finlandiya’yı da bizzat görmüş ve 2 milyonluk Fin halkının başka ülkelerin hegomanyasından kurtularak tabandan tavana yapılan devrimini dinlemiş. Yaşamından birçok şeyi ve ideal devlet görüşünü de ekleyerek bir Fin devrimini kaleme almış. Petrov açıklama yapmasa da çevirmen(Bulgarcadan Rusçaya çeviren) tarafından bırakılan notlardan görüyoruz ki anlattığı hikayelerin ve şahısların bazıları hayali veya kendi hayatından aktarılmış. Aslında Beyaz Zambaklar Ülkesi Finlandiya’nın Petrov’un da eklemeleriyle nasıl bir ideal devlet olduğunu anlatan bir eser. Diğer ütopya eserlerinden onu ayıran tarafı, çoğu şeyin gerçek bir ülkede var olması ve en önemlisi ideal devlet olma adımlarının detaylı bir biçimde anlatılarak örnek ve öğretici bir eser olması. Bir ülkenin gerçek anlamda kalkınmasının eğitime ve halkın ahlakına bağlı olduğu gerçeğini bize anlatıyor.Eserin dili sade, konular akıcı işlenmiş. Birazcık da olsa gerçekçi bir ütopya okumak isteyenler için keyifli okumalar!
Düşünce
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Alfa Yayınları · 2022124,5bin okunma
Unutmayın ki gerçekler her zaman önemlidir.
5/10
·318 syf.··
2021 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 17:17
Merhaba, bugün bu kitabı biraz eleştireceğim. Katılan olur olmaz, bu yazıcaklarım bir ‘tarihçi’ olarak benim düşüncelerim. Semerkant romanı malum çok popüler bir kitap. Ben popüler olan kitapları pek okumayı sevmiyorum, ama bu kitabı İlber Hoca tavsiye ettiği için okuma gereği duydum. Eleştirime geçmeden önce kısaca kitaptan bahsedeyim. ~ Kitap, dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm ağırlıklı olarak Karahanlı dönemi, ikinci bölüm Selçuklu dönemi, üçüncü ve dördüncü bölümler ise yakın tarihin olaylarını ele alıyor. Tabi isminden de anlaşılacağı üzere İran coğrafyasının tarihi anlatılıyor. Kitapta, ilk iki bölüm itibariyle Ömer Hayyam ve onun yaşadığı dönem hikayeleştiriliyor. Üç ve dördüncü bölüm ise Ömer adını alan bir Amerikalı’nın Ömer Hayyam’ın eseri olan Rubailer’i bulma arayışını hikayeleştirilerek, İran’ın yakın tarihini aktarıyor. ~~ * Birinci eleştirim, yazarımız sanırım Lübnan’lı ve Fransa’da yaşamını sürdürüyor… yani yazarımız bir Arap :) İnsanların milli kimlikleriyle ilgili benim bir sorunum yok, ama bir çok Arabın Türklerle sorunu var! Yazarda da bunu gözlemledim bu kitapta. İlk bölüm ve İkinci bölüm itibariyle Selçukluları ve Selçuklu Hükümdarlarını çok küçük gösteren cümleler sarfediliyor. Alparslan ve özellikle Melikşah’ı tanımasak, vasıfsız kişiler olarak yutturacak bize Amin Maalouf! Özellikle Melikşah dedim çünkü Melikşah’tan söz edildiği yerleri dikkatlice okuduğunuzda yazarın Melikşah’ı ciddi anlamda gömdüğünü görebilirsiniz. Selçuklu Tarihinin en geniş sınırlarına ulaşan, koca Melikşah’ı, haremin oyuncağı haline getirmiş. Tamam tarihi roman yazmışsın, iyi hoş, çok güzel, ama yapma; tarihi bilmeyen insanlar bu romanı okuyunca koca Melihşah’ı senin anlattığın gibi pısırık,vasıfsız olarak tanıyacaklar. Hele o Alparslan ve halifenin kızıyla evlenme
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
"İnsanlar güçlü olmak istiyor; haklı yada haksız değil.." bi insanbi insan