Atatürk Batılı olarak evlendi ve Doğulu usulü “boş ol” dedi. Bir daha da evlenmeyi düşünmedi. Böylece “İnkılapçının çoluk çocuğu da olmaz.” prensibine uydu.
Atatürk'ün kafasında tam manasıyla Jean-Jacques Rousseau tipi bir cumhuriyet vardı. 1924 Anayasa'nda o cumhuriyet ortaya çıkıyor. Dikkat edin, orada Türkler diyor. Ben onun kalmasını istiyorum. Türklerden kasıt Türkler falan değil. O espriyi, o ruhu, o vatandaşlığı kaybettiğiniz için 1961'de o anayasayı kaldırarak atmışsınız. Bugün ortaya Türkiyeli diye bir laf çıktı. Abuk sabuk, ne olduğu bilinmeyen, hiç tutarı olmayan bir laf.
Türkiye Cumhuriyeti'nin üzerine kurulduğu topraklar Osmanlı Devleti'nin anavatanıdır. Bu nedenle cumhuriyetle beraber devlet devam ediyor; diliyle, diniyle, toprağıyla ve insanlarıyla elbette Osmanlı'nın halefi biziz. Türkiye bir “reddi miras” hakkına sahip değil.