İyice düşününce, yıkmaktan biraz hoşnutluk duymuş olabilirim, ama düşündüğünüzün tersine, bu her zaman benim zararıma oldu. Bir şeyleri yıkmıyor, kendimizi yıkıyoruz. Nefret ettiğim her nesnede kendimden nefret ettim, yok olma mucizeleri hayal ettim, günlerimi toz ettim, zihin kangrenleri yaşadım. Kuşkuculuk benim için ilkin araç ya da yöntemdi, sonra içimde yer etti, fizyolojime dönüştü, bedenimin yazgısı, en derin ilkem haline geldi; nasıl kurtulacağımı, nasıl öleceğimi bilmediğim bir hastalık oldu benim için.