Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun
pençesindeyim. Hayat, acılarımın sisli camı arkasında kâh bir
kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazan komedilerin en
adisi. Bazan trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki
cehennemden habersiz bir dünya.
Ruhumda vuslattan sonraki mahmurluk.
Bir bahar fecrinin huzuru. Seninle yaşıyorum. His dünyamda
korkunç bir ihtilal yarattın. İnsanları sevemiyorum. Zaman
zaman şefkate dahi aşina değilim artık.
Ben yıllarca, hatta bir ömür boyu başkaları için
yaşadım. Kendimden başka herkese acıdım. Kapım da,
kalbim de her çalana açıktı. Onlara kilit takmak kolay
olmuyor.
Gecelerdir yine uykusuzum. İçimde boş geçen bir hayatın
kahredici nedameti ve birden bir mağarada uyanan adamın
hayretle büyüyen göz bebekleri. Kalbimin her parçası bir
çalıya takılmış. Hayatım bir delinin anlattığı hikâye. Yine bir
buhran içindeyim. Yaşamak için sevilmeye, çok sevilmeye
ihtiyacım var. Yaşamak için sevmeye, çok sevmeye ihtiyacım
var.