Kitabı az önce bitirdim. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir kitap okumamıştım. Nihan Kaya'yı sosyal medyada takip ederim normalde, severek. Kitaplarını okumaya Buğu ile başladım. Erteleme ile devam ettim. Kendimi anlamama, hayatın zihnimde ve kalbimde biraz daha kolaylaşmasına, anlaşılır hale gelmesine sebep oldu Nihan Kaya; olmaya da devam ediyor. Seni Feda Etmeyeceğim kitabı ise okuduğum üçüncü kitabı oldu. Ve en etkilendiğim... Sarstı, ağlattı, aydınlattı... En önemlisi Nihan Kaya'yı çok daha yakından tanımama sebep oldu. Onunla arkadaş oldum. Kitapta anlattığı karakterlerin derdine ortak oldum, konuştum, dertleştim. Sanki onlar anlattı karşımda oturup ben de dinledim. Bize kendini anlatmış bu kitapta, bize bizi anlatmış aynı zamanda. Kullandığı edebi üslup ise öyle yerinde ve akıcı ki... Hz. İbrahim'i ve İsmail'i, Hacer'i, Ayşe'yi, Setenay'ı ve onların temsiliyetiyle kadın olmaklığı okuyoruz. Toplum ve kültür tarafından bize anlatılan ve sorgulamadan inandığımız kıssaları bize özgün bakış açısıyla sunuyor. En önemlisi de çocuktan, çocukluktan, çocuğun tarafından bakabilmekten bahsediyor. Ne de iyi ediyor!
"Siz bizim çocuklarımıza ne yaptınız böyle de akılları karıştı, sesleri titredi, doğruyla yanlışı ayırt edemez oldular, inandıklarını söyleyemez oldular, hayvanlara ve güçleri kime yetiyorsa ona eziyet eder oldular, kimin zalim kimin mazlum olduğunu artık anlayamadılar, sosyal medyada her gün kendilerine yeni bir günah keçisi arar oldular? Siz bizim çocuklarımıza ne yaptınız böyle de işlemedikleri suçlardan suçluluk duyar oldular; suçları üzerlerine alır, suçları gerçekten de işlemeye başlar, suçları başkalarına yansıtır, suçlarından uzun zincirler yazar oldular? Siz bize ne yaptınız? Siz bize ne yaptınız da biz artık göremez, duyamaz, düşünemez olduk?"