ayşe

ayşe
@abgulec
ytü
İstanbul
13 Ekim
135 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
“Yani ben, doğru şeyi yaptığım sürece Tanrı beni korur, değil mi?” Mitchell Zuckoff, The Secret Soldiers of Benghazi
Din
ayşe
"Hatta yanlışa düştüğümde dahi korur," diye ekleyesim geldi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Neden?
Ezilenler arasında en az delilerle ilgileniriz. 1960'larda Vietnam, 1930'larda kadınlara oy hakkı hareketi, ABD'de ve Güney Afrika'da zenci hareketleri, eşcinsel hareketler, anti-nükleer akımlar ve benzeri tüm hareketler, doğrudan ilişkisi olmayanlar tarafından bile, dünyanın dört bir yanında coşkulu bir destek görmüştür. Üstelik bunların hepsi, aydınlar arasında da revaçtaydı. Ne var ki, deliler genellikle “sahipsiz” kalmışlardır. Neden?
Sayfa 20 - İletişim·Kitabı okudu
Düşünce
ayşe
"Delilerin" toplumdan izole edilişlerini normal gördüğümüz için olabilir. Sahip çıkmak aklımıza bile gelmiyor çünkü bulundukları yerde yani "akıl hastanelerinde" onlara yeterince sahip çıkıldığını, en doğru yerde olduklarını düşünüyoruz. Sanırım. Akıl hastanesi dışında olanlarla karşılaştığımızda ise genelde ya korkup yolumuzu değiştiriyoruz ya da umursamıyoruz, dinlemiyoruz. Hal böyle olunca bu insanların ezilmeleri meselesi çok az kişinin ilgi alanına giriyor.
Boş kaldıkça hep düşünürüm;
Kuşak tasnifi tezleri, bana her daim acımasız bir Roma politikası gibi gelir: Divide et impera. Yani böl ve yönet politikası. Zira tanımlanan kuşaklara atfedilen özellikler, zamanın ruhunun gerekleri ve bu gereklere oryantasyondan öte değildir. Ve dahi her kuşağın baskın özelliğini bir başka kuşakta görmek de mümkündür. Örneğin; Solon’un toplum tezlerinde bugün şikayet edilen mefhumların üzerinde sıklıkla ve sitemle durulmaktadır. Bir başka açıdan, her neslin -yaşca- üst bireyi alt bireyleri beğenmemekte ve eleştirmektedir. Buna ise dedemin babamı, babamın beni, benim ise kardeşimi beğenmemem/eleştirmem örnek gösterilebilir. Asıl üzerinde durulması gereken husus, nesillerin destinasyonları, yani hedefleridir. Bu sebeple nesiller kendi içlerinde ve birbiri aralarında alışkanlık ve hedef perspektifi üzerinden bir çatışma var etmektedir. İnsanı, sınıfsal olarak ayırmak, sosyolojik açıdan insanın incelenmesini kolaylaştırır gibi görünmekle birlikte bir büyük bir yıkımın da seslendiricisidir. Ezcümle: Kuşak yoktur; insan, zamanın ve ait olduğu kümenin çocuğudur.
Düşünce
ayşe
Eleştiriyoruz ama gelen neslin bir anlamda bizim elimizden çıktığını da unutuyoruz, bu da var. Şikayet ettiğimiz şeylerin sorumluluğunu üzerimizden atmak için kolaya kaçmak gibi gelmiştir bu durum bana hep. Aslında herkes birbirinin parçası.