Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz
Yaratıcılığın gereksindiği sabır uçup gitti. Toplum uçup gitti. Sözü çiğleştiren bir kötülük alıp yürüdü. Yazının öznesi, kendisini cümlesine hapsetti ve yazdığı yazıyı halsiz düşürdü. Oysa, genlerinde can çekişen bir eski zamanı azıcık anımsayabilse, insanın varlığının bütün dünyadan oluştuğunu görecek. Ağaçlar, kuşlar, sular, bozkırlar, serçeler, kediler, çocuklar... hepsinin de, kalbinin hizasında çiçeklenip durduğunu görecek.
Biz hepimiz yalnızlıktan yapılmış birer baş dönmesiyiz. Her şeye sahip olduğumuz sanısı, her şeye gücümüzün yeteceği yanılsaması, her şeyin etrafımızda döndüğü kuruntusu... bütün varlığımızı teslim alan bir hız, dine dönüşmüş bir hız, her şeyi toza çeviren bir hız, aklımızı da kalbimizi de burgaç gibi yerin dibine çekiyor.