Yapay dertlere sahip olmak hakkında.
Ümmeti Muhammed'den biri benim çalma listemi düzenleyebilir mi? Biraz kederli bir ruh halindeyim diye bir şarkı açtım peşine Gazapizm Aborjin çaldı. Şu an paranoya ufak bir tuhaflığa bakıyor. Sonra Karadeniz çırpınacak, Quzeydə çaxan günəş güneydə parlayacak, ben Kerkük zindanına atılacağım, söğütler başını eğecek sene men yarım diyeceğim... Bunu yazana kadar düzenlemiştim de neyse...
Biz bu zamana ve yere misafiriz. Geçip gidiyoruz. Amacımız, gözlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek... #Aborjin Atasözü
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aborjin
Benim bir rüyam var; 15 sene en az. Bir çocuktuk, gökyüzünde gözlerimde merak. Üstelik çok şair öldü, yarım kaldı meram.
1000Kitap
Gazapizm/Aborjin
Tutkulara esir Sömürüye kisve Evinde mi herkes? Duymuyo' mu kimse? Beat'i aç Beyin sadece bi' organ
Müzik
Mağara adamı diye bir uydurma yoktur.
İlk insandan itibaren yerleşik hayat başlamıştır. Mağara adamı ,vahşi batının diğer toplumları yönetmek için uydurduğu bir tarihi çizimden ibarettir . İnsanlar aleminde "tanımlayanlar, tanımlananları yönetir " prensibi . Bugün artık karbon 14 testi ve diğer gelişmiş testler sayesinde milyonlarca yıllık fosiller ve kayaçlar, kemikler teste tabi tutulabilir. Bu testlerin sonuçları da insanlık tarihinin milyonlarca yıl önce de yerleşik yaşadığını ortaya koymuştur. Konuyu ilk insan a götürmeye gerek kalmadan modern bilim açıklar hâle gelmiştir. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan teknolojik eserler(mısır, angkor, inka,Sümer,Babil,Aztek, aborjin, Maya ,Göbeklitepe ve diğerlerinde) Bugün teknolojisi ile yapılamayacak özelliktedir . Mağara insanı bu kadar cebir,geometri,Denklem,nereden buldu dersiniz ????? Mağara insanı hikayesini sadece magarayi rezidans olarak kullanan insan olarak biliniz yeterlidir . Vincent V
MAKALAT kitabını hem Alevilere, hem de Sünnilere okutabilsek
En büyük ayıbımız -I- Hacı Bektaş Veli diyor ki: İman bir hazinedir. Allah?ın lanetlediği iblis bir hırsızdır. Akıl hazinedardır. O halde, hazinedar giderse, hırsız hazineyi ne eder? (Çalar) Bir söze göre İman koyundur. Akıl çobandır. İblis kurttur. Çoban giderse, kurt koyunu ne yapar? (parçalayıp yer) Bir söze göre de İman süt, akıl bekçi, iblis ittir. Üçü de bir evdedir. Bekçi evden gidip de süt bekçisiz kalırsa, it sütü ne yapar? (içer) Hacı Bektaş Veli?nin verdiği bu üç örnekte görüldüğü gibi imanın korunmasında, aklın birinci derecede önemi vardır. Şimdi yeni bir soru ile karşı karşıya bulunuyoruz: Aklımızı neyle kuvvetlendiririz? Veya aklımızı nasıl kuvvetli hale getiririz? Batılı ilim adamları; ?Aklımızı zengin bir kelime hazinesiyle iyi bir şekilde kullanabiliriz!? diyorlar. Bu bakımdan, Batı dünyasında devletler, eğitimciler, yetişen gençlerin, zengin bir kelime dünyasına sahip olması için çok ciddi bir gayret içinde oluyorlar. İşte çok önemli bir örnek: İngiltere?de devlet, sekiz yıllık eğitimden geçen çocukların ders kitaplarını 71 bin kelime ile yazıyor, yazdırıyorlar. Bu rakam, Japonya?da 40 bin, İtalya?da 32 bin, Türkiye?mizde ise 7 bindir. Ve bizim çocuklarımız da bu 7 bin kelimenin 9 bin 10?uyla düşünüp konuşmaktadırlar. Edebiyatımızın, sanatımızın, ilmi araştırmalarımızın Batının çok gerilerinde kalmasının sebebi budur: Kelime fukaralığı! O bakımdan, 1985 yılı rakamlarına göre, Türkiye?de bir yılda basılan kitap sayısı: 7 bindir. Hâlbuki ABD?de bin kişiye: 4 bin 700 kitap, Almanya?da bin kişiye: 2 bin 700 kitap, Fransa?da bin kişiye, bin 700 kitap, Japonya?da ise bin kişiye: Bin kitap düşmektedir. Bizim zenginliğimiz kahvehanelerimizdir. Batıda 4 bin kişiye bir kütüphane düştüğü halde, Türkiye?de 64 bin kişiye bir kütüphanemiz açıktır. Ama