Mika öfkeyle şehrin meydanındaki anıtın tepesine çıktı ve kalabalığa konuştu:
“Dünyanın en güzel şehrinin insanları! Bir zamanlar bu şehirde kuşlar ağaçtan ağaca, daldan dala uçar; deniz her gün, evlerimizin arasına tatlı ve esintili bir rüzgar salar; dört mevsim binlerce çiçek, kokusunu soluğumuza doldururdu. Ne yazık ki bir daha o günler gelmeyecek. Yeni hükümdarımız bizim büyük günahlar işlediğimizi düşünüyor. Belli ki bizi tanımıyor ve belli ki biz onu hiç tanımamışız. Özgürce yaşadığımız için hatalar yaptığımızı düşünüyor. Bize yardım etmeyecek.”