Kitabın en çarpıcı yanı, özgür irade ve kader arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmasıydı. Kitap, psikiyatrist olan Luke'un bir anda karar alıp zar atarak yaşantısını o rasyonel sonuçlara bağlamasını anlatmakta. Yazarın bunu da farklı bir dilde anlatıp bizleri düşünmeye itmesi gayet başarılıydı. Kitabı okuduktan sonra aslında hayatımızda ne kadar kontrol sahibi olduğumuzu, gerçekten de kendi özgür iradelerimizle mi karar alabildiğimizi, yoksa toplumsal normlar ve alışkanlıklarımızın mı bizi bu kararları alıyor olduğumuzu sorgulatmakta. Luke'un zar atma deneyi, toplumsal normlara karşı bir isyan gibiydi. Bunun yanısıra kitabı okurken kendi hayatımızdaki sınırlamalarımızı, radikal seçimlerimizi nasıl yapabilidiğimizi düşündürmekte.
Ne kadar özgürüz gerçekten? Hayatımızı ne kadar kendi isteğimizle yaşıyoruz? Ve istediğimiz kararları alabiliyor muyuz?