Leone Caetani der ki:
“Kureyşliler, Muhammed’in taraftarlarına karşı, gün geçtikçe daha ziyade hasmane (düşmanca) bir vaziyet alıyorlardı. Her kabile her aile kendi efradı içinde İslâmiyet’i kabul etmiş olanlara zalimce muamele ediyordu. Müslümanları hapsettiler. Aç ve susuz bıraktılar. Bazı Müslümanları, güneşin yakıcı sıcağı altında kumlara yatırdılar. Bu taaddiyatın şiddeti, bazılarının imanını sarstı. Bunlar, bu kadar azaptan kurtulmak için, kabul ettikleri dini terk ettiler.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birincisi: Kuran tahrif edilseydi, sahabe topluluğu muhakkak
buna tepki gösterirdi. Bu husus aslında önceki bölümde anlatıldı. An
cak bu bölüm, o akli zeminin gösterilmesi açısından önemli olacaktır.
İkincisi: Kuranda onların içinde bulundukları toplum ya da
fertler hakkında, açıkça anlaşılabilir yanlış bir tarihî anlatı olsaydı
onlar reaksiyon gösterirlerdi. Bu örneklerle esas hedeflediğimiz şey,
bu yorum metodunun temellendirilmesidir. 178
Hepsi ayrı ayrı kâtipler tarafından yazılmıştır. Kâtiplerin birbirlerini tanıma ve dolayısıyla birbirinden kopya edilmiş olma ihtimali yok gibidir. Bir başka ifade ile söylemek gerekirse ayrı ayrı kâtipler tarafından, birbirinden uzak bölgelerde ve birbirinden habersiz olarak, ama Hz. Osman’ın bu farklı bölgelere gönderdiği nüshalardan varak istinsah edilmişlerdir. Boyutları, sayıları, satır sayı ve düzenleri birbirlerinden çok farklıdır. Yani kâtiplerin bu konularda birbirlerinden etkilenmedikleri açıktır.
Kahire, Taşkent, Tubingen,Paris, Sana, Türk-lslam Tarihi mushaflarını çalışan, neşre hazırlayan ve bu konuda Üniversitesi meşhur bir otorite olan Tayyar Altıkulaç şöyle diyor:dünya çapında yaptığımız incelemeler “Bütün bu nüshalara ki, neresine giderseniz gidiniz, orada okunmak bugün dünyanın neresine giderseniz gidin otada okunmakta olan ve modem tekniğin imkânlarıyla basılmış bulunan mushaflarla islamın ilk asırlarından bize ulaşan bu mushaflar arasında tam bir İslam’ın ilk sınırlı sayıdaki kâtip sehivleri bir yana Yaptığımız değerlendirmelere göre tam bir birliktelik mevcuttur. Birbirinden çok uzak coğrafyalarda ve birbirini görmemiş kâtipler tarafın dan nüshalar bize göstermektedir ki yaprakların, istinsah edilmiş bu ciltleri, fiziki varlıkları, sayfalarındaki satır sayıları ayrı da olsa muhtevaları aynıdır. Yani nereye gitsek aynı mushafla karşılaşılmaktadır.Tabiatıyla bu sonuç, hepimize heyecan veren bir gerçeği, on dört sadırlarda korunan tek mushaf gerçeğini asırdır satırlarda ve sadırda konunan tek mushaf gerçeğini somut olarak ortaya koymaktadır.”