İşin aslı, Kur’an ın tahrif edilmediğini bilmek için yazma eser lere başvurmak fazladan delildir. Zira öne sürdüğümüz akli ve ta ki, elimizdeki argümanlar o kadar güçlüdür eğer bugün mushafa muhalif bir yazma bulsaydık bunu tarihî olarak açıklamak ve bir kompozisyon oluşturmak çok zor olurdu. Bu mushafın, münferit bir şahsın elinde olduğunu ve toplumsal uygulama havuzuna dâ hil olmadığını söylemek zorunda kalırdık. Çünkü tahrif iddiası tek anlaşılabilecek bir mushaf ile birdurum değildir. Zira böylesi bir id diayı ispat etmek için bulunan değişik mushaftan sonrasına ait aynı değişiklikleri gösteren başka mushaflar da bulmak gerekir. Belir li bir tarihten öncesine ait mushaflarla sonrasına ait mushaflar ara sında sistematik bir şekilde aynı farklılıklar olmalıdır.
Diyelim ki biz 800 yılına ait farklı bir mushaf bulduk. Ancak 700-800 arası mushaflarla 800’den günümüze kadar olan diğer tüm mushaflar aynı. Biz burada nasıl tahrif yorumunda bulunabiliriz?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O hâlde tahrif gibi bir iddia vehimle, çürük delille ortaya sü rülemez. Bu iddiayı ortaya atan kişi, “Kur’an hangi dönemde tahrif edildi? tahrif edildi? Bu tahrifle ilgili Kimtarafındankayıtlarnelerdir? Tahrife itirazlar olmuş mudur? Olmamışsa, neden olmamış tır? Olmuşsa, bu itirazlar nerede kaydedilmiştir? Tahrifçiden sonra ya gelenler da aynıdönemde uzak coğrafyalarda yaşayanlartarafın dan, neden bu tahrife işaret edilmemiştir? işaret edilmiş ise nerede kaydedilmiştir?..” gibi sorulara cevap vermeli ve bu cevaplarını de- lillendirmelidir. Aksi hâlde tahrif iddiaları, tarih yorumlamak değil, yazmak iş dizi senaryosu cinsindenbirolur.
“Devletler ve krallıklar, olmuş ve gerçekleşmiş olan olayların üzerini örtüp gizleyemezler. Akıllı bir kimse, ortaya çıkması zarar- h, yayılması kötü olsa ve değerini düşürse de böyle bir şeye heves lenmez. Görmez misin ki, Resûlullah (s.a.) nübüvvet iddia etti (...) Onlar, bunun olmamış olmasını arzu ettiler. Ama bunu gizlemedi ler, bunun gizlenmesi ve üzerinin örtülmesi hususunda haris [hırs lı] davranmadılar. Bilakis onlar, bunu herkese söylediler, naklettiler, anlattılar ve duymayanlara ilettiler. Çünkü bunu iddia ettiği ve bu na davet ettiği zaman Resûlullah’ın ebedileştirecek, yazacak ve ya taraftarları yoktu. onun düşmanları yaptı.
yacak Bunu
Biz, matbaa öncesine ait dönemlerle ilgili bu derece erken kaydedilmiş bir esere sahip değiliz . 1000 yıl sonra yazılmaları dahi oldukça normaldir. Ayrıca sözlü kültür de metin, icra sırasında ortama ve muhataplara göre değişir. “Metnin orijinali” diye bir mefhum yoktur ve kimse metnin icra esnasın da değişiyor olmasını garipsemez. Metnin nispetinin doğruluğu esas unsur değildir. Önemli olan onun icrası ve dinleyicinin duygularıdır.