Merve

İşin aslı, Kur’an ın tahrif edilmediğini bilmek için yazma eser­ lere başvurmak fazladan delildir. Zira öne sürdüğümüz akli ve ta­ ki, elimizdeki argümanlar o kadar güçlüdür eğer bugün mushafa muhalif bir yazma bulsaydık bunu tarihî olarak açıklamak ve bir kompozisyon oluşturmak çok zor olurdu. Bu mushafın, münfe­rit bir şahsın elinde olduğunu ve toplumsal uygulama havuzuna dâ­ hil olmadığını söylemek zorunda kalırdık. Çünkü tahrif iddiası tek anlaşılabilecek bir mushaf ile birdurum değildir. Zira böylesi bir id­ diayı ispat etmek için bulunan değişik mushaftan sonrasına ait aynı değişiklikleri gösteren başka mushaflar da bulmak gerekir. Belir­ li bir tarihten öncesine ait mushaflarla sonrasına ait mushaflar ara­ sında sistematik bir şekilde aynı farklılıklar olmalıdır. Diyelim ki biz 800 yılına ait farklı bir mushaf bulduk. Ancak 700-800 arası mushaflarla 800’den günümüze kadar olan diğer tüm mushaflar aynı. Biz burada nasıl tahrif yorumunda bulunabiliriz?
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O hâlde tahrif gibi bir iddia vehimle, çürük delille ortaya sü­ rülemez. Bu iddiayı ortaya atan kişi, “Kur’an hangi dönemde tahrif edildi? tahrif edildi? Bu tahrifle ilgili ­ Kimtarafındankayıtlarnelerdir? Tahrife itirazlar olmuş mudur? Olmamışsa, neden olmamış­ tır? Olmuşsa, bu itirazlar nerede kaydedilmiştir? Tahrifçiden sonra ya gelenler da aynıdönemde uzak coğrafyalarda yaşayanlartarafın­ dan, neden bu tahrife işaret edilmemiştir? işaret edilmiş ise nerede kaydedilmiştir?..” gibi sorulara cevap vermeli ve bu cevaplarını de- lillendirmelidir. Aksi hâlde tahrif iddiaları, tarih yorumlamak değil, yazmak iş dizi senaryosu cinsindenbirolur.
Sayfa 34·Kitabı okuyor
“Devletler ve krallıklar, olmuş ve gerçekleşmiş olan olayların üzerini örtüp gizleyemezler. Akıllı bir kimse, ortaya çıkması zarar- h, yayılması kötü olsa ve değerini düşürse de böyle bir şeye heves­ lenmez. Görmez misin ki, Resûlullah (s.a.) nübüvvet iddia etti (...) Onlar, bunun olmamış olmasını arzu ettiler. Ama bunu gizlemedi­ ler, bunun gizlenmesi ve üzerinin örtülmesi hususunda haris [hırs­ lı] davranmadılar. Bilakis onlar, bunu herkese söylediler, naklettiler, anlattılar ve duymayanlara ilettiler. Çünkü bunu iddia ettiği ve bu­ na davet ettiği zaman Resûlullah’ın ebedileştirecek, yazacak ve ya­ taraftarları yoktu. onun düşmanları yaptı. yacak Bunu
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Hodgson’ın ifade ettiği gibi; “En azından bütün Müslümanlar Kur’an konusunda hemfikirdirler.”
Biz, matbaa öncesine ait dönemlerle ilgili bu derece erken kay­dedilmiş bir esere sahip değiliz . 1000 yıl sonra yazılmaları dahi oldukça normaldir. Ayrıca sözlü kültür­ de metin, icra sırasında ortama ve muhataplara göre değişir. “Met­nin orijinali” diye bir mefhum yoktur ve kimse metnin icra esnasın­ da değişiyor olmasını garipsemez. Metnin nispetinin doğruluğu esas unsur değildir. Önemli olan onun icrası ve dinleyicinin duygularıdır.
Sayfa 24·Kitabı okuyor