Yalnızlık bir odada gariplikle ve tek bir radyonun arkadaşlığı ile olur ve gecenin sabahına insan kendini kendi önüne
oturtup enikonu sopa çekerek yorgun ve harap ulaşırmış. O uzun sabahlar insana ömründen, bizatihi kendinden bir hatıra
imiş.Yalnız duyanın içine çektiği ekmel ve kâmil bir söz gibi o dahi yapayalnızmış.
Kimse girdiği sokağı söylemez başka adres verir, yürüdüğü yolu değil daha tırmanmadığı tepeyi gösterir, ne olduğunu bildiğini değil nasıl olduğunu merak ettiğini salık verirmiş.Hakikati sözde arar ama kendinde değil başkasına yamadığı ile onun üstünde okumayı istermiş.