NK

Gençlik yoksa bu mu demek, yersiz yurtsuz kokusuz bir oyuğa kıvrılamadan çocukluğun yaz güneşi çekilince çöken sis mi demek? Her şeye böyle bir sis perdesi ile bakıp da ağamamak mı demek? Genç, yaşlı birinin imrendiği bir ilkbahar mı gerçekten de? Kavak yeli mi, söğüt dalı mı, ince taze filiz mi, seyrek ve titrek bir meleyiş mi, ince damlalı geçiveren bir serpinti mi, gülüşü içten ve neşeli mi, acaba ağzı kendinin mi?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ben hiç o cevvallikte olamadım, bu akşamın gecesine sabahına sahisine yalanına kafa yormaktan sofraya uzanamadım…
Büyüyordum herhâlde, hâlbuki ben küçüldüğümü ufalandığımı duyuyordum.
Geldiği dünyaya gideceği dünya kadar yabancı bir ruh niye çırpınır durur? Çırpınırken batması ile çıkması aynı kıyıya ise kime üzülünür?
Her ruhun vatanı var, onu bulmak ve oraya ne kadar çorak ve uzak da olsa gidip yerleşmek,oranın lisanını öğrenmek zorunda, ne denildiğini anlamak, ağıtları çözmek zorunda. Bu yolculuğa çıkmak zorunda, kendi vatanında ölmek zorunda. Ölebilmek zorunda. Ölmeyi kolaylamak zorunda, ölmeyi anlamak zorunda. Tamam da, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, nasıl yaşanacak, böyleyse neden yaşanacak, neden yaşanacak, ölebilmek için mi? Ölebilmek için yaşanacak. Yaşayabilmek ölebilmenin, yerinde yurdunda ve kendin olarak ölebilmenin yolunu açarsa yaşanabilmiş olacak.