Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En büyük mü bilmiyorum ama çok büyük. Sıradan bir okuru en tutkulu bilimkurgu aşığı yapmaya yeter de artar bile.
Ay'da bulunan bir monolit bilim insanları arasında büyük bir tartışma ve insanlık tarihinin gördüğü en büyük keşfi başlatır. 3 milyon küsur yaşında, tamamıyla siyah bu devasa kayanın sırrının ne olduğuna dair yapılan araştırmalar ve incelemelerden sonra Discovery isimli bir uzay aracı Satürn'ün uydularından birinde kapsamlı bir arama başlatmak için yola koyulur. Bu araçta 2 insan ve bilinç sahibi bir bilgisayar bulunur, HAL 9000.
HAL ve Discovery'nin kaptanı David Bowman arasındaki gelgitli ilişki ve uzay gemisi içindeki yaşananlar, günümüzde çok fazla bel bağladığımız yapay zekayla yapılan iş birliğini ve yapay zekanın güvenilebilirliğini sorgulamak için çok büyük bir önem teşkil ediyor.
Arthur C. Clarke ve Stanley Kubrick işbirliğiyle çekilen aynı isimli film ise ölmeden önce mutlaka izlenmeli.
Alexandre Dumas'nın ve Fransız Edebiyatının en ünlü ve en önemli eserlerinden Üç Silahşor bugüne kadar okumadığım her gün için kendime yazık ettiğimi düşündürdü.
Hikayemiz, d'Artagnan isimli gencin bir silahşor olarak saygınlık ve zenginlik bulma umuduyla yaşadığı kasabadan Paris'e gelmesiyle başlıyor. Paris'e varışından çok kısa bir süre içinde de aradığı saygınlık ve zenginliği buluyor ama bu amacı mümkün kılabilmesi için çektiği çileleri sadece okuyucu bilir. Ve tabii ki d'Artagnan'a bu amacı gerçekleştirmesi için yardımcı olan, hepsinin birbiri için ölüme bile göğüs gereceği 3 Silahşor var, Athos, Porthos ve Aramis.
17. yüzyılda Fransa ve İngiltere arasındaki rekabet ve savaşlar, sarayın içinde ya da dışında dönen onlarca entrika ve Kral XIII. Louis ile Kraliçe Anne d'Autritche arasındaki gerginlik de hikaye için çok önemli bir yere sahip.
748 sayfa olmasına bakılmadan alınıp, kesinlikle okunmalı çünkü ilk üç bölümden sonra okuyucu kendini durduramıyor ve sıradaki her sayfayı iple çekiyor. Bu durumun en önemli sebebi ise tabii ki çeviri. Çeviri o kadar güzel ki, insan sanki eser Türkçe yazılmış gibi düşünebiliyor.
Ayrıca bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında 'Milady' isimli karakterden daha fazla nefret ettiğim kimse olmadı. Bu hususta da Dumas çok büyük oynamış ve dünyanın en nefret edilesi roman karakterini yaratmış.
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,4bin okunma