Alper Celep

Alper Celep
@acelepsi
8/10
·320 syf.··
2023 66. kitabı
Kral Fare, Fareli Köyün Kavalcısı masalının daha büyük bir yaş grubu için yeniden kurgulanmış hali. Saul Garamond uzun bir aradan sonra baba evini ziyaret etmek için yola çıkar ancak evine ulaştığında babasının pencereden atılarak öldürülmüş olduğunu anlar. Polis tarafından gözaltına alındığı karakoldan kendisine Kral Fare diyen oldukça tuhaf bir figür tarafından kurtarılır ve ondan ortak düşmanları olan Kavalcı'nın yaptığı kötülükleri dinler. Kurgusu ve karakterleriyle gerçekten çok hoşuma gitti bu roman. Çoğu karakterin siyah ya da beyaz olmaması ve hepsinin bir şekilde kendi iç hesaplaşmalarıyla başbaşa kalması durumunu çok beğendim. İngiliz yazar Mieville'in edebiyata kazandırdığı ilk eser olan Kral Fare'ye karanlık intikam hikayelerini seven herkesin bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Kral FareChina Mieville · Yordam Edebiyat · 2018113 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·328 syf.··
2023 9. kitabı
Orwell'in yayımlatabilmek için kalan ömründen vazgeçtiği başyapıtı, dünyanın en önemli romanlarından biri, distopyaların en korkuncu çünkü gerçekleşmesi en muhtemel olanı 1984'e bakıyoruz. Sene 1984. Savaşlar olmuş, devrimler yapılmış, dünya tanınmaz hale gelmiş. Kalan toplumlar üç büyük devlete bölünmüş, Okyanusya, Avrasya ve Şarkasya. Winston Smith Okyanusya'da yaşayıp 'Hakikat Bakanlığı' çatısı altında çalışan, Parti'nin çıkarlarına göre tarihi yeniden yazan bir arşiv görevlisi. İçinde bulunduğu toplumda özgürlüğü aklına getirmeye cüret edebilen bir avuç insandan biri ayrıca. Kendisi gibi düşünen birilerinin olduğuna emin, ancak adım atmaya korkuyor, ki bu korkusunda sonuna kadar haklı. Julia isimli genç bir kıza aşık olana kadar bu korkusunu aşamıyor. Özgürlüğün ne demek olduğunu kimsenin bilmediği, halkın her adımının, her eyleminin teleekranlardan izlenildiği, Parti'ye karşı akla getirilen en ufak bir kötücül fikrin Düşünce Polisi ve 'Sevgi Bakanlığı' tarafından en ağır şekilde cezalandırıldığı bu pek de uzak görünmeyen gelecekte, bir birey olmanın getirdiklerini ve gerektirdiklerini anlamak bu zavallı halkın yapmaya mecbur bırakıldığı yegâne şey. Bahsetmemek olmaz, eserin en önemli karakteri Büyük Birader'in sadece teleekranlarda görünen bir suretten ibaret olsa bile, elinde bulundurduğu bu muazzam gücün sadece ve sadece bulunduğu ortamdaki itaatkar insan topluluğu tarafından kendisine ve partisine sağlandığını anlıyoruz romanda. Orwell'in anlatmak istediği de bu zaten. İnsanların elinde bir seçim şansı var, bu gücü bu tip insanlara vermek ya da vermemek. Bütün mesele bu. Dünyanın en çok yarım bırakılan kitabı olmasının sebebini anlayabiliyorum ama her insanın hayatlarında bir kez şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.
1984George Orwell · İthaki Yayınları · 2021200,4bin okunma
10/10
·304 syf.··
2023 35. kitabı
En büyük mü bilmiyorum ama çok büyük. Sıradan bir okuru en tutkulu bilimkurgu aşığı yapmaya yeter de artar bile. Ay'da bulunan bir monolit bilim insanları arasında büyük bir tartışma ve insanlık tarihinin gördüğü en büyük keşfi başlatır. 3 milyon küsur yaşında, tamamıyla siyah bu devasa kayanın sırrının ne olduğuna dair yapılan araştırmalar ve incelemelerden sonra Discovery isimli bir uzay aracı Satürn'ün uydularından birinde kapsamlı bir arama başlatmak için yola koyulur. Bu araçta 2 insan ve bilinç sahibi bir bilgisayar bulunur, HAL 9000. HAL ve Discovery'nin kaptanı David Bowman arasındaki gelgitli ilişki ve uzay gemisi içindeki yaşananlar, günümüzde çok fazla bel bağladığımız yapay zekayla yapılan iş birliğini ve yapay zekanın güvenilebilirliğini sorgulamak için çok büyük bir önem teşkil ediyor. Arthur C. Clarke ve Stanley Kubrick işbirliğiyle çekilen aynı isimli film ise ölmeden önce mutlaka izlenmeli.
2001: Bir Uzay DestanıArthur C. Clarke · İthaki Yayınları · 20161,722 okunma
10/10
·755 syf.··
2023 38. kitabı
Alexandre Dumas'nın ve Fransız Edebiyatının en ünlü ve en önemli eserlerinden Üç Silahşor bugüne kadar okumadığım her gün için kendime yazık ettiğimi düşündürdü. Hikayemiz, d'Artagnan isimli gencin bir silahşor olarak saygınlık ve zenginlik bulma umuduyla yaşadığı kasabadan Paris'e gelmesiyle başlıyor. Paris'e varışından çok kısa bir süre içinde de aradığı saygınlık ve zenginliği buluyor ama bu amacı mümkün kılabilmesi için çektiği çileleri sadece okuyucu bilir. Ve tabii ki d'Artagnan'a bu amacı gerçekleştirmesi için yardımcı olan, hepsinin birbiri için ölüme bile göğüs gereceği 3 Silahşor var, Athos, Porthos ve Aramis. 17. yüzyılda Fransa ve İngiltere arasındaki rekabet ve savaşlar, sarayın içinde ya da dışında dönen onlarca entrika ve Kral XIII. Louis ile Kraliçe Anne d'Autritche arasındaki gerginlik de hikaye için çok önemli bir yere sahip. 748 sayfa olmasına bakılmadan alınıp, kesinlikle okunmalı çünkü ilk üç bölümden sonra okuyucu kendini durduramıyor ve sıradaki her sayfayı iple çekiyor. Bu durumun en önemli sebebi ise tabii ki çeviri. Çeviri o kadar güzel ki, insan sanki eser Türkçe yazılmış gibi düşünebiliyor. Ayrıca bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında 'Milady' isimli karakterden daha fazla nefret ettiğim kimse olmadı. Bu hususta da Dumas çok büyük oynamış ve dünyanın en nefret edilesi roman karakterini yaratmış.
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,4bin okunma
8/10
·175 syf.··
2023 34. kitabı
İnsancıklar, Dostoyevski'nin edebiyata ilk katkısı ve kendisinin 'Yeni Gogol' olarak anılmasını sağlayan eseri. İlk kitap olduğu için biraz yavan gelebilir ve bu kesinlikle anlaşılabilir bir durum. Eser, Petersburg kentinde yaşayan iki yoksul aşığın birbirlerine yazdıkları mektuplardan oluşuyor. Dostoyevski'nin imzası olan yoksulluğun en ucunda yaşayan karakter tanımını da ilk kez burada görüyoruz zaten. İçinde bulundukları maddi durum nedeniyle insanların alaylarını sineye çekme çabalarını, açlığı, sefaleti, çaresizliği her bir mektupta daha fazla hissediyoruz. Okudukça okuyucunun da içini karartıyor ve bu durum açıkçası benim çok hoşuma gitti. Her gün belki de onlarcasını kendi ülkemizde gördüğümüz bu yoksul insanların hayat hikayelerini, birbirleriyle etkileşimlerini okumak insanın yüreğini acıtsa da, okumaya kesinlikle değer.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202377bin okunma