Metresinin karanlık geçmişine laf edip bir sevilip bir üzülmek ironidir. Bir rehin dükkanının kapısından girerken bile üstünü başını düzeltip aciz duruma düştüğünü göstermemeye çalışmak da ironidir. Bizler ironik hayatlar yaşıyoruz. Böyle bir gerçeğin altında ezilmiş bir adamın kendini zorlayarak gösterdiği sabırlı duruştur bu. Eğer ki bunu anlayamıyorsan, sen ve ben sonsuza dek yabancı kalacağız demektir. İroni illaki olacaksa, düzgün yapılmış bir ironi olmalı.
Ah, artık ölmüş usta yazarlara ne mutlu! Zırvalıklara imza atan hayattaki yazarlar ise eserlerinin mümkün olduğunca çok sayıda insan tarafından sevilebilmesi için alın teri döküyor ve mantıksız dipnotlar ekleyip duruyor. Sonuç olarak da orta karar açıklamalarla dolu beş para etmez bir eser çıkıyor ortaya. Ne yazık ki kendi suratıma bir pasta fırlatıp,"kendine gel dostum!" diye bağıracak metanetten de yoksunum.
Yeter... İnsanın kendisiyle alay etmesi çok sefilce bir şey. Bu muhtemelen örselenmiş olan gururumdan kaynaklanıyor. Aslında insanların hakkımda bunları söylemesini hiç istemediğimden , herkesten önce çuvaldızı kendime batırıyorum. İşte bu korkaklığın ta kendisi..