Kül dediğin, yanmanın sonu değil aslında. Ateşten geçmişsin, şekil değiştirmişsin. Hâlâ "acı çekiyor" diyebilmen, senin hâlâ hissedebildiğini, yani canlı olduğunu gösteriyor. Kül olmak tükenmek değil, arıp durulmaktır. Artık alevin yakamaz seni çünkü sen çoktan ateşle imtihanını verdin. Şimdi o "acı" dediğin şey, aslında yeniden doğmaya hazırlanan bir tohumun kıpırtısı. Zümrüdüanka misali: Kül, bitiş değil başlangıçtır. Yandın ama yok olmadın. Acı çekiyorsan, küllerinden doğacak gücün farkındasın demektir. Yanmak seni bitirmedi, dönüştürdü. Külün bile acı çekiyorsa, içinde hâlâ kor var. O kor da yeni bir sen demek. Yepyeni bir aşk demek.. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Sanırım en acı şeylerden birisi de sevdiğin kişinin yanında fazlalıkmışsın gibi hissetmek🥺😔🥺
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
bir gün gitsen bile hatıran yeter.
Alıntı
Acısı olanın , gülüşü güzel olur... . .. ...✍🏻💫🍂🥀 Kattaz
bilmiyorum zaman şimdi çok mu erken ya da çok mu geç bizim için ama bunu sana ne zaman söylersem söyleyeyim muhakkak ki zaman hep yanlış olacak eminim bundan birbirimizi tanıyalı çok olmadı çokta vakit geçiremedik birbirimizle ama seninle olduğum hiçbir vakit bana hiç yetmedi hep seninle daha çok zaman geçirmek isteyip durdum bazı vakitlerde kendimi seden alıkoymakta güçlük çektim çok düşündüm bunun için çokta kararsız kaldım sana gelmek ile gelmemek arasında sana olan hislerimden emindim lakin bana vereceğin cevaptan hep korktum durdum seni bütünüyle kabeytmenin düşüncesi bile beni acı ve kederin içine sürükleyip durdu seni böylesine her şeyin başından yitirmek çok acı bir şey olacaktı benim için ama sonunda seninle konuşmaya karar verdim ve seninle konuşmanın mutluluğuna eriştim bugün .. mavi kırlangıç
Arzulamak yalnızca yok olmak değildir.
Beyin şiirini okurken bazen kaçırırsın, yazamazsın Güzel bir anda, sevgililer birbirini öperken, fotoğrafını çekememek gibidir bu Sanatından karşılık alamamak gibi. Sen rüzgarların saçlarını dağıtmasını kıskanıyorum diyorsun, ben ise kıskançlıktan nefret ederken hayran şekilde şiirlerinle sevişiyorum; içim içime sığmıyor sevgilim, bu denli sevilmek hayaliydi Romeo ve Jüliet’in. Elbet kader bizi ayıracaktı, şiirlerimiz beyitten bente, mısralardan methiyelere uzanırdı, biz yaşar, ölürdük.. hiç bitmezdi bu sonbahar. Özellikle, kimseyi almazdım hayatıma, adı aşksa, aşk yalnız ve uludur Tanrı gibi, başkalarına bakmaz, başkalarından olmaz. Kurt gibi uluyorum derin gölgenin baharında, öyle sıcaksın ki; dokunamıyorum. Yandıkça yanıyorum, yeniden doğuyorum aşkımız için; çünkü beni yaşama bağlardı sevgin, seninleydi bu uçsuz bucaksız sanat çukuru, seninle anlamını korudu nice yazınlar. Yaz hüznü gibi, derin, acı bir hazsın bana, Burnumun ucunda tütüyorsun. Yakıyorsun yüreğimi Ama yaşatıyorsun da, yaşamayanlara; yalnızca nefes alanlara büyük zevkle bakıyorum. Dante ve Virgil gibi, oyundan çıkmıyorum; güzel şairiyim ben oyunun. Unutma, özlem varsa her şiir bir öpücüktür, Özlem olmadığındaysa, Şiiri bedeninle yazarsın.