"İkimizi bir meyvanın dalında seni tatlı beni acı yaratmış..."
1000Kitap
...gece lambasının titrek ışığı altında baş başa geçirdiğimiz acı, ama gene de tatlı saatlerde nelerden söz etmedik!.. Aklımıza gelen, yüreğimizden kopan, açığa vurmak istediğimiz her şeyden... Mutluyduk... Ah, hem keder hem sevinç dolu ne saatlerdi onlar! Şimdi anımsadıkça tatlı bir elem sarıyor içimi. Anı tatlı da acı da olsa her zaman ıstırap verir insana. Belki başkası öyle değildir, ben duyarım bu ıstırabı. Ama tatlıdır bu ıstırap. Kalp acı çekmeye, ezilmeye, sıkışmaya, kederlenmeye başladığında anılar onu, gündüzün sıcağında kavrulmuş cılız, zavallı bir çiçeği akşam serinliğinde çiy tanelerinin canlandırdığı gibi canlandırır.
Kimsenin sahiplenemeyeceği kadar acı, kimsenin oyunu bırakamayacağı kadar tatlı, hiç olmamış gibi davranılamayacak kadar var, kabul edilemeyecek kadar da ağırdı top.
Çivili kuşak ya da kırbaç kullanımı 19. yüzyılda manastırlarda oldukça yaygındır. İsa'nın azabının ve ölümünün anıldığı gün olan cuma günü birçok din adamı ve din kadını kendini kırbaçlar. Bu uygulamalar manastırların dışına da yayılır. Ars papazı gibi tarikatlara bağlı olmayan ya da Notre Dame vaizi Dominiken Lacordaire gibi gündelik yaşamda etkin bir rol üstlenen din adamlarında da bu tür uygulamalara rastlanır. Birçok sofu kadın ve genç kız, özellikle yeni din değiştirmiş olanlar çivili kuşak takarlar. Aslında Imitatio Christi'nin ateşli bir okuru olan George Sand, yeniyetmeliğinde, Augustinusçu rahibelerin yanında kalırken bir gizemcilik bunalımı yaşamıştır: "Boynumun çevresine çivili kuşak yerine, derimi bereleyen telkâri bir tespih takıyordum. Kanımın damlalarının tatlı serinliğini duyumsuyordum; acı değil, hoş bir histi bu (...) bedenim hiçbir şey hissetmiyordu, artık yoktu" diye yazar özyaşamöyküsünde.
Beden Üstünde Kesişen Bakışlar/ Dinin Etkisi/Çileci Tavır
İç ile Dış Arasında
Her bir öğretiye söylenir gerçek, Elbet verileni duygu süzecek. Duyulan her cümle hisse çevrilir. Gerçek kıymetini anlayan verir. Her söz duyguya varana kadar, Nice fikirler geçer zihinden akar. İçte bir karşılık bulduğu zaman, Öğreti olmaktan çıkacak o an. Söylenen içeride yankı bulursa, Mana filizlenir gönüle dokunsa. Ezberde kalanlar zamanla solar, Yaşanan hakikat derin iz koyar. Her duygu içerde bir anı saklar, O anı saklarken titreşir durar. Titreşim tad verir acı ve tatlı, Bu iki tat yine anlama bağlı.