Hatıralar mutlu olsun,kederli olsun,hep acı verir; en azından benim için öyle; ama bu acı tatlı bir acı.Ve kalp ağırlaştığı,daraldığı,sıkıldığı,kederli olduğu zaman, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının,zavallı,kurumuş,gündüz vakti sıcaktan kavrulmuş çiçeği canlandırması gibi aydınlatıp canlandırır.
Kirayı denkleştiremediğimiz için kapının önüne konmaya ramak kala evi boşalttık . Burası evlenip oturduğumuz ilk ev. Bazen acı, bazen tatlı ama çoğunlukla acı anılarımıza şahitlik etmis bir yuvaydı. Yuvayı dişi kuş yaparmıs. Ben yapamadım. Hayat müşterekmiş. Kazancım ortak, borçlar şahsıma aitti. Gelir vardı elbet ancak gider nereye alıp başını gidiyordu? Üç kuruşun hesabını yapıp işten eve yürüyerek gidip geliyordum. O ise altında araba sanki her zaman beni işe birakıyormus gibi "Çok geç kaldım, sen kendin gidersin, değil mi?" diyerek çıkıp giderdi. Ay sonu gelmeden sıkıntılar baslar; telefon faturamı ödeyemediğim için devamlı , kesilir, öğle arasındaki yemek güzel olmasa da dışarıdan söyleyemezdim . Aç biilaç çalışıp dururdum. Ne için? Biraz tasarruf...
hüznün tatlı hiçbir tarafı yok. çok uzun süre kalırsa, üzüntü insanı tüketebilir. kök salıp kendini insanın ruhuna gömer, ta ki her düşünce çok ağır, çok acı verici gelene kadar.
Hüznün tatlı hiçbir tarafı yok. Çok uzun süre kalırsa, üzüntü insanı tüketebilir. Kök salıp kendini insanın ruhuna gömer, ta ki her düşünce çok ağır, çok acı verici gelene kadar.