Kar yağsa dediğim, kar yağdığında pipo içip keyif yaptığım zamanlara bakıyorum birde şuan kendim içkinin sıcaklığıyla ısınmış ama usuyorken dışarıda yaşayanları düşünüyorum. Kutup ayılarına inanmaya yönlendiriyor kafam. Kardan adam yaparken kardan adama ceket giydiren giydirilen yerlere bakiyorum etrafında kendi cussesi kadar dolmuş kar içinde yürüyen kedilere bakiyorum, nasıl göremiyorlar kardan adamı ceketle ısıtmaya çalışırken bu hayatlar üşüyor anlayamıyorum. Elden ayaktan düşmüş zengin fakir çok insan okudum. En son ünlü besteci nur yoldaş in sultanı yegah şarkısını yapan Ergüder yoldaş. Parası nami ünü varken buyukadada barakada yaşamaya başlamış çöp içinde ölmüş. Hiç anlaşılmaz gelmiyor şuan.
whiskydoctor
Mesafe,
Çocukluğunda babasıyla balıkçılığa giderken yol mesafelerindeki geçen zamanı sigara içme süresiyle betimlediği anlar...
Uzun zaman olmuştu hatırlamayalı.
Hatırlıyorum,
2008 öncesi günleri…
Henüz içmediğim,
akşamın sadece akşam olduğu,
gecenin üstüme devrilmediği zamanları.
O çocuk hâlâ içimde bir yerde,
bana bakıyor:
“geç kaldın ama gelmişsin” der gibi.
Şimdi ayık olmak
sadece içmemek değil;
kendine yalan söylememek.
Her yudumda değil
her nefeste yüzleşmek.
Kaçacak sis yok,
bulanıklaşacak zemin yok.
Netlik bazen acımasız bir ışık,
ama en azından gerçek.
Bir boşluk var evet,
ama o boşluk mezar değil,
ekilecek tarla gibi.
İçine ne koyarsam o büyüyecek.
Bugün acı koydum,
yarın belki sabır,
sonra kendim ve sevdiğim.
Şişeyi bıraktım diye
hayat bir anda güzelleşmedi.
Ama ilk defa
hayatla kavga edebilecek kadar ayığım.
Ve fark ettim:
sarhoşken isyan ettiğimi sanıyormuşum,