1/10
·456 syf.·
2026 2. kitabı
SPOİLER! Hayatım boyunca okuduğum en kötü kitap. Yazılmış olmak için yazılmış gibi. John'un babası geçmişte seri katilmiş ve sadece bunu biliyoruz. Yaptığı şeyleri bilmiyoruz, John'un travmalarını bilmiyoruz. Sürekli olarak bahsedilen bir gerçek suç belgeseli var ama onun hakkında da bir şey bilmiyoruz. 450 sayfa boyunca "babam gibi olmak istemiyorum" diyor ama bunun haricinde bir şey demiyor. Neden baban gibi olmak istemiyorsun? Bana bunu açıkla. Kanlı videolar çekip bunu etkileyici bulan birisinin katil olmak istemiyorum demesi hiç de samimi değil. İki karakteri de bu fetişe sahip olacak ciddi travmaları vardı ama bunların hepsi sözde kalıyordu. İlk 200-250 sayfa yine konuyla alakalıydı. Maskeli adam ve onu bulmaya çalışan kız. Sonrası sadece kitap uzasın diye yazılmış gibiydi. Bir anda katil oldular, o cesetten kurtuldular falan filan. Genel olarak çok kötü bir kitaptı. Normalde bir kitaba "çok kötü" demek beni rahatsız eder ama bu kitaba daha uygun bir tanım bulamıyorum.
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025587 okunma
Musa’nın açlıkla ve yoklukla mücadelesi devam ediyor.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 121. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 11:31
Hasan İzzettin Dinamo ’dan Serinin ilk kitabı olan Savaş ve Açlar kitabını okuduktan sonra serinin ikinci kitabı olan Öksüz Musa’yı da bitirdim. Savaş ve açlar oldukça etkileyici ve üzücü bir kitaptı. Küçük Musa yani yazarımızın kendisi ilk kitapta ailesi ile birlikte verdiği açlık mücadelesini çok dramatik bir şekilde bize aktarmıştı. Bu ikinci kitapta yazarımız yine açıkla mücadele ediyor fakat bu sefer sadece fiziksel bir açlıkla değil, aynı zamanda manevi bir açıkla da mücadele ediyor. Anne ve babasına kaybettikten sonra yetimler yurduna verilen Musa’nın Darüleytam yani yetimler yurdunda başından geçen olayları okuyoruz. Musa önce Samsun’daki yetimler yurdunda, daha sonra İstanbul’un çeşitli noktalarında ve en sonda Amasya’da yaşamak, okumak ve adam olmak mücadelesine devam ediyor. Bu süreçte yine açlıkla ve yoklukla savaşıyor. İstanbul’da yaşadığı süreçte kurtuluş Savaşı döneminin bazı acı olaylarına da tanıklık ediyor. Yazarımız kendi gözünden İstanbul’un işgal yıllarında yaşadığı bazı olayları bize aktarıyor. O dönemde yaşanan bazı olaylar hakkında bilgi de edinmiş oluyoruz. Bu süreçte Musa zorunlu olarak bir çok kez yer değiştirmek zorunda kalıyor. Bütün bunlar olurken Musa resim yapmaya, okuma ya ve yazmaya devam ediyor. Musa okuma ve yazma hevesiyle yanıp tutuşuyor, öğretmen ve arkadaşları tarafından takdir ediliyor. Yazdığı şiirler çok sevdiği öğretmenlerinin dikkatini çekiyor ve kendisiyle özel ilgilenmelerinin önünü açıyordu. Musa sürekli büyük adam olma hayaliyle günlerini geçiriyordu. Musa her ne kadar eğitim öğretim hayatıma sıkı sıkıya sarılsada bu konuda da yakasını olumsuzluklar ve sıkıntılar bırakmayacaktı. Savaş ve Açları okuyan herkesin okumasını ve seriye devam etmesini tavsiye ediyorum. İyi okumalar.
Öksüz MusaHasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 2017546 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 08:37
Açıkçası toplum olarak kişisel gelişim kitaplarina karşı bi onyargi oluşturduğumuzu düşünüyorum. Anneler Okuyor Okuma Grubu vesilesiyle okuduğum bu kitap bilhassa somut alıştırmalarıyla ve yazarın tesvik edici kibarligiyla kitabi aktif bir şekilde okumami sağladı. Aktif derken yazarin yazin dediklerini yazdım acikla dediklerini açıkladım kismindan bahsediyorum. Eşimizle ve evlatlarimizla ilişkilerimizde sıkıntı yaşadığımız anlarda elimize tekrar alıp, örnekleri tekrar etmelik, yazmalik ve kendimizi test etmelik bir eser oldu benim için. Çok sevdim. Rabbim uygulayabilecek aklı, fikri ve sabrı ver. Allahumme Amin
Birlikte İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 20191,471 okunma
10/10
·197 syf.··
2026 27. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 01:12
Merhaba kitap dostlarım! Bir eğitimci ve bir ebeveyn olarak çocuklarımızı yetiştirirken uygulayacağımız kurallar ve sınırları belirleme konusunda sizlere yardımcı olabilecek, yol gösterebilecek, ışık tutabilecek, rehber olabilecek bir başucu kitabı ile karşınıza geldim. Değerli Saniye hocamın sosyal medyada akademisyen anne kimliği ile çocuk gelişimi ile ilgili yol gösteren videolarını faydalanarak ve severek takip ediyorum. Ve şimdi de “Sınır Var Sinir Yok” kitabını da severek okumuş oldum. Kitapta 2 yaş ve 15 yaşında çocuklar, anne, baba ve babaanneden oluşan 5 kişilik Gözübüyük ailesinin üzerinden yaşanmış örnek olayları herbirinin ayrı ayrı gözünden bakarak okumuş oluyoruz. Daha sonra yaşanan bu olaylarda sınırları nasıl belirleyebileceğimiz ve olumlu iletişim kurup olumlu sonuç alabileceğimiz konusunda da yol gösterici iletişim şekillerine Saniye hocam ile ele almış oluyoruz. İstenmeyen bir durum ya da davranışla karşılaştığımızda; -çocuğa ne istediğini açıkla -davranışın neden yanlış olduğunu açıkla -bağ kur -fırsat sun Yol haritası ile sınırları belirliyoruz. Kitabı daha önce okumayı çok isterdim. Geç kaldığımı düşünüyorum. Alıntıladığım, altını çizip not aldığım çok madde, görüş, husus oldu. Çokça faydalandığım bir kitap oldu. Asla içi boş, süslü cümlelerle doldurulmuş boş bir kişisel gelişim kitabı değil. Sorun varsa, çözümünü de vermeye çalışan içi dolu bir baş ucu kitabı. Faydalanacağınızı düşünüyorum ve her anne, baba ve meslektaşıma tavsiye ediyorum. #reklamyok
1000Kitap
Sınır Var Sinir YokSaniye Bencik Kangal · Doğan Kitap · 20251,871 okunma
8/10
·127 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 00:00
Merhabaaa. Mart ayı boyunca Maria. ile yaptığımız "Kadınlar için, özgürlük için, eşitlik için okuyoruz!" etkinliğinde (#298686499) okuduğum ilk kitap olan Chimamanda Ngozi Adichie'nin Feminist Manifesto kitabını bitirdim. Kitap iki bölümden oluşuyor: • FEMİNİST MANİFESTO: Kadınların Özgürlüğü İçin 15 Madde • Hepimiz Feminist Olmalıyız İncelememe kitabın ilk bölümüyle başlıyorum. ljeawele'nin bir kızı olmuştur: Chizalum Adaora. Ve Chizalum Adaora doğunca annesi ljeawele, yazardan kızını nasıl feminist yetiştirebileceğini sorar ve yazar o an cevap veremez ve ona mektup yazmaya karar verir. 2 bölümden oluşan bu kitabın ilk kısmı da işte bu mektubun geliştirilmiş halidir. Ve yazar bu ilk bölümde anneye 15 tane öneri verir: Kadınların özgürlüğü için 15 madde. Ben de incelememin bu ilk kısmında bu 15 maddeyi kısaca eklemek ve bu 15 madde hakkında düşüncelerimi belirtmek istiyorum. 1-) TAM BİR BİREY OL: Yazar burada anne olmanın diğer tüm şeyleri dışlamadığını, kadının hem anne olup hem çalışabileceğini söyler ve küçük kızına da bunu aşılamasını ister. Bunun dışında diğerlerinin ne dediği önemli değildir önemli olan bireyin kendisinin ne istediğidir. Yazar bu madde de kişinin kendisine başarısız olma hakkı tanıması gerektiğini de ekler. 2–) ÇOCUĞUN BAKIMI SADECE ANNENİN DEĞİL, ANNE VE BABANIN GÖREVİDİR: Yazar burada anneye çocuk bakımının hem annenin hem babanın sorumluluğunda olduğunu, baba çocuk bakımında rol alınca babanın yardım etmemiş olduğunu (çünkü anne çocuğun bakımında rol oynayınca annenin yardım ettiği düşünülmüyor ama baba çocuğun bakımında rol oynayınca yardım etmiş oluyor ve bu durum sanki bebeğin bakımının annenin göreviymiş gibi zihinlere kodlamış oluyor) söylüyor. Ayrıca yazar anneye, "babalar
Hayata Dair
Feminist ManifestoChimamanda Ngozi Adichie · Doğan Kitap · 20192,115 okunma
İnşallah bu savaştan sağ çıkarsınız ne diyeyim...
7/10
·700 syf.··
2026 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 20:27
Aslında 7.5 Kitabın son 100 sayfasına gelene kadar kitaba 6 vermeyi düşünüyordum ama sonda bazı eleştirdiğim noktalarda taşlar oturmaya başladı. Yine de ondan öncesinde okuma deneyimimi biraz kötü yönde etkileyen şeyleri de unutmamam gerek. Aelin karakterinden başlamak istiyorum. Gölgeler Kraliçesi’nde Celaena’dan Aelin’a geçiş zaten oldukça keskin olmuştu ama Aelin bu kitapta olduğu kadar şımarık değildi. Hatta bu kitapta Aelin’dan ciddi şekilde soğumaya başlıyordum. En güçlü Aelin, büyüsünü en iyi kullanan Aelin, en iyi planları yapan yine Aelin, en güzel, en çekici yine Aelin… Aelin'ın planları... planı gizle, okura da söyleme sonra dramatik bir şekilde açıkla. Ben açıkçası okurken baya yoruldum. Bana bazı duygular da hissettirdi ama biraz fazlaydı sanki her olayı bu şekilde öğrenmemiz. Sonda okurken bazı yaptıklarından dolayı onu anladım (ama maalesef bir karakteri anlamak ile sevmek aynı şey değil) ama bazı konularda hala sinirim var ona karşı. Bunlar yine yapılırdı ama diğer karakterlerin potansileyi olmasına rağmen bu kadar geriye atılmasına gerek var mıydı? Bu kitapta Aelin’ın etrafında pervane olmasını anlayabileceğim tek karakter Aedion. Geçmişten gelen bağları ve kan yemini yüzünden zaten Aelin’ı kraliçesi olarak görüyordu. Bu yüzden onun davranışlarını bir noktaya kadar anlayabiliyorum. Ama Dorian mesela… Adamı resmen kuleye koydunuz. İlk üç kitapta ezik bir karakter olduğunu düşündüğümü söylemiştim ki öyleydi de ama şu an aslında ciddi bir potansiyele sahip. Buna rağmen yazar bu potansiyeli kullanmamayı tercih ediyor gibi hissettiriyor. Dorian'a ne garezin var sevgili yazarım? Manon da aynı şekilde. Aelin gibi bir kraliçe karakter olmasına rağmen bir noktada o bile Aelin’ın gölgesinde kalıyor. Oysa Dorian, Manon ve Aelin gibi karakterlerin daha dengeli
1000Kitap
Fırtınalar İmparatorluğuSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20181,816 okunma