''Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum olduğunu öğrettin.''
''Bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım...'
Nihat güldü:
''Gördün mü? Derhal sapıtıyorsun. Hayatta hiçbir şey, uğuna ölmek için istenmez. Her şey yaşamamamız için olmalıdır. Hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edilecek bir şey aramak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun! Yaşamak herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hakim olarak, kuvvetli, belki de bira zalim olarak yaşamak...''