Descartes'ın dikotomisi modern insana cadıları olan inancından vazgeçmesi için felsefi bir temel oluşturdu ve bu da on sekizinci yüzyılda cadılığın aşılmasında önemli bir katkıda bulundu. Herkes bunun harika bir sonuç olduğu konusunda hemfikir olacaktır. Oysa benzer şekilde periler, cinler, troller ve ormanlarla toprağın tüm yaratıksalarını da ortadan kaldırdık. Genel kanı bunun da bir kazanım olduğu yönündedir, zira böylelikle insan zihni "batıl inanç" ve "büyü" den arındırılmıştır. Bense bunun bir hata olduğuna inanıyorum. Periler, cinler ve benzerlerini ortadan kaldırarak aslında hayatlarımızı daha da yoksunlaştırdık ve insanların zihinlerini batıl inançlardan arındırmanın yolu yoksunlaştırmadan geçmez.
Dinleyici bilinçsiz bir kahkaha atarken tüm duyarlılığını ve farkındalığını yitiriyor. O zaman gülmek, Sorunlarla savaşmak için yeni ve cesur bir bakış açısı kazandıracağı yerde bireyi devekuşu misali her şeyden kaçmaya itiyor. Bu tür gülmenin gerginlikten uzaklaştırıcı etkisi, alkole ve cinsel ilişkiye benzetilebilir. Yalnız bir şeyi unutmamak gerekiyor: Alkol almaktaki veya cinsel ilişkideki amaç gerçeklerden kaçmaksa, aktivite sona erdiğinde birey kendisini aynı önceden olduğu kadar yalnız ve terk edilmiş hisseder. Aynı şey gerçeklerden kaçmak için atılan kahkahalar için de geçerlidir.
Mizah, kendimizle problemlerimiz arasına bir mesafe koymanın ve sorunlara dışarıdan belli bir perspektifle, bakmanın en sağlıklı yoludur. Panik esnasında birey gülemez, çünkü kendiyle dış dünya arasındaki ayrımı yitirmiştir. Dolayı'sıyla gülebildiğimiz müddetçe endişe ve korkunun egemenliğinden kurtuluruz nitekim halk arasında tehlike anında bile gülebilenlerin gerçekten cesur olduğu inancı yaygındır. Psikolojik rahatsızlıkları olanlarda bile, hasta gerçek bir mizah anlayışını kaybetmediği sürece, başka bir deyişle güldükten sonra kendine bakıp, " Ne kadar çılgınım ben!" diyebildiği müddetçe benlik olgusunu yitirmemiş demektir. Psikolojik problemlerimizi -nörotik olsun ya da olmasın anlamaya çalıştığımız da, ilk tepkimiz genellikle ufak bir gülümsemedir. Gülmemize neden olan şey, objektif bir dünya içinde tepkiler veren sübjektif bir varlık olduğumuzu algılamamızdır.
Bir jigolonun tekniği ne kadar mükemmel olursa olsun, hangi kadın bunu tutkunun gerçekliğine tercih eder? Jigolonun ve kralın soytarısının özünde davranışa değil pasifliğe bağlı güç ve değer ilişkisi vardır.