İlayda

İlayda
@acrlyda
Sıkıntı insan olmanın meslek hastalığıdır.. Rollo May
1920'li yıllar insanin gücüne çok güven duyulduğu bir dönem gibi görünse de aslında durum bunun tam tersiydi: makinelere ve onları işletecek tekniklere güven duyuluyordu, insanlara değil. Bireyler kendilerini yüzeysel ve mekanik bir varlık olarak görmeye başlayınca başta insanlık onurları ve bireysel özgürlükleri olmak üzere pek çok olumlu değerlerini yitirdiler.
Sayfa 57 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rahatsızlıklarımızın kökeninde yatan başka bir etken, insan olmanın onurunu ve kıymetini duyumsamayı neredeyse unutmuş olmamızdır. Nietzsche insanın giderek bir sürü içerisinde kaybolup gittiğini söylediğinde de kastettiği gerçek budur. Nietzsche buna 'köle ahlakı' der. Aynı sonucu Marx da görmüş; Kafka da insanı dehşete düşüren hikayelerinde hep insan kimliğini kaybeden bireyleri işlemiştir.
Sayfa 56 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Çağımız, Hermann Hesse'nin deyişiyle 'Koca bir neslin iki yaşam biçimi, iki devir arasında sıkışıp kaldığı ve doğal olarak anlayışın, belli standartların ve hayat güvencesinin yok olup gittiği' bir zaman dilimidir. Ancak her şeye rağmen kendimize şu gerçeği hatırlatmakta yarar var: Endişe bir iç çatışmanın habercisidir ve bu iç çatışma sürdüğü müddetçe her zaman yapıcı bir kurtuluş yolu bulunabilir. Gerçekten de şu anda yaşadığımız bunalımlar içlerinde geleceğe dair yeni umutları da barındırırlar.
Sayfa 39 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Başka bir deyişle, kaygılarımız ve sonu gelmeyen sarsıntılar aynı sebepten kaynaklanır. Sebebin, Batı toplumunda yaşanan köklü değişimler olduğu su götürmez bir gerçektir. Faşizm ve Nazizmin güç kazanmalarının tek nedeni Mussolini ve Hitler'in iktidar hırsı değildir. Bir ulus ekonomik yokluğa yenik düşmüşse ve psikolojik olarak da boşluğun ve bunalımların eşiğindeyse, totaliter rejimler her zaman boşluğu doldurmak için harekete geçerler. İnsanlar artık dayanamadıkları endişelerden kurtulmak uğruna özgürlüklerinden vazgeçmeye dünden razıdırlar.
Sayfa 36 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bertrand Russell'in fazlasıyla kötümser fikirlerine katılmamak işten değil: "Geleceğimizin planlanmış ve parlak olduğuna inananlar aramızda en saf ve aptal olanlardır. Hayal gücünden ve kıvrak bir anlayıştan biraz nasibini almış olan herkesin içi şüpheyle doludur."
Sayfa 35 - Okyanus Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat