"Sevinç ne denli sevinçliyse, içinde uyuklayan üzüntü o denli saftır. Üzüntü ne kadar derinse içinde yatan sevinç o denli çığırtkandır. Üzüntü ve sevinç kendilerini iç içe geçiren bir oyun oynar. Uzağı yakın, yakını uzak kılarak üzüntüyle sevinci iç içe geçiren oyun acıdır. Bu nedenle doruktaki seviç ve en derin üzüntü kendilerince acı vericidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Giderek artan kendine zarar verici davranışlar narsisist, depresif hale gelmiş ben'in kendi varlığından emin olmayı, kendini hissetmeyi hedefleyen ümitsiz çabası olarak anlaşılabilir. Acı duyuyorum o halde varım. Varoluş duygusunu da acıya borçluyuz. Acı ortadan kalktığında yerine koyacak bir şey ararız. Yapay olarak yaratılan acı buna çare olur. Macera sporları ve riskli davranışlar kendi varlığından emin olma çabalarıdır. Böylelikle palyatif toplum paradoksal bir şekilde aşırılıkçılann varlığına yol açar. Acı kültürü yoksa barbarlık ortaya çıkar: "Anestezi altındaki bir toplumdaki insanlara canlılık hissi verebilmek için giderek daha güçlü uyaranlar gerekir. kendini deneyimleyebilmeyi sağlayan uyaranlar olarak sadece kimyasal maddeler, şiddet ve terör kalmıştır.
Acı sınırları belirler, farkları vurgular. Acı olmaksızın gerek beden gerekse dünya bir farksızlığa düşer. "Acılar ne sağlar?" sorusuna von Weizsiicker şöyle cevap verir: "Öncelikle ancak acı bana neyin benim olduğunu ve nelere sahip olduğumu öğretir. Ayak parmaklarım, ayağım, bacağım ve üzerinde durduğum topraktan kafamdaki saça kadar her şeyin bana ait olduğunu acı sayesinde öğrenirim. Ve yine acı sayesinde bir kemiğin, akciğerin, kalbin ve iliğin oldukları yerde olduklarım ve bunların her birinin kendi acı diline sahip olduğunu ve kendi 'organ lehçesi'ni konuştuğunu öğrenirim. Bütün bunlara sahip olduğumu tabii ki başka yoldan fark etmiş de olabilirim ama bunların ne kadar değerli olduğunu sadece acı öğretir bana.
Canlı bir birlikteliği ölü olandan ayırt eden acıdır. Acı bağdır. Acı verici durumları bütünüyle reddeden biri bağ kurma yetisinden yoksundur. Günümüzde acı verebilecek yoğun bağlardan kaçınılır. Her şey palyatif bir rahatlık alanında gerçekleşir. Aşka Övgü adlı kitabında Alain Badiou intemetteki bir eş bulma sayfasının reklamına işaret eder: "Acı çekmeden aşık olmak çok kolay!" Acı olarak öteki ortadan kaybolur. Ötekini bir seks nesnesi olarak şeyleştiren tüketim niteliğindeki aşk acı vermez.