Nuri efendi böyle esaslı tadillerde yeniden zaman arabasına koştuğu saatlere o devrin silâhlarını kastederek hafif bir alayla *“muaddel”* adını verirdi. Çünkü bu saatlerde zemberek, tulumba, çarklar her biri ayrı fabrikalardan, ayrı işçiliklerden gelmiş olurdu. Bu cinsten bir saati eline alıp da evirip çevirirken, “Ne kadar bize benziyor... Tıpkı bizim hayatımız!” derdi.
*...* değişikliğe uğramış, değiştirilmiş, değişik.
İnsan tabiatı iktizasınca birbirlerini kötülemek isteyenler sadece düşmanlarının hayatlarına baksınlar, yeter. Çünkü her insanın hayatında hiçbir muhayyilenin icat edemeyeceği kadar aksaklık vardır, ve bu aksaklıklar o insanla beraber yetişmiş, büyümüş şahsı, nevi kendine münhasır şeylerdir. Kul kusursuz olmaz, sözü sırf bu gerçek için söylenmiş bir sözdür.