Orhan veli
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri
Yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
Gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
Yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
Hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
Hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
Hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
Hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
Hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.

Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
Sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

Samuel Beckett
Bu arada şunu söylememe izin verin, hiç kimseyi bağışlamıyorum. Onların hepsine rezil bir yaşam, sonra da cehennem ateşi ve dondurucu soğuklar diliyorum, bir de geleceğin iğrenç kuşakları arasında saygın bir ad.
Bu akşamlık bu kadar.

GENÇ YAZAR/ŞAİR, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okuyor

Adıyla başlarmış hayata insan. Adıyla adlanırmış. İsmiyle müsemma, yani adıyla adlanmak, adıyla yazgılanmak buradan gelirmiş. Kader, adına yazılırmış Adem'in çocuklarının. Adında saklanırmış hayrın ve şerrin anahtarları. Ve Çağırıcı, adıyla çağırırmış çağrının yapılacağı günde. Bu yüzden Efendiler Efendisi, ana ve babanın görevlerinden saymış çocuklarına güzel bir ad vermelerini. Ve uyarmış: "Çocuklarınıza anlamlı adlar verin. Çünkü kıyamet günü herkes adıyla çağrılır." diye.

Aşka Ağlayan Veli, Mahmut UluAşka Ağlayan Veli, Mahmut Ulu

+insanlar bazen yanlış anlıyor biliyor musun küçüğüm.
(Bana sadece küçüğüm desin sanki kalan ömrümü onunkine ekleyeceğima.hevesle gözlerine baktım)
-nasıl ?
+mesela Cehennemi düşün neden o kadar ötelendi ? Cennete olan aşkından yandığını kimse anlamadı.anlıyor musun beni?
-benim adım açelya cehennem çiçeği demek .ad iz sürer deler yani bunu en iyi ben anlarım.
+küçük kalbine neleri yük ettin küçüğüm ?
-sen yük değilsin ki bana ,

-Yusuf-, bir alıntı ekledi.
Dün 23:19 · Kitabı okuyor

Sevgi'den ad yapılıyor.. Mutlu'dan ad yapılıyor..
Aşk adında n bir kadın gördüm ne de bir erkek.. Bu korku neden ?

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir AsafKırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir Asaf
., Umut'u inceledi.
Dün 22:29 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

En son ne zaman bu tür kitap okudum , daha doğrusu okudum mu ? Hatırlamıyorum. Ama tek kelimeyle mükemmeldi. Belki başka bir kitapta tiyatro türü okusaymışım ön yargım oluşabilirdi. Pişman olmadığım bir eser daha..
Biraz düşündürücü , sorgulatıcı , biraz da emek istiyor. Her cümleyi açıklamış.
Ben içerigi direk Nuri Pakdil'den vereceğim.

 
“Tiyatro, edebiyatın, başka bir anlatımla sözün eyleme dönüşmesidir. Ne şiirde, ne öyküde, ne romanda bulunmayan bir işlev yüklenmiştir oyuna. Bu da, oyunda anlatımın ancak eylemle olabileceği gerçeğine götürüyor bizi. Söz''ün de gide gide azaldığı bir döneme gelip durduk. İnsanların, çok konuşmaktan bıktıklarını görüyorum. Dinlemekten de. Ne yapmalıyız bu durumda?

Umut’u yazmadan önce çok düşündüm bunun üzerinde. Öyle bir teknik uygulamak gerekiyordu ki, söz’le arası açılmış insanı, yeniden onunla barıştırabilelim. Bunun için sık sık duraklama var oyunda. Yalnız iki ya da artık kişinin konuşmalarında değil, bir kişinin konuşmasında da vardır bu uyarlama.

İçerik yönünden, Umut’u şöyle belirleyebiliriz: Bir ‘soruşturma’ yaklaşımıyla çağın algılanmasıdır. Bir konudan çok, insanın ‘konumu’ vardır Umut’ta. Böylece evrensel bir anlatıma varmak istedim. Konu, yöresel olabilir, bir ülkeye ait olabilir, ama insanın konumu evrenseldir. Bu nedenle kişilere ad vermemeyi yeğledim. Kuşkusuz Umut’ta, kuşağımın verdiği kültür savaşımının, yabancılaşmaya karşı koyuşun izleri de vardır.
” Nuri Pakdil”

Gökhan AKSOY, bir alıntı ekledi.
Dün 20:02

Hiçbir şey düşünemiyorum. Kafamda belirleyemediğim bazı şeylere kızıyorum sadece. Bir ad veremediğim kişiye söylenip duruyorum. Bunu bana yapmalarına engel olsaydın, bunu bana yapmasaydın, neden sen de onlarla birlik oldun? Benimle neden uğraşıyorsunuz? Benden ne istiyorsunuz? Neden her şeyi tam istemediğim sırada veriyorsunuz bana? Neden bu kadar bekletiyorsunuz? Neden bir şeyi elde etmenin anlamı kalmayıncaya kadar, onu vermemekte inat ediyorsunuz?

Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 95)Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay (Sayfa 95)
s yol, bir alıntı ekledi.
 24 May 14:52

Öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın.
Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürmemiş olsun.
Ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
Dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
Yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
Unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
Sevemediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
Yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

Bütün Şiirleri, Orhan Veli KanıkBütün Şiirleri, Orhan Veli Kanık
Volkan ersöz, bir alıntı ekledi.
 24 May 03:14 · Kitabı okuyor

Yakında küle ya da iskelete dönüşeceksin; bir addan başka bir şey olmayacaksın, belki adın bile olmayacak. Ama bir ad bir sesten, bir yankıdan başka bir şey değildir. Yaşamda en çok değer verilen her şey boş, bozuk bayağıdır; birbirlerini ısıran enikler, bir gülüp bir ağlayan kavgacı çocuklar. İnanç, alçakgönüllülük, adalet ve gerçek, ''yeryüzünün enginliklerinden Olimpos'un yüceliklerine dek'' uçup gittiler. Öyleyse; seni hâlâ burada tutan nedir? Algıladığın nesneler değişken ve kararsız, duyular izlenimlerce aldatılabilir, ruh bir soluk veriş; ünse böyle bir dünyada bomboştur. Öyleyse ne yapmalı? Sabırla yokolmayı ya da bu dünyadan göçmeyi beklemeli. Peki o an erişinceye dek ne yapmalı? Tanrılara tapınmaktan, onları kutsamaktan, insanlara iyilik etmekten, onlara hoşgörülü olmaktan, onlardan uzak durmaktan başka ne olabilir?

Düşünceler, Marcus Aurelius (Sayfa 77)Düşünceler, Marcus Aurelius (Sayfa 77)