Orlando diye seslendiğinde gereksindiği Orlando gelmeyebilir. Bir garsonun elinde üst üste yığılmış tabaklar gibi, üst üste dizilip bizleri oluşturan bu benlerin başka yerlerde de bağlılıkları, yakınlıkları, kendilerine özgü küçük ana yasaları ve hakları ve ne ad verirseniz verin, çünkü bu şeylerin çoğunun adı yoktur. Vardır, ve biri yalnızca yağmur yağdığında, öteki yeşil perdeli bir odada, biri ki bayan Jonas orada yoksa, bir başkası ancak bir kadeh şarap vaad ettiğinizde gelir.
Sorunlara bir ad koymakla bunların elle tutulur hale geleceğini ve bilmezden gelmenin artık mümkün olamayacağını düşünüyordu; oysa söylenmeyen sözcüklerle üstleri örtülürse zamanla kendiliklerinden ortadan kaybolurlardı.
Medine döneminde nazil olmuştur. 286 âyettir. Yalnız 281. âyeti Mekke'de, Veda Haccı'nda inmiştir. İsrailoğulları, Hz. Musa Tur Dağı'nda iken altınlardan yapılmış inek heykeline tapmışlardı. İçlerine sinmiş bu inek sevgisini, onun tapılan kutsal bir varlık olduğu düşüncesini ortadan kaldırmak ve yalnız Allah'a inançlarında samimi olduklarını göstermeleri için kesmeleri gereken bir inek (bakara) süreye ad olmuştur
Hedef hep İslâm ülkeleri, mağdurlar hep Müslüman...
Gizli bir şer merkezi daima müslümanların başına çorap örmekle meşgul. Medeni ve insani standartlar sanki hiç yok; sanki uygar yirminci yüzyılda değil de taş devrinde, mağara ve orman çağında yaşıyoruz!
Hani Evrensel İnsan Hakları, hani beynelmilel medeni anlaşmalar, hani insaf, merhamet, adalet, uygarlık, sevgi, eşitlik, kardeşlik?