Adı:
Orlando
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754708271
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Orlando
Çeviri:
Seniha Akar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Orlando
Orlando
Orlando
Virginia Woolf bu keyifli romanda bize yalnızca sıradışı bir kahramanın olağanüstü öyküsünü anlatmakla kalmaz, ince değinmelerle, keskin bir mizahla, çarpıcı simgelerle İngiltere tarihinin son dörtyüz yıl boyunca geçirdiği dönüşümleri ve bunların İngiliz yazınındaki yansımalarını da ikiyüz sayfalık bir metne şaşırtıcı bir ustalıkla sığdırır.

"Kuşkusuz Woolf'un en yoğun eseri, çağımızın da en olağandışı romanlarından biri."
-Jorge Luis Borges-
(Tanıtım Bülteninden)
Orlando.... fantastik bir roman mı diyelim, açıkçası bunu dersek kimsenin bizi kınayacağını zannetmiyorum, 4 asır yaşayan cinsiyet değiştirebilen, günlerce ölüm uykularına yatabilen bir Orlando varsa evet buna fantastik diyebiliriz kimsenin de itirazı olmaz; ama bütünüyle oraya takılamayız...
çünkü bir taraftan bunlar varken diğer taraftan aşk acısı, ihanet, dünya serüvenleri, doğa güzelliklerini tadabilen bir gerçek kişi de var....

şimdi ise biraz sorgulamalarla anlamaya çalışalım;
bizi oluşturan temel şey cinsiyetimiz mi? Her şey bunun üzerine mi kurulu? Sevgilerimiz, aşklarımız, yapabileceklerimiz, yapamayacaklarımız, değerimiz, toplumdaki yerimiz, kalbimizdeki arzularımız, düşüncelerimiz..... ve daha bir çok şeyimiz bütününde, hayatımız veya varlığımız... evet bütün bunların temelinde cinsiyetimiz mi yatıyor?... oysa varlığımızı anladığımızda cinsiyetimiz belliydi zaten; yani bizim için sınırlar çizilmişti. O zaman daha fazlası için neden zorlayalım, mı?

Beden üzerine çizilmiş olan cinsiyet aynı şekilde ruhun cinsiyetini de gösteriyor olabilir mi... insan ruhunun cinsiyeti var mı bedenen erkek ruhen kadın ya da tam tersi ya da aynısı olmak mümkün mü... bunlar, hayatın herhangi bir noktasında beynimizi harekete geçerin düşüncelerden biri oldu mu?
evet mi, hayır mı... neden evet neden hayır?

hadi şimdi bütün bunları bir kenara bırakalım sizinle şöyle bir oyun oynayalım; siz ikiniz güzel kız ve yakışıklı erkek evet siz ikiniz, birbirinizi sevdiğinizi kabul edelim mesela kıza sorsam bana çizer misin yeni bir dünya ve içinde sen, tablonun en mutlu yerinde olacak şekilde desem, nasıl çizer acaba?

Bir şeyler çizer, tahmin ederiz ya da edemeyiz çizdiklerini; ama o erkeği de tablonun en güzel yerinde en güzel bakış açısıyla karşısına oturtacağından en ufak bir şüphemiz olmaz.... peki cinsiyeti kaldırırsak dolayısıyla erkeğe karşı olan duyguları ortadan kalkarsa o zaman o erkeği yine aynı yere oturtur mu, değilse o zaman o en güzel yere neye göre kimi seçer??? (işte muhteşem sorumuz buydu)

kitabı okumadan "ben" ler üzerine zamanında şöyle bir paylaşımım olmuş.........
"Sen diye bir şey yok siz var!
İnsan, kendisinden bir şeyler verip karşılığında bir şeyler alarak devamlı bir değişim ve dönüşüm içinde asla kendisi olarak kalmamaktadır. O zaman ben derken hangi ben?".....

Orlando'da da benzer düşünceyi görmek mümkün....
"...herkes, kendi deneyimlerinden yola çıkarak farklı ben’lerinin kendisiyle üzerinde anlaşmış oldukları farklı koşulları çoğaltabilir – bunların bazıları kayda geçirilmeyecek kadar gülünçtür........çok çeşitli ben’ler vardı, sığdırabileceğimizden de fazlaydı sayıları, sadece altı-yedi ben’i anlatan bir biyografi bile eksiksiz sayılırken bir insanın binlerce ben’i olabilir....

tabii ki bu arada konu biyografi yazarlarını eleştirmek üzerine açılmış ama düşüncenin temeline indiğimizde aynı noktaya değindiğimizi düşünüyorum.... ben Virginia'dan etkilenmiyorum zaten o düşünce yapısında olduğum için eserlerine ilgi duymaya başladım bu açıdan bakıldığında diğer okurlar benim hissettiklerimi hissetmeyebilirler bunu da göz önünde bulundurmakta fayda var , diye düşünüyorum..

düşünsenize dünyaca tanınmış büyük bir feminist yazar romanın bir bölümünü Türkiye'ye ayırıyor gerçekten bunu okumak sizi heyecanlandırmaz mı? Bu eser Orlando

işte Virginia'nın gözünden İstanbul;

"...durup, büyülenmiş gibi aşağıdaki şehri seyrediyordu. O saatte sis o kadar yoğun olurdu ki, Aya Sofya’nın ve başka yerlerin kubbeleri siste yüzer gibi görünür, sisin içinden yavaş yavaş ortaya çıkarlardı; kabarcıklar oldukları yerde sabit gibiydiler; şurada Boğaz vardı; şurada da Galata Köprüsü; orada gözleri ya da burunları olmayan, dilenen yeşil türbanlı hacılar; şurada sakatatları yiyen sokak köpekleri; şurada çarşaflı kadınlar; şurada sayısız eşek; şurada da ellerinde uzun sırıklarla at sırtında giden adamlar. Çok geçmeden kırbaçların şaklaması, gong sesleri, ezanlar, katırların kamçılanması, pirinç çemberli tekerleklerin takırtısı bütün şehri harekete geçirir, mayalanan ekmeklerden ve tütsülerden ve baharatlardan gelen ve tiz sesli, rengârenk, barbar halkın soluğuymuş gibi görünen ekşi kokular..."

Orlando, Virginia Woolf'un diğer kitaplarına oranla daha kolay okunabilin, eserin ana karakteri olan Orlando cinsiyet değiştirebilen dünyanın farklı yerlerinde (bunlardan bir tanesi de Türkiye) farklı insan tabakalarında bulunabilen, bazen gerçek bazen fantastik bir serüven geçiren bir kişinin hayali biyografisidir.
Aşk, hayat, benlik, cinsiyetsizlik gibi konuların yanında biyografi yazarlarına yapılan eleştirileri de içerir.

okunmasında fayda olacağı kanaatindeyim....
Buram buram Virginia Woolf...
Böyle diyerek başlamam en uygunuydu.

Kendisi "yaşam öyküsü" olarak adlandırmış bu eseri. Kim üç buçuk yüzyıl yaşar ki yaşam öyküsü olsun deriz biz de. Orlando üç buçuk yüzyıl var olsa da, 36 yaşındayken bitiyor kitap. Aslında bu kahramanı ölümsüzleştirmiş sanki Virginia. Orlando onun için biricik aşkı Vita aslında. Oldukça büyüleyici bir ilişki onlarınki. Bazı insanlar tasvip etmese de bu tarz ilişkileri, hayranlık uyandırması kesinlikle inkar edilemez. İkisi de evli üstelik ve karşılıklı ailelerce güven duygularından dolayı anlaşmazlık yok. Hiçbiri bir diğerinin ardından kötü düşüncelerde, kötü yorumlarda bulunmuyor. Hatta aralarındaki bu bağlılık takdir ediliyor. Şimdi onlar öyleyken bize ne bu durumdan? Neden yargılayalım?

Kimlik arayışı... Eserde gözler önünde olan bir kavram. Orlando erkek doğup ilk olarak erkek kimliği ile aşk ile tanışıyor. Bu aşk ona acı yaşatıyor sonrasında. Kırılgan, naif yapısını görüyoruz burada. Hassas ruhuna tanık oluyoruz. İhanetle birlikte kabuğuna gömülüyor. Çapkın bir erkekken, aşık olup bağlandığı kadının ihaneti ile ölüyor o ilk olarak. Uyuyor ve ölüyor... Uyandığında yeniden diriliyor. Dirildikçe bambaşka bir insana dönüşüyor. Kaçıyor dünyasından... Kaçtıkça karmaşaya sürükleniyor.

Alışılagelmiş Virginia Woolf tekniğinin dışında kalan bir kitap olmasının nedeni ise en kolay anlaşılır kitap özelliği taşıması şeklinde yazıyor her yerde. Kesinlikle doğru bir tespit. Buna rağmen taşlar tam oturmayabilir diye ben kitapla paralel şekilde filmini de izledim. Kitaptaki her sahne olmasa da filmi izlemek netlik kazandırdı.

Bir gece yine uyuyor Orlando ve uzun bir ölümün ardından bu sefer kadın olarak diriliyor. Bu durum onda şaşkınlık yaratmıyor. Çünkü burada bize Virginia, cinsiyetin önemsizliğini, aslolanın bireyin beyni, fikir ve düşünceleri olduğunu ve bunların bir cinsiyeti olmadığını vurguluyor.

Kadın kimliğini hemen benimseyemeyen Orlando'nun git-gelleri ve bocalamaları ile karşılaşıyoruz. Bunun en büyük sebebi ise; bu dönemde kadınların itibarsızlaştırılması. Defalarca altını çiziyor Virginia; kadın ve erkek dışsal olarak farklı, içsel olarak değil diye... Adeta haykırıyor sanki...

Aşk istiyor Orlando. Erkekken yaşadığı o aşk duygusunu atamıyor içinden. Sürekli aklına geliyor. Tekrar yaşamak istiyor bu duyguyu, kadın olarak bu sefer." Hayat bir aşık." " Hayat bir koca değil!" düşüncesi ile aşka özlem duyuyor. Yalvarıyor sonrasında kendini yerlere atıp kayboluyor kendinde... Öyle çok istiyor ki bunu... Tam o esnada biri geliyor ve aşık oluyor bu adama.

Kendi ölümsüz olan Orlando gibi kitapta ölümsüz birçok karakter var. Aşık olduğu bu adamın kitap bitiminde tekrar gelişiyle onlardan biri olduğunu anlayabiliyoruz.

Orlando ve yaşamı ile Vita'nın hayatına bakılınca gerçekten fantastik bir yaşam hikayesi olduğunu görüyoruz. Orlando'nun cinsiyet değişimini bir kenara bırakırsak, burada kimlik arayışı var. Virginia biraz da kendi arayışı, kendi gibi olan insanların arayışlarını da katmış aslında.

Acı çekmiş fakat bundan gocunmamış Orlando'ya, şöyle bir söz ile karşılık vermek istiyorum :

" Cinsel arzu, üremenin nedenidir.
İştah, yaşamı ayakta tutan şeydir.
Korkaklık ya da çekingenlik, yaşamı uzatan şeydir.
Acı, organın/ bedenin kurtuluşudur."
Demiş Leonardo Da Vinci...
Tıpkı bu sözdekine benzeyen Orlando;
acı çektikçe uyumuş, uyudukça ölmüş, öldükçe tekrar dirilmiş beden... Sağlam bir kafa, dopdolu bir insan olmuş. Her uyanışında, içini huzur kaplamış. Bedeni tazelenmiş, capcanlı büyümüş benliği...

Son olarak eklemem gereken şey, Virginia Woolf okumaya bu kitap ile başlanabilir. Ayrıca bu kitabı okumasanız bile, linkini ekliyorum:
https://unutulmazfilmler.co/orlando.html
Filmini mutlaka izlemenizi öneriyorum.

Ek: Virginia Woolf 'u tanımak, eserlerini anlamak adına Mina Urgan 'ın
Virginia Woolf kitabını da okuyun derim.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.909 Oy)9.183 beğeni30.108 okunma922 alıntı146.158 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.920 Oy)19.837 beğeni45.424 okunma3.470 alıntı191.978 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.706 Oy)9.657 beğeni27.107 okunma1.996 alıntı125.539 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.097 Oy)13.909 beğeni36.029 okunma3.753 alıntı153.097 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.601 Oy)4.087 beğeni13.600 okunma1.522 alıntı56.161 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.898 Oy)6.007 beğeni20.558 okunma916 alıntı106.802 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.262 Oy)6.617 beğeni17.598 okunma2.936 alıntı90.068 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.884 Oy)9.423 beğeni26.499 okunma1.791 alıntı135.323 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.712 Oy)8.174 beğeni22.238 okunma4.392 alıntı136.427 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.752 Oy)8.365 beğeni23.906 okunma948 alıntı95.282 gösterim
İçimizde olamadıklarımız ya da olmak istediklerimiz birikiyor. Kaç tane "ben" var içimizde? Nasıl aramız içimizdeki o benlerle? Duyuyor muyuz seslerini? Yoksa susturuyor muyuz?

Woolf, o sesi duyanlardan. İçindeki benleri Orlando'nun bedenine girip konuşturmuş, ete kemiğe bürümüş. Uyumsuz, aitsiz, asi, hatta cinsiyetsiz renkli bir kahraman Orlando. 400 yüzyıl farklı karakter ve cinsiyetle yaşamış, gezgin bir ruh. Bu ruhun karanlıklarını, zaaflarını, tutkularını okurken hiç sıkılmadım. Mizahi bir anlatımla kadının gözünden erkeği, erkeğin gözünden kadını, özellikle toplumun kadına biçtiği rolü güzel hicvetmiş. Yıllar öncesine göre kadına bakışın değişmediğini üzülerek okudum.

Kitapta ağır basan konulardan biri de; yazarlar ve edebiyat üzerine olan eleştirilerin, gerçek hayattan yazarlar ve şairler kullanılarak hikâyeleştirildiği bölümler. Edebiyatçıları tiye aldığı bu bölümleri hak vererek okudum.

Edebiyatı bu yüzden çok seviyorum. Başka türlü nasıl gerçekleşir bu yolculuk, bilmiyorum. Elindeki kitapla kendini yüzyıllar öncesinde kâh çingenelerin arasında kâh İngiliz asillerinin arasında yaşarken bulabiliyorsun; Woolf gibi kuvvetli kalemlerin sayesinde. Dış dünyadan, gerçeklerden soyutlamış gibi görünse de insanın içine doğru bir yolculuğa çıkarıyor okuduklarımız, iyiyse eğer.

Bilinç akışının nimetlerinden sonuna kadar yararlanılmış kitapta. Yazarın düşüncelerini, hayallerini özgürce zaman, mekan, genel kabulleri gözetmeksizin coşkuyla hem son derece naif hem de sivri bir dille kaleme aldığı fantastik de sayılabilecek bir hikâye Orlando. Zaman ve nesneleri algılama konusundaki görüşlerini okurken Proust'la benzerlikler kurdum. Anlatım tekniği olarak başta zorlansam da "özyaşam öykücüsü"nün araya girip okura laf sokarak açıklama yapması gevezelik gibi gelse de; ilerledikçe kitabı birlikte okuduğum bir dost gibi gelmeye başladı.

Kadını, erkeği, edebiyatı, içindeki farklı benleri anlamaya çalışmak açısından faydalı bir okumaydı benim için. Eleştirilerine katıldım çoğunlukla. İnsanı tutsak edenin, toplum kadar kendisinin de olduğunu düşündürdü kitap. İçindeki benleri keşfetmek en azından kulak vermek isteyenler için güzel bir kitap Orlando.
Konusu çok ilginç olduğu ve bir feminist olarak Virginia Woolf'u sevdiğim için almıştım kitabı. Çoğunlukla benden kaynaklı olmak üzere, okumam çok uzun sürdü. Benim pek sevmediğim ama yazara has bir şey olarak uzun, birbirinden virgülle ya da noktalı virgülle ayrılmış çok cümle var. Alttan alta verilen ama okuyunca kendini belli eden sivri cümlelerine ise bayıldım. Virginia Woolf'un sürekli kullandığı bir teknik olan bilinçakışı tekniği bu kitapta da var. Bazen sizi konudan ve kitaptan saptırabiliyor ama genel olarak çok hoş ve eğlenceli bir kitaptı.
Virginia Woolf'dan okuduğum ikinci kitap Orlando oldu. Woolf'un yazım tekniğini her zaman tuhaf ama etkileyici bulmuşumdur. Orlando çeşitli kimliklerle karşımıza çıkıyor. Ve, Woolf cinsiyet, özgüven, hakikat, kimlik, edebiyat gibi konuları şiirsel üslubuyla anlatıyor. Gerçekten yoğun bir eser... Ve tabii ki okunmaya değer!
Ilk 30 sayfası işkence gibi olsa da gelişimi ve sonucu ilginçti. Istanbulda elçiliği sırasında 7 gün boyunca uyuyan Orlando'nun bir sabah kadın olarak uyanması.
Virciniya Vulfun fantastik janrda olan "Orlando" romanı ilk dəfə 11 oktyabr 1928-ci ildə dərc edilib.

Yarı avtobioqrafik hesab olunan roman Virciniyanın rəfiqəsi Vita Sekvil-Uestin tərcümeyi-halının motivləri üzərində qurulub. Digər romanlarına nisbətən daha asan dildə qələmə alınıb. Deyilənə görə, Vulf 1922-ci ildə yazıçı Vita Sekvill-Uestə vurulur. Bir müddət sonra onların arasında sevgi roman başlayır, təxminən 20 il boyunca davam edir. 1928-ci ildə Vulf Vitanı əsas qəhrəmanı gah kişi, gah da qadın olan "Orlando” romanında əks etdirir. Bu səbəbdən Virciniya Vulf da Oskar Uayld, Artur Rembo və başqaları kimi ədəbiyyat tarixində "rəngli" yazıçılar siyahısındadır.

Virciniya Vulf romanın quruluşuyla bağlı gündəliyində yazırdı: "Vita Orlando olacaq, gənc əsilzadə; gerçəkçi, amma fantastikdir" (Vulf, 1880). Bundan başqa, romanın Oksford Universiteti nəşriyyatının dərc etdiyi kitabında Orlandonu təmsil edən fotolar Vita Sekvil-Uestin fotolarıdır.

Romanın süjeti 350 illik dövrü əhatə edir. Bu cəhətinə görə bir qədər də Qabriel Qarsia Markesin "Yüz illik tənhalıq" əsərini xatırladır, ya da əksinə... Markesin ölümündən 12 il əvvəl çap etdirdiyi xatirələr toplusu - "Danışmaq üçün yaşamaq" adlı memuarında yaddaşı, ədəbi fəaliyyətində dərin izlər qoyan 24 kitabdan söz açıb ki, onlardan biri də "Orlando" əsəridir.

Romanda təxminən dörd əsrlik dövrün birinci yarısını Orlando kişi, ikinci yarısını qadın kimi yaşayır. Altı hissədən ibarət fantastik əsərdə qəhrəmanın başına gələn əhvalatlar Vulfun özünəməxsus üslubuyla qələmə alınaraq bu üslubla özündən sonrakı XX əsrdə yazılmış başqa romanlara da təsir göstərib. Bununla yanaşı, romanla bağlı müxtəlif dəyərləndirmələr var. Məsələn, Desmond MakKarti romanı "qüsursuz fantaziya", Arnold Bennet "qəribə kitab", Nigel Nikolsonsa "Uzun eşq məktubu" deyə, qiymətləndiriblər. Roman tənqidçilər arasında gender məsələlərinin tədqiq edilməsində əhəmiyyətli əsər hesab olunur.

Romanın gender aspekti mətnin bədii strukturunun vacib elementini təşkil edir. V. Vulf yaratdığı baş qəhrəmanının qeyri-adi xarakteri vasitəsiylə maskulinlik, feministliyin mahiyyətini tədqiq etməyə çalışıb. Bundan başqa, müəllif Orlandoda kişi cinsini qadın cinsinə dəyişməklə hər insanın özündə həm kişi, həm də qadın keyfiyyətləri daşıması mümkünlüyünə diqqət çəkib. Vulfa görə, qadınlar cəmiyyətdə ikinci dərəcəli rol oynayırdılar, tamamilə kişilərdən asılıydılar. XIX əsr filosoflarına görə, qadınların tərcümeyi-halı materialarını yalnız sevgi məsələlərində tapmaq olardı. "Love is woman’s whole existence" - "Sevgi qadının bütün varlığıdır" (Vulf 2014: 200). "She was kind to dogs, faithful to friends, generosity itself to a dozen starving poets, had a passion for poetry" - "İtlərə şəfqət göstərirdi, dostlarına sadiqdi, aclıqdan nəfəsləri qoxuyan bir çox şair üçün alicənablığın özüydü, şeirə aşiqdi" (Vulf 2014: 200). "Love is slipping off one’s petticoat and-" - "Sevmək - ətəkdən sıyrılmaqdı və..." (Vulf 2014: 200). Vulfun bu şərhləri qadınların sevgisi haqqında kişilərin düşüncəsinə istehzaydı. "Özünə aid bir otaq" essesində olduğu kimi, "qadın" və "kişi" nisbətindəki gender bərabərsizliyinin analoji mənzərəsinə burda da rast gəlirik. Vulfa görə, kişiyə aid, maskulin şeylər mədəni məkanın mərkəzindədir, üstün kimi nəzərdən keçirilir; bütün qadına aid olan femin şeylərsə bu məkanın sərhədinə sıxışdırılıb, ikinci dərəcəli kimi başa düşülür.

Vulf romanda kişi-qadın dünyasını təsvir etməklə o dövrdə İngiltərədə qadın hüquqlarının sosial-siyasi mövqeyini tənqid edib. Məsələn, qadınlar mülkiyyət hüququna malik deyildilər, səsvermə, məhkəmə hüququndan məhrumdular və s.

Yazıçı Vita Sekvil-Uestin nümunəsində atası öldükdən sonra qadın olduğu üçün ailə mirasından məhrum olmasına işarə etmişdi.

Romanda maraqlı məqamlardan biri də İstanbul adının çəkilməsidir. Daha doğrusu, Orlandonun cinsiyyət dəyişməsi məsələsi niyə məhz İstanbulda gerçəkləşir?

1911-1914-cü illərdə Vulfun rəfiqəsi Vita Sekvil-Uest İngiltərə konsulluğundan İstanbulda bir müddət vəzifədə olması romanda əksini tapıb. Eyni zamanda, Vulfun özü də 1906-1910-cu illərdə qısa müddətlərdə İstanbulda olub, şəhərin sehri, ekzotikliyindən təsirlənib. Bunu romanda belə ifadə edib:

"İstanbul haqqındakı ən görkəmli nöqtə, şəhərdəki damların Peradan (Beyoğlu səmtinin köhnə adı) quşbaşı mənzərəsidir. Səhərlər çıxan duman bütün evlərin və məscidlərin üzərini saran tül kimidir. … Və duman yavaş-yavaş çəkilib gedir, parıltılı evlərin, dairəvi xətli məscidlərin qüdrəti sağlam torpaq üzərində yüksəlir. … Bu elə bir mənzərədir ki, səhərə qədər seyr etmək mümkündür, çünki elə böyük və sadədir ki, daima maraq oyadacaq şeylərlə zəngindir. … Təbiət, sənət və cənnət havası böyük ölçüdə, bərabər şəkildə alicənab əllə yoğrulub" (Vulf 2014: 99).

Belə nəticə çıxarmaq olar ki, Vulfun şəhəri bu cür heyranlıqla ifadə etməsi, bu ekzotik, mistik mənzərə romanı üçün uyğun zəmin olub, bəlkə şəhərin çağrışdırdığı azadlıq anlayışından ilhamlanıb, bəlkə də İstanbulu seçməsi Qərblə Şərq (Qərbi kişi, Şərqi qadın hesab edərək) arasında körpü rolunu oynamasında görüb.

Vulf bu fantastik romanıyla yalnız qeyri-adi qəhrəmanının qəribə hekayəsini nəql etməklə kifayətlənməyib, eyni zamanda, İngiltərə tarixinin son dörd yüz il boyunca keçirdiyi dəyişiklikləri, bu dəyişikliklərin İngiltərə taleyində əks olunmasını 244 səhifəlik mətnə heyrətləndirici şəkildə ustalıqla sığışdıra bilməsini göstərib.

Əsər əsasında 1992-ci ildə ekranlaşdırılmış və "Feliks" mükafatı almış eyniadlı film də çəkilib.
Sabırla okunması gerek, hızlı gitmiyor. Betimlemeler uzun ve detaylı genelde. Bir okuyup, bir düşüneceksiniz, sindire sindire. Hikaye fantastik, yazar çok zeki. O zamanlarda böyle bir roman yazmış.
Kitabın içerisinde küçük bir sürpriz var. Kitabın bir bölümü Türkiye’de geçer. Asıl kimliğini, Türkiye’de çok etkilendiği çingeneler sayesinde bulan kahramanın hayatını anlatır.
400 yıl yaşayan bir karakterin 1 gecede cinsiyetinin değişimi...
Woolf'un fanstastik dünyası...
Sahte bir biyografi neticede.
Uzun tasvirler yüzünde sıkılmanız olası fakat konu harika!
Bence okunmalı fakat biraz sabır... ;)
Orlando... Tek bir kitap icone sığdırılmış bir çok kitap gibi aslında. Diğer benliklerimizle catismamizi anlatması bakımından Dostoyevski'nin ÖTEKI'SI...Fantastik üslubu göz önüne alındığında Paulo Coelho'nun herhangi bir kitabı. Içinde geçtiği dönem acısından klasik edebiyat ancak tamamen postmodern bir kurgu. Elbette bunların hepsinin yanında Woolf'un Bilinç Akis tekniği... iç içe geçmiş kimlikler kişilikler ve çağlar. ücyüzyili iki farklı cinsiyeti ve onlarca ülkeyi içine alan dünyanın en güzel sahte biyografisi... Hayatının bir dönemini erkek geri kalanını kadın olarak yaşayan Orlando'nun sıradışı öyküsü kesinlikle zaman ayırmaya değer bir eser...
virginia woolf'un romani, sonra film oldu, ayni isimde bir sehir de mevcut. romanı biyografi türünün parodisini yaptığı eseri.derler ki bu kitabi biraz eglenmek, kafasini dinlendirmek icin yazmış.
pek çok çağda mutluluk aradım ve bulamadım;
şöhret aradım, elimden kaçırdım;
aşk aradım, tadamadım;....
Pek çok erkek ve pek çok kadın tanıdım,” ........
hiçbirini anlamadım.
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi
Liberal Partiyle İşçi Partisi – kendi saygınlıkları uğruna değil de ne uğruna savaşıyorlar? Semtleri karşı karşıya getiren, mahalleleri birbirinin çöküşü için dua etmeye yönelten hakikat sevgisi değil, üstün gelme arzusudur. Bunların her biri, hakikatin galip gelmesinin ve erdemlerin yüceltilmesinin değil de iç huzurunun ve itaatin peşindedir
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Orlando
Baskı tarihi:
Ağustos 2011
Sayfa sayısı:
244
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754708271
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Orlando
Çeviri:
Seniha Akar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Baskılar:
Orlando
Orlando
Orlando
Virginia Woolf bu keyifli romanda bize yalnızca sıradışı bir kahramanın olağanüstü öyküsünü anlatmakla kalmaz, ince değinmelerle, keskin bir mizahla, çarpıcı simgelerle İngiltere tarihinin son dörtyüz yıl boyunca geçirdiği dönüşümleri ve bunların İngiliz yazınındaki yansımalarını da ikiyüz sayfalık bir metne şaşırtıcı bir ustalıkla sığdırır.

"Kuşkusuz Woolf'un en yoğun eseri, çağımızın da en olağandışı romanlarından biri."
-Jorge Luis Borges-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 163 okur

  • Başak ALTINSOY
  • Başak altınsoy
  • Aysima Karakaş
  • Lilith
  • ikra
  • Su
  • Aysun Yıldırım
  • Nursah
  • KunduzluBozkurt
  • BİLGEHAN KAVAK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%3.5
18-24 Yaş
%31.6
25-34 Yaş
%29.8
35-44 Yaş
%19.3
45-54 Yaş
%8.8
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%3.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76
Erkek
%24

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (5)
9
%13.3 (6)
8
%28.9 (13)
7
%15.6 (7)
6
%6.7 (3)
5
%0
4
%2.2 (1)
3
%0
2
%2.2 (1)
1
%0