Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·240 syf.··
2024 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2024 12:03
Virginia Woolf iyi bir iş çıkarmış. 400 yıllık bir süre dilimini bir tek asilzade üzerinden bir büyü ile anlatmayı başarmış. Orlando karakterinin cinsiyet değişimi, istanbul günleri, şair olma denemeleri tek kelime ile olağanüstü. Ek not olarak; Virginia Woolf'un tüm yazılarını ayakta yazdığını biliyor muydunuz? Kız kardeşi Vanessa’nın resim yaparken ayakta durmasından ilham alan Woolf, kendi ilhamını bu şekilde yakalamış ve yazılarını ayakta yazmıştır.
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
Tüm kadınların kendine ait bir odası olması gerektiğini bize öğreten Virginia Woolf bu kitabında da sanatın içimizde yaşattığımız binlerce kimliğimizle iletişim kurmamızdaki rolünü anlatıyor. Bir şiirin peşine takılıp yüzyılları, cinsiyetleri, olasılıkları bükmek, bu zamanın bizi içine sıkıştırdığı tüm kuralların dışına çıkıvermek mümkün! İyi ki geçtin bu dünyadan Virginia Woolf! Pek çok kadının ruhsal annesisin!
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
Virginia Woolf - Orlando
9/10
·230 syf.··
2023 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2023 02:04
Yazar, bu eserini bölümler halinde yazmıştır ve her bölümde kahramanımız Orlanda, toplumsal hayatla ilgili bir şeyler deneyimlemektedir. Bu kitap sahte-biyografik bir eserdir. Virginia Woolf, yakın arkadaşı Vita Sackville-West'in hayatından esinlenerek bu kitabı yazmıştır. Kitabın fantastik yanları da vardır; Orlando'nun 30 yaşından sonra kadına dönüşmesi, 17, 18, 19 ve 20. Yüzyıllardaki tarihi olaylarda yaşıyor olması gibi. •Öncelikle Orlando, çift cinsiyetli bir karakteri anlatıyor. 30 yaşına kadar erkek, 30 yaşından sonra kadın olarak çıkıyor karşımıza. Aslında burada anlatılan şey, o dönemlerde yaşayan kadın-erkek ayrımıdır. Woolf, Orlando'yu toplumsal cinsiyet ayrıcalığını göz önüne alarak, androjenlik olgusu olarak sunmuştur. Orlando, kadın olduğu zamanlarda giydiği etek ve elbiselerden, evinde misafir ağırlamaktan, kadınların toplandığı cemitlereye katılmaktan (günümüzde yapılan 'günler' gibi düşünebilirsiniz) bahsetmektedir. Burada anlatılmak istenen şey ise o dönemde kadınların bunları yapmaktan başka bir şey yapmamaları gerektiği, ve o dönemdeki görevlerinin bunlar olmasıdır. Woolf , edebi yaratıcılığını basmakalıp öğretilere dayalı toplumsal cinsiyet ayrımcılığının tabularını yıkmak için bir araç olarak kullanmıştır. Kahramanımız Orlando, cinsel kimlik özgürlüğünü kazanma noktasında giysileri bir çıkış noktası olarak görmüştür. Erkek ve kadın kıyafetlerine bürünerek hem erkek hem kadın kılığında etrafta özgürce dolaşabilmiştir. Orlando'nun kılıktan kılığa girerek etrafta dolaşması aslında toplumsal cinsiyet kategorilerinin kesin sınırlarına karşı konulmuş bir tepkidir. Kitabı okurken ilk başlarda sıkılmıştım ve "bu ne anlatıyor" düşüncesine kapılmıştım. Fakat sonradan aslında bizlere verdiği önemli mesajları, dönemde yaşanan toplumsal dayatmaları gördüm.
Düşünce
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
6/10
·240 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 23:52
36 yaşında ve 400 yıl yaşayan orlando’nun hikayesini merak ederek okumaya başladığım kitabı zor bitirdim diyebilirim. Ülkelerin geçişleri , yüzyıllar içindeki farklılıkları hoşuma giden tek yön oldu. Orlando sanki hep erkek olarak kaldı bende asla kadın haliyle devam edemedim kitaba sanki o tasvir iyi geçmedi bana. Yazarın diline kitabın sonuna kadar asla alışamadım. Yine de kattıkları için teşekkürler herkese iyi okumalar
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 01:39
-Meşhur bir Virginia Woolf kitabını daha bitirdim. Diğer kitaplarına nazaran biraz daha dili sade ve akıcıydı ama yine o iç konuşmalar,araya girmeler,betimlemeler ile dolu bir kitap olduğu için biraz yorucu açıkçası. -Yazarın kendi hayatıyla da bir nevi örtüşen bir kitapla karşılaşıyorsunuz. Orlando 36 yaşına kadar bir erkek ve bir gece kadına dönüşüyor. Aslında burada yazarın vurguladığı kendi ve kendi gibi olan insanların kimlik arayışı,duyguları,iç dünyaları. Kadın olarak ülkesine dönen birinin yaşadığı zorluklar,önemsenmeyen fikirler ve kadın olmanın zorluklarından bahsediyor. -Virginia Woolf okumayan biri için kitap sıkıcı gelebilir fakat yer yer manik depresif duygular,yer yer kimlik arayışı ve keza melankolik yapısıyla sıra dışı bir fantastik kitap okuyorsunuz. Filmini en kısa zamanda izleyeceğim şimdiden okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum.
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 120. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2024 00:48
Virginia Woolf hanımefendi tarafından yazılıp, 1928'de yayımlanan bu eser, benim yazardan okuduğum ikinci eser oldu. Her şeyden önce, yazım dili gerçekten harika bir eserdi benim için. Akıcılık, anlatımın güzelliği ve dil kullanımının bu kadar efektif olması çok hoşuma gitti. Virginia Woolf'un daha önce, Mrs. Dalloway adlı eserini okumuş ve -büyük ihtimalle- okumam gereken bir zamanda okumadığım için birazcık sıkılmıştım. Eseri okurken sıkıldığımı hatırlasam da yazarın dili hakkındaki düşüncelerim gayet olumluydu o zaman da. (5-6 sene öncesi.) Bu eser de, postmodernizme ait olduğunu kabul edebileceğimiz bir eser. Woolf, bu eserde biyografik bir dil kullanmış ama bunu ironik bir şekilde yapmış. Eser, fantastik bir havada anlatılıyor. Orlando, yazar olmayı isteyen bir karakterdir başlangıçta. Dünyayı diğerlerinden farklı algılayan, yaşadığı yüzyıla uygun davranmaya çalışan bir karakterdir. 16. yüzyılda başlayan hikâyede, zaman tamamen göreceli bir biçimde ele alınmış olup, hikâye 20. yüzyılda son bulur. Hikâyede gördüğümüz çoğu şeyin bu belirsizlikte olması, gerçekliğin de zamanın da, cinsiyet kavramının da göreceli bir şekilde ele alınmış olması oldukça hoşuma giden bir şey oldu. Bu belirsiz havanın getirdiği masalsılık, gerçeküstülük hikâyelerde benim hoşuma gidiyor. Orlando'nun belli bir yaşa kadar erkek olup sonra gizemli bir şekilde kadına dönüşmesi, her iki cinsiyetin de yaşantısını görmüş olması ve kadınların yaşadığı zorlukların onun üzerinden yansıtılması da beni gayet etkiledi. Gerek bu sıkıntılar olsun, gerekse tüm bunlara rağmen istediği gibi bir yazar olabilmiş olması olsun gayet hoştu. Benim bu yıl en beğendiğim kitaplardan biri oldu Orlando. 9/10
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
Leyla Yolalan
Puan vermedi
Orlando, eğlenceli ve oldukça fantastik bir “sahte biyografi”Virginia Woolf, yakın arkadaşı, karizmatik, biseksüel yazar Vita Sackville Weat için kaleme almış bu romanı. 16. yy.da soylu bir ailede doğan Orlando ,kraliçenin himayesindedir. Otuzlu yaşlarında İstanbul’a büyükelçi olarak görevlendirilir. Ancak burada bir gecede cinsiyet değiştirerek kadın olur. Bu süreçte cinsel kimlik bölünmeleri yaşar. Sıkıcı büyükelçilik görevinden kaçarak çingenelerle mutlu günler geçirir.İngiltere’ye döndüğünde hem kadın hem de erkek kıyafetleri giyerek kendini her iki cinsiyette de sorgular. Sonrasında bir denizciye aşık olarak onunla evlenir. Bilinç akışı ve iç monolog tekniğinin çok başarılı kullanıldığı romanda insan psikolojisi ilgi çekici biçimde veriliyor. Detaylı ve uzun betimlemeler zaman zaman okuru zorlayabilir ama sonuçta Virginia Woolf okuyorsunuz.
Roman
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınları · 20222,122 okunma
“Başka bir ben istiyorum.”
9/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2022 67. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 14:16
Virginia Woolf’un yakın arkadaşı biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı OrlandoOrlando, bir nevi sahte bir biyografi. Ama bir biyografiye göre fazlasıyla fantastik, fazlasıyla eğlenceli. Zaten yazar bunu kaleme alırken kendini tatile çıkardığını söylemiş.Tatil dediğin başka yerler görüp yeni şeyler denediğin, eğlendiğin bir aktivite sonuçta. Ama işte, Virginia’nın kafasının karışık işleyen kıvrımlarında bu bir tatili aşıyor, bir şahesere dönüşüyor. “Şu anda olduğum kişiden ölesiye bıktım. Başka bir ben istiyorum.” diyor karakter. Virginia WoolfVirginia Woolf da Orlando’yu tıpkı bir bukalemun gibi renk, biçim, cinsiyet ve kimlik değiştiren bir kahramana dönüştürüyor. 16. Yy da ‘soylu’ bir ailede erkek olarak dünyaya gelen Orlando, yüzyılları sekerek geçiyor , 20.yy da kadın olarak yaşamına devam ediyor. Bir kraliçenin sevgilisiyken bir bakıyorsunuz İstanbul’da büyükelçi olmuş, bir bakıyorsunuz çingenelerin arasında yaşayan biri. Bir bakıyorsunuz Viktoryen dönemin baskıcı sosyal atmosferinin içinde nefes almaya çalışıyor Orlando. “İngiliz havası artık sürekli nemli ve nemli, güneş zor görülüyor” diyerek dönemin muhteşem bir tanımını yapıyor. Bir bakıyorsunuz İstanbul’daki çalkantıların içinde kendini nereye koyacağını düşünüyor. Tarih ve yer gibi Orlando’nun kimliği de, ruh hali de değişken. Özellikle cinsiyet değişimiyle birlikte cinsiyetçi yargıları mizahi ve nükteli biçimde ele alışı bence en can alıcı tarafı. Karakter, biçim ve öz olarak o kadar farklı rollerde çıkıyor ki karşımıza, kafamız karışıyor. Ki Virginia ‘nın istediği tam da bu. Kafalar karışsın, App den indirilip yüklenmiş toplumsal kimlik, cinsiyet rolleri, kültürel değerler, katı ahlaki standartlar birbirine girsin, ve hepsinin aslında ne kadar değişken, saçma ve ezbere olduğu ortaya çıksın.. Virginia malum tatilde
OrlandoVirginia Woolf · İletişim Yayınları · 20212,122 okunma
10/10
·260 syf.·
2018 141. kitabı
Buram buram Virginia Woolf... Böyle diyerek başlamam en uygunuydu. Kendisi "yaşam öyküsü" olarak adlandırmış bu eseri. Kim üç buçuk yüzyıl yaşar ki yaşam öyküsü olsun deriz biz de. Orlando üç buçuk yüzyıl var olsa da, 36 yaşındayken bitiyor kitap. Aslında bu kahramanı ölümsüzleştirmiş sanki Virginia. Orlando onun için biricik aşkı Vita aslında. Oldukça büyüleyici bir ilişki onlarınki. Bazı insanlar tasvip etmese de bu tarz ilişkileri, hayranlık uyandırması kesinlikle inkar edilemez. İkisi de evli üstelik ve karşılıklı ailelerce güven duygularından dolayı anlaşmazlık yok. Hiçbiri bir diğerinin ardından kötü düşüncelerde, kötü yorumlarda bulunmuyor. Hatta aralarındaki bu bağlılık takdir ediliyor. Şimdi onlar öyleyken bize ne bu durumdan? Neden yargılayalım? Kimlik arayışı... Eserde gözler önünde olan bir kavram. Orlando erkek doğup ilk olarak erkek kimliği ile aşk ile tanışıyor. Bu aşk ona acı yaşatıyor sonrasında. Kırılgan, naif yapısını görüyoruz burada. Hassas ruhuna tanık oluyoruz. İhanetle birlikte kabuğuna gömülüyor. Çapkın bir erkekken, aşık olup bağlandığı kadının ihaneti ile ölüyor o ilk olarak. Uyuyor ve ölüyor... Uyandığında yeniden diriliyor. Dirildikçe bambaşka bir insana dönüşüyor. Kaçıyor dünyasından... Kaçtıkça karmaşaya sürükleniyor. Alışılagelmiş Virginia Woolf tekniğinin dışında kalan bir kitap olmasının nedeni ise en kolay anlaşılır kitap özelliği taşıması şeklinde yazıyor her yerde. Kesinlikle doğru bir tespit. Buna rağmen taşlar tam oturmayabilir diye ben kitapla paralel şekilde filmini de izledim. Kitaptaki her sahne olmasa da filmi izlemek netlik kazandırdı. Bir gece yine uyuyor Orlando ve uzun bir ölümün ardından bu sefer kadın olarak diriliyor. Bu durum onda şaşkınlık yaratmıyor. Çünkü burada bize Virginia, cinsiyetin önemsizliğini,
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma
9/10
·260 syf.·
2025 9012. kitabı
Selamm! Şimdi edebiyat dünyasının en kafa açan, en "yok artık" dedirten klasiklerinden birine, Virginia Woolf’un Orlando’sunu inceleyelim … Hazırsanız bu 400 yıllık tuhaf yolculuğu iki paragrafta özetlemeye çalışayım :) Orlando dediğimiz karakter, 16. yüzyılda yakışıklı, soylu bir İngiliz genci olarak mevzuya giriyor ama hikaye ilerledikçe işler iyice fantastik bir hal alıyor elbette … Adamımız yüzyıllarca yaşıyor, yaşlanmıyor ve bir sabah İstanbul’da elçilik yaparken çat diye kadın olarak uyanıyor! Woolf burada aslında "Erkeklik nedir, kadınlık nedir?" diye sormak için zamanı ve biyolojiyi oyun hamuru gibi eğip bükmüşş… ;) 16. yüzyıldan başlayıp 1920’lere kadar uzanan bu macerada Orlando; aşkı, sanatı ve kendi kimliğini ararken aslında tek bir bedende bütün insanlığı temsil ediyor. İngiliz asaletinden Bursa’daki Çingene obalarına kadar uzanan, her satırı zeka fışkıran tam bir "sahte biyografi"ydi bu . ;) Kimler okusuna gelince, "Ben klasiklerden sıkılırım" diyenleri bile ters köşe yapacak kadar eğlenceli ve akıcı ama alt metni bayağı ağır, o yüzden +16 yaş sınırı ideal olur diye düşünüyorum . Toplumsal cinsiyet rollerine, aşka ve zamana farklı bir gözle bakmak isteyenler bu kitaba bayılır. Ama uyarayım; eğer "Mantık hatası ararım, her şey gerçekçi olsun" diyen biriyseniz bu fantastik kurgu sizi biraz gerebilir. Virginia Woolf bu kitabı aslında sevgilisi Vita’ya bir aşk mektubu gibi yazmış, yani içinde çok ince duygular ve derin bir ruh hali var; buna hazırlıklı olanlar direkt başlayabilirler :))… vesselam. Sevgiyle kalın…
OrlandoVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20192,122 okunma

Yazar Hakkında

Virginia WoolfYazar · 55 kitap
Virginia Woolf, İngiliz feminist, yazar, romancı ve eleştirmendir. 1882'de Londra'da dünyaya gelen Virginia Woolf, Victoria devri'nin tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen'ın kızıydı. Annesi ve babası daha önce başkalarıyla evlenmişler, dul kaldıktan sonra ise bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de ilk eşlerinden çocukları vardı. Sir Leslie Stephen'ın ilk eşi, ünlü romancı William Makepeace Thackeray'nın kızıydı. Thackeray'nın eşi akıl hastası olduğundan, Leslie Stephen'ın bu kadından olan kızı Laura, anneannesine çekmiş, yirmi yaşında bir akıl hastahanesine kapatılmıştı. Virginia'nın annesi Julia Duckworth ile Leslie Stephen'ın beş çocukları oldu. Yaş sırasıyla Vanessa, Julian, Thoby, Virginia ve Adrian. Virginia on üç yaşındayken annesi ansızın ölmüştür. Woolf, o yıllarda kadınların ikinci planda kalması nedeni ile okula gönderilememiş fakat babası yardımı ile kendini geliştirmiştir. Kızkardeşi Vanessa Bell daha küçük bir yaşta iken bir ressam olmaya, Virginia Woolf ise bir yazar olmaya karar verir. Kendisini babasının kütüphanesinde geliştiren Virginia Woolf, 1895'de bir gazetede kısa hikâyelerini yayınlatır. Özellikle, Viktorya tarzı yaşamaya karşı olan Virginia Woolf, yazılarında da bundan bahseder. Bloomsbury Grubu 1904'te babasının ölümünden sonra kardeşleriyle Bloomsbury'ye taşınması ise hayatında ciddi bir dönüm noktası olmuştur. Bloomsbury grubu içinde birçok ünlü edebiyatçıyı barındıran ve cinsel konulardaki özgürlükçü tavırlarıyla tanınan bir grup entelektüelden oluşuyordu. Grupta bulunan birçok kişi eşcinsel ya da biseksüeldi. İnsanlar onları etik bir grup olarak görüyorlardı. Grupta John Maynard Keynes, E. M. Forster, Roger Fry, Duncan Grant ve Lytton Strachey gibi ünlü kişiler vardı. Woolf, 1909'da bir süreliğine Lytton Strachey ile nişanlanmıştır. Evliliği Virginia Woolf 1912 yılında Leonard Woolf ile evlenmiştir. Evlilikleri cinsel açıdan yeterli olmasa da, Virginia Woolf için çok önemli olmuştur. Leonard Woolf eşi için bir basımevi kurmuştu ve bu da Virginia Woolf'un yazdığı kitapları yayımlatması için bir fırsat olmuştu. Ölümü Perde Arası romanını yazdığı sıralarda artık kendini yeterince yetenekli hissetmiyor, yeteneğini kaybettiğini düşünüyordu. Her gün savaş korkusu ve yeteneğini kaybetmenin vermiş olduğu stres, dehşet ve korku sonucu ruhsal bunalıma girmiş, 28 Mart 1941'de içinde bulunduğu duruma daha fazla dayanamayıp evlerinin yakınlarında bulunan Ouse nehrine ceplerine taşlar doldurarak atlayıp intihar etmiştir. Virginia Woolf, geride iki intihar mektubu bırakmıştır. Birisi kardeşi Vanessa Bell'e diğeri ise kocası Leonard Woolf'a. "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. O korkunç yeniden yaşayamayacağımı hissediyorum. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum."