Şu dünya hayatında vazifemiz, her türden eylem için geçerli olmak üzere, daha çoğunu yapmak, daha fazlasına sahip olmak, daha görünür, daha güçlü vs. olmak değildir. Dünyaya gelme gerekçemize muvafık olarak yaşamak ve efendice çekip gitmektir.
İslâm, sadece namaz, oruç, hac, zekât değildir; sadece sakal, sarık, cübbe değildir; sadece başörtüsü, çarşaf, saye, harmani, peçe, şalvar değildir; sadece savaş, kılıç kalkan değildir; İslâm tek yönlü, sığ, tek, yeknesak, monoton, bir atımlık, göstermelik gayret değildir. Bilâkis İslâm özge ve yüce bir yaşam biçimidir, bir ömür boyu daimidir.
Bayram, sıradan bir gün değildir. Bayram, Allah'a ait bir gündür. Allah'ın (ﷻ) bize ikram ettiği bir gündür. O hâlde biz de bu günleri ikramla geçirmeliyiz. Elimizden geldiğince çevremize ikramda bulunmalı, insanları güler yüzle karşılamalı, bir araya geldiğimiz herkesi en güzel şekilde ağırlamalıyız. Bu sadece maddi ikram değildir; kalbî, ahlâki ve ruhî bir ikramdır. Gönül almaktır, tebessüm etmektir, hâl- hatır sormaktır. Bayram, başkalarının tebessümünde kendi huzurumuzu bulduğumuz gündür.
Adam harcamak kolaydır, kazanmak zor, öldürmek kolaydır, yaşatmak zor; yakıp yıkmak kolaydır, yapmak ve onarmak zor; dargınlık, düşmanlık kolaydır, sevmek ve dostluk kurmak zor! Biz zor ve zahmetli de olsa, Allah'ın razı ve hoşnut olacağı yolu seçmeliyiz.