Kütüphanemin Aylak Kitabı
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İncelemede spoiler olabilecek alıntılar vardır! İlk 50-60 sayfasında asla kitabın içine giremediğim, hangi karakterin bakış açısını okuduğumu bile anlamadığım, defalarca baştan başladığım bu kitabı bugün böylesine seveceğimi söyleseler inanmazdım. Aylarca kendimi okumak için zorladım çünkü almıştım bir kere. Babası gibi olmak istemeyen, ancak farkında olmadan babasından izler taşıyan C. Erkekler için Adako kadınlar için Kuyara terimlerini kullanır. "Ağaç dalı kopleksi" ve "Kumda yatmanın rahatlığı" Adako, ağacın dallarının gövdeden ayrılıp olabildiğince uzaklaşma eğilimini anlatır. Kuyara ise alışılmış hayatın sürüp gitmesi. Sonra fark edilir ki Adako olduğu sanılan C. aslında Adako değildir. O farkında olmadan uzadıkça budanan bir ağaçtır. Ancak onun ve bizim bunu fark etmemiz Ayşe sayesinde olur. C.nin kadın bacaklarına olan ilgisini fark eden Ayşe, merak edip bunun nedenini sorar. Diyalogların devamında C. küçükken babası ve teyzesi ile yaşadıklarını anlatır. Çocukluğuna dair güzel şeyleri simgeleyen teyzesini babasıyla uygunsuz bir anda yakalamış ve babasının üzerine yürümüş, bu sırada babasını kulağını çekmesiyle kulağı yırtılmıştır. Hayatını babası gibi olmamak üzerine yaşamıştır. “Okuldan suratımda çürükler, tırnak yaralarıyla döndüğüm günler babam, "Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk," derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım. "Büyüyünce bıyık bırakmayacam" derdim kendi kendime. Ertesi gün daha çok dövüşürdüm. Ötekiler benden yıldılar. Öğretmenler babama yazarlardı. İyi ki okumamı istemiyordu. Yoksa ona inat okumazdım. "Okuyup da ne olacak? İş adamı olmalı," derdi. Teyzem ona çıkışırken, ben iş adamı olmamaya karar verdim. Bazı kere teyzem bana büyüyünce ne olacağımı sorardı. "Bilmiyorum," derdim. "Komisyoncu olmayacam ben."
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Aylak Adam'a aylak ve kısa bir bakış..
Puan vermedi
*eser miktarda spoiler içerebilir. ürünlerimizde domuz yağı ve türevleri kesinlikle ihtiva etmemektedir. :) Dış Değerlendirme: İlk baskı: Varlık Yayınları, İstanbul. İncelenen baskı: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Sayfa Sayısı : 160 Boyut : 13.5 x 21 cm Tekrar Baskı : 50. Baskı / 03.2017 İç Değerlendirme: Mekân: İstanbul ve yazarın kendi tahayyül ettiği ideal mekân dilimi. Zaman: Şimdiki zaman ve bilinç akışı tekniği ile geçmiş zamana dönme Kişiler: Bay C, Baba, Anne, Teyze, Şaşı Kadın, Hizmetçi, Ayşe, Güler, Avukat, Üniversite Öğrencileri, Selim, Haluk ve bazı isimsiz kişiler. Dil ve Üslûp: Türkiye Türkçesi ve İstanbul ağzı ile kaleme alınmış yazım kuralları, noktalama işaretleri ve dönemin özelliklerine aykırı bir dil kullanılmamış. Yusuf Atılgan, eserlerinde yalnızlık, yabancılaşma, kötümserlik, aşk, intihar, kadın – erkek ilişkileri, dışlanmışlık, erotizm gibi konuları işleyen ve edebiyatımızın ‘’ bunalım edebiyatı’’ kanadının en önemli kalemlerindendir. Aylak Adam kış, ilkbahar, yaz ve güz olarak dört bölümden meydana gelir. Atılgan, bu romanında kullandığı anlatım teknikleri bakımından esere üst düzey bir kimlik kazandırır. Yapıtının konu, izlek ve amacına uygun olan anlatım tekniklerini kullanarak okuyucusuna ulaşmak ister. Bildiğimiz üzere klasik anlatı türleri yapı ve içerik bakımından karmaşık değildir ancak modern ve post modern anlatı türlerinde yeni anlatım tekniklerinin kullanılması söylem çeşitliliğin de artmasını sağlamıştır. 20.yüzyıl romanını klasik romandan ayıran en önemli özelliklerinden biri olan anlatım olanaklarının çeşitlenmesi ve bunda şüphesiz öznel zaman anlayışının ve bilinçaltının keşfedilmesinin rolü büyüktür. Bu şekilde birçok anlatım tekniğinin yazar tarafından serbestçe kullanıldığı eserler post modern edebiyatının söylem
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·192 syf.··
2024 19. kitabı
Oğuz Atay'a hayran bir okur olarak onun neden bu denli Yusuf Atılgan'dan etkilenmiş olduğunu az çok anlayabildim. Karakterin bir isminin bile olmayışı belki de yalnızlığının en büyük göstergesiydi. Büyük büyük fikirleri, eleştirileri okurken tek amacının saf sevgiyi bulmak oluşu dayanılmaz. Beni en çok etkileyen kısmı (sf. 153) "Hiç kimse erkek yaratılmanın azabını benim kadar çekmemiştir." cümlesi oldu. Ve Ayşe'nin günlüğünde okuduğu babasıyla ilgili cümle. Ne kadar ağır. Toplumdaki herkesin başkalarını da hayatlarına katarak yaşadığından yakınıyor hiç bir zaman onlar olmadan tek başımıza olamayacak mıyız diye soruyor. Ne kadar haklı kafamızın içinde her gün başkaları da yaşıyor. Yazar kitabın bir çok yerinde insanları eleştiriyor hepsinde en az bir kez durup kendime bakmak zorunda hissettim. Benim tutunduğm köprüm neydi mesela? "Kuyara" alışılmış tatların sürüp gitmesi. "Adako" Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçış. Bu kelimeleri açıklarken karakter kendini aylak adam olarak tarif ediyor hep kaçış halinde. Ama içten içe kök salmak istediği biri var. Kitabın içinde 3-5 sayfa söz edilen karakterler için bile ayrı bir köşede üzüldüm. Yusuf Atılgan'ın sadece fikirleri kazınmadı kafama. Freud'un incelediği ne çok tramva anlatılmış ki kalbime de işledi yazılanlar. Olric yoktu fakat C. hiç susmadı kendisiyle konuşurken. Rahatınız kaçsın isterseniz hemen okuyun derim.
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 11. kitabı
Toplumda dayatılan kalıpların dışında yaşayan bu aylak adamın kendi ailesinden, sarhoş kötü kalpli babasından ve idareci -kendi gözünde bir melek olan- teyzesinden kalan travmalarının, kendi ilişki desenine nasıl yansıdığını görüyoruz. Kapıldığı ve kaçtığı olguların aynı oluşunu, belki hiç bulunamayacak olan kafasındaki o kadını, alışkanlıklardan ölesiye kaçınmasını, çokça gözlemlediği, karşı çıktığı her şeyi adeta yaşıyoruz. Aylak adam kendi türettiği adako(ağaç dalı kompleksi) ve kuyara(kumda yatma rahatlığı) terimlerini, eril ve dişil olarak ayırmış, kendisini de ağacın köklerinden kurtulmak istercesine özgürce ayrılan bir ağaç dalı olarak düşünmüştür. Bu bağlamda düşündüğümüzde onun kalabalık bir toplumda “eli paketli düzgün adam” olmaktan çok, “iki kişilik toplumlarda” kendisi olarak kalmayı tercih etmesi daha mantıklı geliyor. İçinde az biraz aynı aylaklığı hisseden herkesin kitabın son paragrafını içselleştirdiği bir gerçek. Zorunlu bir vazgeçiş ve kabullenme içeren o satırlar ise şöyle: “Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.”
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Adako
10/10
·192 syf.··
2024 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2024 23:28
Çıkıp İstanbul sokaklarında amaçsızca dolaşmak kendine üç günlük bir iş icat edip şehrin sokak adlarını toplayıp not edip üstüne düşünmek,oturduğu bir lokantadan insanları gözlemlemek ve ne işle uğraştıklarını tahmin etmeye çalışmak.Bay C babasından kalan hatırı sayılır miras sayesinde bohem bir hayat sürerek aylaklığın hakkını veriyordu. Yusuf Atılgan bu romanda aile, evlilik çocuk, düzen ve alışkanlıklar gibi yerleşik değerlere nefret duyan bir karakterle bizi tanıştırıyor ve bu nefretin sebebini satır aralarında okuyucuya anlatıyor. Bay C idealindeki aşkını bulmak için inancını kaybetmez ve bu kişi ile iki kişilik toplum olma özlemini içinde taşır ,kadınlarla ilişki içinde olur fakat onlara ilişmez çünkü köklerinden getirdiği travmalarla yüzleşemediğinden ilişkinin yürümemesinin sorumluluğunu hep ötekilere yükler. Aylak Adam Bay C, Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanını yazmasına şu sözleri ile ilham olmuştur: Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır.Gülünçlüğünü fark etmez. Ben, toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın! Bay C, Selim Işık ,Hikmet Benol ve daha niceleri her birinin ontolojik kaygılarının yansımaları bu değerli eserlerin çıkış noktasını oluşturuyorYusuf Atılgan varlığı manalı hale getirmek için aile, statü meslek ve diğer maddi araçların yeterli olmadığı mesajını veriyor okuyucuya. .
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2024 4. kitabı
·
"...Kuyara ile Adako, dedi. -Ne o? Bir ilkçağ trajedisinin adı mı? Paleti bırakıp gittim yanına oturdum. Bütün çağların trajedisi bu, Kuyara; 'Kumda yatma rahatlığı Adako: 'Ağaç dalı kompleksi. Şimdi kumda yattığım için kuyara diyorum. Daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı. Ya adako? Ağaç dalındaki, gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir kaçıştır bu. Özgürlüğe susamışlıktır. Buna ben 'ağaç dalı kompleksi' diyorum. Genç hastalığıdır. Çoğunlukla Kuyara dişidir. Adako erkek. Pek seyrek cins değiştirdikleri de olur. Ağaç dalı kompleksine tutulmuş kişi tedirgindir. İnsanların ağaç dallarımı budayıp gövdeye yaklaştırdıkları gibi, yakınları onun içindeki bu Adako'yu da budarlar. Onu gövdeden ayırmamak için ellerinden geleni yaparlar. Kimi insana ne yapılsa yararı olmaz. Asi daldır o. Ayrılır. Balta işlemez ona. Sustu. İki sigara yakıp birini bana verdi..." Kitabımız "Aylak Adam". Baş kahramanımız C. belki cenk belki cem can her neyse... Okurken bir anda yarım bıraktığım Tutunamayanlar'ı okur gibi hissettim sy 320ler gibi... Tabi yine tutunamadık... Aylak adam ama aylaklık yapabilme hakkına sahip bir aylak adam bazılarımızın aksine. Anayurt Oteli'ne kıyasla daha beğendiğimi söyleyebilirim. Okumaktan keyif aldığım bir kitaptı tavsiye edilir.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma