Türk Edebiyatında kült statüsünde olup, zamanında tavsiye edilen 100 eser içinde yer alırken içerdiği müstehcen unsurlar yüzünden sonradan bu listeden çıkarılmış bir roman. Psikolojik ögelerin simgeler vasıtası ile oldukça yoğun kullanıldığı görülen bu eser küçük hacmine karşın dingin bir kafa ile dikkatle okunmayı gerektiriyor. Temelde bireyin yalnızlaşması sonucu hayatın da anlamsızlaşmasını işleyen kitap insanın sonuçlarını düşünmez ya da olacakları önemsemez ise her türlü şeyi yapabilecek potansiyele sahip bir canlı olduğunu ana kahraman Zebercet üzerinden anlatıyor.
Bundan sonrası kendim için notlardır ve "alıntıdır" - SPOILER-
kitapveyazar.wordpress.com/2019/03/29/yusu...
Olaylar 1963 yılında, bir tren istasyonu yakınlarında bulunan Anayurt Oteli’nde yaşanır. Romanın ana karakteri, tüm hayatı eski bir konaktan bozma bu otelde geçen Zebercet’tir. Otelde doğmuş, babasının yanında otelde çalışmış, askerlik dönemi haricinde otelden dışarı çıkmamıştır. Hatta yalnızca kendisi değil annesi de burada doğmuştur. İlkokuldan sonra annesini, askerden döndükten hemen sonra ise babasını kaybetmiştir. Babasının ölümü üzerine de otelin tüm işleri kendisine kalmıştır.
Günleri tekdüze biçimde geçmekte, otelden dışarı nadiren çıkmaktadır. Yaşamının anlamsızlığına varması ve değiştirmek istemesi ise bir gece gecikmeli Ankara treni ile gelip otelde kalan kadın ile birlikte başlar.
Kadın, otelde yalnızca bir gece kalmıştır. Kimlik vermediği için ismini dahi bilmediği bu kadına karşı Zebercet büyük bir takıntı geliştirir. Kadınla ilgili her ayrıntı hakkında uzun uzun düşünmeye başlar. Kadın gittikten sonra kaldığı odayı değiştirmeden bırakır. Açık unuttuğu ışığı kapatmaz, eşyaların yerini değiştirmez. Zaman zaman odaya girerek
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma