adastraperasperabooks

adastraperasperabooks
@adastraperasperabooks
reader book reviews • quotes
Puan vermedi·504 syf.··
2025 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 21:24
Hikaye, meşhur bir gazeteci olan Ezgi Sezgin'in doğup büyüdüğü şehre, Yenikent'e dönüşüyle başlıyor. Yenikent, haritada belirsiz bir nokta, aslında var olmayan, kurmaca bir şehir. İstanbul'a yakın ama hayatın hala daha yavaş aktığı, insanların birbirini tanıdığı, öte yandan bir o kadar kasvetli, huzursuz bir kent. İşinde ve özel hayatında yaşadığı değişimler neticesinde İstanbul'daki yoğun ve yorucu hayatını geride bırakıyor Ezgi. Ve oğlu Batu ile birlikte, yıllar sonra yeniden Yenikent'te buluyor kendini. Ezgi'nin şehre gelişinden çok kısa bir süre sonra Sedef adında genç bir kadının öldürülmesi ise, onu ve beraberinde pek çok insanı karmaşık bir cinayetin ve ilişkiler ağının içine sürüklüyor. Temposu her daim yüksek, merak unsurunu elden bırakmayan ve oldukça sürükleyici bir roman, Sonra Gözler Görür. Her bölüm sonunda "Acaba devamında ne olacak?" diye düşündürdüğü için elimden bırakamadım ve çok kısa bir sürede bitirdim. Hikaye görünürde bir cinayet soruşturmasının etrafında dönüyor olsa da, bir noktada katilin kim olduğundan ziyade karakterlerin ilişkilerine, gizli kalmış sırlarına, iç hesaplaşmalarına dalıyoruz. Her bir karakter hem iyi hem kusurlu yanlarıyla çıkıyor karşımıza. Kimine kızıyoruz, kimini hiç sevmiyoruz, kimini anlıyoruz, hepsi sanki bir yerlerden tanıyormuşuz gibi hissettiriyor. Hikmet Hükümenoğlu'nun yalın ama gerçekçi anlatımı da hikayeyi etkileyici bir hale getiriyor.
Sonra Gözler GörürHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20241,338 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·240 syf.··
2025 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2025 13:00
''Unutursam benden ne kalır geriye? Unutmazsam nasıl taşırım?'' 90'lardan 2000'lere uzanan, hatırlamakla unutmak, gerçekle hayal, rüyayla kabus arasında gidip gelen bir yolculuk, Hatırlamanın ve Unutuşun Kitabı. Bir kış günü, dışarıda lapa lapa kar yağarken hasta yatağında bilinci gidip gelen bir adamın, onun başında bekleyen, onu gözleyen bir kadının ve toplumsal olayların, siyasi çatışmaların, iç hesaplaşmaların hikayesi. Yıllar önce yine bir hastane odasında kesişiyor adamla kadının yolları. Kadın genç bir asistan doktor henüz, mecburi hizmeti için geldiği bu Doğu şehrinde, hastaneye yaralı olarak geliyor adam ve böylelikle tanışıyorlar. Birlikte geçirdikleri günlerin, ayrılıklarının, yeniden barışmalarının ardından, yine bir hastane odasında hikayeleri sona eriyor. Geçirdiği bir kaza sonucu yaralanan adam bir daha eski sağlığına kavuşabilecek mi, eskisi gibi olabilecek mi, meçhul. Zaman zaman uyutularak, ağır ilaçlar verilerek takip edildiği bu süreçte, düşünceleri birbirinden kopuk, hatıraları gerçek mi yoksa belleğinin uydurması mı, emin olamıyoruz. Her iki karakterin de birbiri ardına gelen iç monologları, hatırlamak ve unutmak istedikleri arasında geziniyoruz roman boyu. Hikayenin geçtiği dönem, Türkiye'nin neredeyse yarım yüz yıllık sancılarını, kanayan yarasını kapsıyor. Devlet içinde, üst kademelerde görev alıyor adam. Çocukluk yıllarında yaşadığı dışlanmışlık, hiç tanımadığı babasına duyduğu hınç, Bavpir diye andığı dedesine duyduğu saygıya karışan hayranlık, en tepeye, iktidara sürüklüyor onu. Ancak ölüme bu denli yaklaşmışken duyduğu vicdan azabı ve suçluluk mu, bunca yıl doğru saydıklarının önemini yitirişi mi, bilinmez, iç hesaplaşmasını, kendiyle yüzleşmesini de okuyoruz. Baştan sona akıp giden bir kurgusu yok kitabın. Geçmişle bugün arasında gidip
Hatırlamanın ve Unutuşun KitabıOya Baydar · Can Yayınları · 2024186 okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2024 3. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 00:00
Kitapta da geçtiği üzere, dünyadaki her şeyde olduğu gibi kitap okumak için de doğru bir zaman var ve o zaman geldiğinde okuduğumuz kitap iyileştirici bir etki bırakıyor insanın ruhunda. Hyunam-Dong Kitabevi de benim için o kitaplardan. İlk olarak geçtiğimiz yıl okumuştum kitabı, tam da ihtiyacım olan zamanda karşıma çıktığını düşünmüş, bende iz bırakan cümleler, karakterler arasında bir yolculuğa çıkmıştım. Bu kez, ilk defa katıldığım bir kitap kulübü sayesinde yeniden okudum kitabı. Unuttuğum, ilk okumada üzerinde durmadığım pek çok kısımla birlikte, öncekine benzer hisleri tattığım bir okuma oldu. Tükenmişlik hissiyle eski hayatını terk eden Youngju, kariyerini bırakır, eşinden boşanır ve çocukluğundan beri kurduğu hayalini gerçekleştirerek, Hyunam-Dong Mahallesi'nde bir kitabevi açar. Başlarda duygularıyla baş etmesi o kadar zordur ki, kendine ait bu alanda, kitap okuyarak ve ağlayarak geçirdiği günlerde, kitabevini ziyaret eden müşteriler Youngju'yu rahatsız etmekten bir hayli çekinir. Ancak zamanla gözyaşları tükenir Youngju'nun, iyileşmeye başlar, hayallerinin peşinden giderek kurduğu bu kitabevini ayakta tutabilmek için neler yapması gerektiği üzerine çabalar. Böylelikle Seul'un şirin bir mahallesinde yer alan Hyunam-Dong Kitabevi, hem müşterileri hem çalışanları hem de Youngju için bir sığınağa dönüşür. Kitabevinin baristası Minjun'dan Jungseo'ya, yazar Seungwoo'dan lise öğrencisi Minchul'a, geçmişinde kırgınlıklar, kızgınlıklar, başarısızlıklar dolu olan, hayatı nasıl yaşaması gerektiğini sorgulayan, bazen tüm bu duygularla nasıl baş edeceğini bilemeyen, birbirinden renkli karakterlerde kendinizden bir parça bulabilirsiniz okurken. Mesela her iki okuyuşumda da Minjun'u kendime çok yakın hissettim. Yıllarca okuyup üniversite bitirdikten sonra işsizlikle
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2025 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2025 22:50
"Memleket, bahçe içinde, kırık dökük ama temiz ve tertipli, kireç boyalı, duvarlarına kızartmayla tüp gaz kokusu sinmiş tek katlı bir evdi. Anlatıla anlatıla bitirilemeyen, havasında ve suyunda bile nice kerametler, sihirler saklayan, babasının dinlediği tıngır mıngır türkülere, annesinin gözünden yaş döke döke ablasına yazdırdığı mektuplara sığmayan o yoksul ama mağrur, ezgin ama güneşli, güzel ama bahtsız memleket, karşılıklı iki divan, iki de koltuktu. Uzun, hem de çok uzun bir yolculuğun sonunda varılan vatan toprağı, sayısı şuncacık evi güçbela dolduracak kadar olan birkaç güler yüzlü, sevinçli insandı." 1980 yazında, Almanya'dan memlekete gelen bir gurbetçi ailesinin en küçük çocuğudur Münevver. Babasının dilinden düşürmediği, günlerdir direksiyon sallamaktan bitap düştüğü halde sınıra yaklaştıkça coşku ve neşeyle dolduğu memleket, Almanya'da doğup büyümüş Münevver için bambaşka ve keşfedilmeyi bekleyen bir dünyadır. 80'ler Türkiye'sinde, sıkıyönetimin, sağ - sol çatışmalarının, yoksulluğun gölgesinde, yarı aç yarı tok olduğu halde elindekini paylaşmayı bilen, her daim birbirinin yardımına koşan, neşesini kaybetmeyen mahalleli, Münevver'i hemen benimser. Münevver için de sokaklarında sabahtan akşama doyasıya oynadığı, geceleri yıldızları izleyip dilek tuttuğu, arkadaşlığı, dostluğu öğrendiği, birlikte gülüp birlikte ağladığı insanlarla dolu bu memlekette geçirdiği yaz tatili unutulmaz olur. Mahir Ünsal Eriş'in sade, samimi üslubu ile, gülümseten, hüzünlendiren, yer yer iç sızlatan bir çocukluk hikayesi Tatil Kitabı. Münevver'in bitmek bilmez merakı, bilmediği bu memlekette her şeyi öğrenmeye, tecrübe etmeye duyduğu sonsuz istek, çocukluğun o tasasızlığı, öte yandan küçücük kalbiyle ailesine duyduğu kırgınlık, kızgınlık gerçekçi bir dille anlatılmıştı. Adeta bir
Tatil KitabıMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 2024656 okunma
Puan vermedi·151 syf.··
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 00:20
"Saplantılı aşıklar, hayaletlerinden kurtulamayanlar... terk edip gidenler, aptal ve yalnız hissedenler... hayatın son demlerindeki Cemil Beyler, yaşamı güzelleştiren kedi bireyler..." On iki öyküden oluşan Aşklar ve Hayaletler, sıradan, bir o kadar hayatın içinden karakterleriyle günümüz insanına, günümüz dertlerine yer veriyor. Atanamayan öğretmenler, evlerine sıkışmış gençler, yoksulluğun içinde var olmaya çalışan kadınlar... Her biri tanıdık hissettiren bu karakterleri kimi zaman anlıyoruz, yer yer onlara kızıyoruz, bazen hareketlerinden, söylemlerinden bir hayli rahatsızlık duyuyoruz. Duygudan duyguya sürükleyen, hala tabu olarak kabul edilen ama hayatın içinde var olan temalara değinen, sade ama bir o kadar etkili diliyle, okuması keyifli bir kitaptı. Kolektif acılarımızı, kaybı, depresyonu bu denli çarpıcı bir şekilde sunan Evdeki Yabancı isimli öykü en sevdiğim oldu.
Aşklar ve HayaletlerAyşe Burçak · İletişim Yayınları · 202591 okunma