“Kitaplara ne kadar çok yer verirseniz verin, asla yetinmezler. Önce, duvarları işgal ederler. Ardından adım attıkları her yeri kaplamaya başlarlar. Evin kitaplardan nasibini almayacak tek köşesi tavanıdır.”
Sırp yazar Zoran Zivkoviç, 2003 Dünya Fantezi Ödülü (World Fantasy Award 2003) sahibi eseri Başka Zaman Kütüphaneleri ile, kitaplara ve kütüphanelere dair hayalgücünün ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Altı farklı hikaye, altı farklı kütüphane ve her biri kelimenin tam anlamıyla akıl sır erdirilemeyecek olaylarla karşı karşıya kalan karakterler karşılıyor bizi.
İlk bölüm, dünyadaki bütün kitapları bulundurduğunu vadeden bir Sanal Kütüphane'ye dair. Ana karakterimiz olan yazar, o zamana kadar yazmış oldukları ve henüz yazmadıkları dahil tüm kitaplarının birer kopyasını bulunduran bu kütüphaneye dair gizemi çözmeye çalışırken bir hayli zorlanıyor, öfkeleniyor.
İkinci bölümde bir oda dolusu dünya klasiğinden oluşan Ev Kütüphanesi bekliyor bizi. Kapısının önündeki posta kutusunu her açtığında başka bir cilt buluyor ana karakterimiz ve her birini ince hesaplamalarla yukarı taşıyarak küçük apartman dairesini bir ev kütüphanesine dönüştürüyor.
Kapanış saatini biraz geçirerek kütüphaneye ulaşan ve bir anda kütüphanede kilitli kalan, üstelik hafta sonu boyunca burada mahsur kalacağını düşünen kahramanımızın yer aldığı üçüncü hikayedeyse, bir anda bir Gece Kütüphanesi'nde buluyoruz kendimizi. Burada, o ana kadar dünya üzerinde yaşamış herkesin hayat hikayeleri bulunuyor. Üstelik bu kütüphanede zaman dışarıdakinden bir hayli yavaş işliyor.
Cehennem Kütüphanesi isimli dördüncü bölümde, kahramanımız adından da anlaşılacağı üzere cehennemde. Ancak beklediğinin aksine ateşte yakılmak, kızgın yağda kaynamak, paramparça edilmek gibi cezalar yok burada. Buraya düşen herkesi ebedi bir okuma bekliyor. “Terapi” olarak adlandırıyorlar bu yöntemi, cehennemde sonsuza kadar kitap okumak zorunda kalanlar içinse bu bir ödül mü yoksa ceza mı, muamma.
En Küçük Kütüphane ve Soylu
İnsanları sevmek ve kendine sevilme izni vermek büyük bir inanç sıçraması. Gözlerini kapayıp bir uçurumdan kendini hiçliğe bırakmak ve düşeceğine değil de uçacağına inanmak gibi.